5 Şubat 2012 Pazar

Işıklar içinde kaldım, yandım efendim..

karanlıktaydım.. doğdum.. ışığa hapsoldum.. yiten karanlığıma ağladım.. hiç susmadım.. her yer kararsın istedim.. büyümeye başladım.. ben büyüdükçe hayallerim de büyüdü.. engel olamadım.. hayallerimden hep korktum.. ışığı merak ediyordu hayallerim.. hayallerimin esiri oldum.. hayallerimin imkansızlığını idrak edince ruhum karanlığa gömüldü.. ışığa bakmak ölüm gibi geldi.. hayat yolunda yürürken hep kafamı eğdim, önüme baktım.. gelecekten hep korktum.. korktukça büyüdüm, büyüdükçe küçüldüm.. ışığın cazibesiyle debelenirken karanlığa alıştım.. gözlerim karanlıktakileri daha iyi seçer oldu.. didik didik ettim karanlığı.. buldum onu.. ruhumu, karanlığımı teslim ettim.. her yer aydınlandı.. güneş, günüme aydı.. gözlerim kamaştı.. mutluluğa koştum.. hiçbir şey göremedim.. geleceğe çarptım.. karanlığım aydınlığımla çatıştı.. teslim olmuş ruhum gitgide ufalandı.. bir daha ayağa kalkamadım.. güneş arkasını döndü bana.. ışığımdan uzak kaldım.. alışmıştım.. yine karanlıktayım.. bu sefer hiçbir şey göremiyorum.. gözlerim karanlığa bir türlü alışamıyor.. ruhum alev alev yanıyor.. ama ateşimin ışığını kimse görmüyor.. zifiri karanlıkta renksiz ve ışıksız alevlerle boğuşuyorum.. karanlığıma hapsoluyorum.. karanlığımı çok istiyorum.. ışıklar içinde kalmayı da.. ruhum yok oluyor.. mucize istiyorum.. olmuyor.. karanlık uykularım yetmiyor canımın acımamasına yetmiyor.. çünkü güne uyanıyorum her seferinde.. güne uyanmayı istemiyorum.. ışık toprağa giremiyor.. karanlık beni çağırıyor.. gidiyorum..

5 Kişi Üşenmedi:

dinamo dedi ki...

Bu derece samimi ve kişisel bir yazı için herhangi bir yorum manasız olacaktı.
O sebeple E.M.Cihoran'dan GECEYE DİRENMEME bölümünün bir kısmını buraya eklemeye karar verdim.
''Başlangıçta ışığa doğru ilerlediğimizi sanırız; sonra o hedefsiz yürüyüşten yorulur ve kendimizi yere bırakırız: Gitgide yumuşayan toprak artık bizi taşımaz: Açılır.Güneşli bir sona götüren bir güzergahı boş yere izlemeye uğraşsak da, içimizde ve altımızda koyu karanlıklar genleşir. Kaymamız sırasında bizi aydınlatacak hiç bir pırıltı olmaz: Uçurum bizi çağırır ve onu dinleriz.Olmak istediğimiz her şey, bizi daha yukarıya yükseltme gücünü gösterememiş her şey, hala üzerimizde durur. Vaktiyle zirvelere aşık olan, sonra da hayal kırıklığına uğrayan bizler, sonunda düşüşümüze canı yürekten bağlanırız; tuhaf bir infazın aletleri olarak koyu karanlıkların sınırına, geceye bağlı alınyazımızın hudutlarına dokunma yanılsamasıyla büyülenerek, düşüşümüzü tamamlamak için acele ederiz.
..........................
Ama yine de bu düşüş-bazı dinlenme anları dışında- görkemli ve lirik olmaktan uzaktır. Genellikle bir gece çirkefinin içine, ışık kadar vasat olan bir karanlığa saplanırız... Hayat artık alacakaranlık içinde bir uyuşukluktan, pırıltılar ve gölgeler arasında bir cansızlıktan, o iç güneşin bir karikatüründen ibarettir yalnızca. Hiçten fazla olduğumuzu kanıtlayan hiçbir şey yoktur.
.................................
Ama parıldamalarımız anlıktır; düşüşler kuralımızdır. Hayat her an çürümekte olandır, tekdüze bir ışık kaybı, gecenin içinde yavan bir dağılmadır,asasız, halesiz, aylasız...''

Barakuda dedi ki...

yuh muhteşem yazmış.. ayar yedim resmen şu an.. beceremediğimi adam olabilecek en üst düzeyde yazmış.. vay anasını.. eser nedir daha detaylı yazarsan sevinirim.. merak ettim..

dinamo dedi ki...

Emil Michel Cioran , Çürümenin Kitabı, Metis Yayıncılık- bu kitap.
Burukluk diye bir kitabı var onu da sevebilirsin belki.
İşte burada Türkçe külliyatı,
http://www.kitapyurdu.com/yazar/default.asp?id=8301

Barakuda dedi ki...

hahah.. idefix'ten 2 ay önce toplu bi kitap alımı yapmıştım, bu kitap da varmış meğer içinde :) unutmuştum.. iyi oldu.. okurum mutlaka.. teşekkürler..

dinamo dedi ki...

est, ben teşekkür ederim asıl. yazdığınız yazıyı okuduğumda aklıma başka bir metin geldi ama onu çıkaramıyorum sonra bu metinle karşılaştım kitaplar arasında , bana da bir vesile oldu. şimdi yeniden göz atacağım ben de.

Related Posts with Thumbnails