10 Şubat 2012 Cuma
The Help
Muhteşem.. Koyarım 100 dakika susmalı sanat filminize.. Koyarım süper kadrolu, sansasyonel ama senaryosu kıt filminize.. Koyarım korku filminize.. Koyarım siyasi mesaj vereceğim diye hikaye oluşturmayı bir kenara itmenize.. Koyarım salt aksiyonla gişe yapma sevdanıza.. Koyarım sex sells çakallığınıza.. Koyarım hepinize.. The Help de bütün dünyaya koyar.. Sinema bu işte.. En ufak bir ego tatmini çabası veya kolaycılık barındırmadan nasıl muhteşem bir film çekilir? Cevabı The Help..
Şimdilerde özgürlüğün, demokrasinin, hoşgörünün kalesi gibi gösterilen orospu çocuğu ABD'nin karanlık yüzünü, ırkçılığı dibine kadar görüyoruz bu filmde.. Siyahilere ve diğer ırklara, çok kısa süre önceye kadar yoğun şekilde, günümüzde de yadsınamaz düzeyde dayatılan faşizan uygulamalardan çoğu kişi haberdardır.. The Help'te de bırakın ikinci sınıf insan muamelesini, insan muamelesi dahi görmeyen siyahilerin hayat mücadelesine bir grup hizmetçi kadın özelinde konuk oluyoruz..
Hiyerarşinin, gösterişin ve ayrımcılığın dibine kadar var olduğu Jackson kentinde bir tarafta erk sahibi beyazlar, bir tarafta da köle gibi çalıştırılan siyahlar.. Bu kadar keskin ve sert bir konunun şiddetten ve ajitasyondan uzak bir biçimde aktarılması filmin değeri kat kat arttırmış.. The Help'te sadece kırılmış kalpleri, haksızlığa karşı çıkışı, beyin ve fikir mücadelesini görüyoruz.. Ve bu da filmin naifliğine naiflik katıyor..
Irkçılık demokrasi vs demişken.. ABD'ye sövelim, orospu çocuğu diyelim, dünyanın anasını sikti vs diyelim tamam da, adamlardan böyle özeleştiri niteliğinde, kendine feci çakan, biz bir zamanlar böyle bir bok yedik diyen bir film çıkabilmesini ve ülke çapında popüler olup sürüyle oscar adaylığı alabilmesini de gözden kaçırmayalım.. Bu kim ne derse desin takdire şayandır.. Yiyorsa bizimkilerden çıksın böyle film ha ne dersiniz? Devletin yaptığı tonla katliamı çeksinler hadi.. Nerdee..
Bir de şu var.. Irkçılığın her türlüsü iğrenç ve şerefsizce bir şey ancak, beterin beteri var emin olun.. Renk ırkçılığı daha aleni ve bilinen, farkında olunan bir şey.. Ya bizim ülkemizdeki ırkçılığa ne demeli? En boktanı ve en tehlikelisi var bizde.. Din, mezhep, doğduğun yer, genlerin.. Gizlenmeye çalışılan fakat her kaos ortamında en şiddetli haliyle gün yüzüne çıkan ırkçılık.. Dolayısıyla da faşizmin kralı.. Var bunlar.. Yok diyenin belasını sikeyim.. Vatanın bütün topraklarına sinmiş düzeyde bu zehir.. Zengini, fakiri, yaşlısı, genci, herkes az veya çok ırkçı.. Bizim tarih kitaplarımız ülkemizi sütten çıkmış ak kaşık olarak gösterdiği müddetçe sağda solda 15 yaşındaki adamların bütün dünya ülkelerine, kendi ülkesi içindeki kürtlere, alevilere, şusuna busuna düşman olması kaçınılmaz.. Örneklerini de özellikle internette sıkça görüyoruz zaten.. Adam sırf beğenmediği, sevmediği için "alayını öldüreceksin soyunu kurutacaksın" ot bok falan diyor ya.. Concon kızı da böyle, apaçisi erkeği de.. Neyse.. Sikeyim böyle düzeni..
Film değil 146 dakika, 246 dakika dahi olsa 1 dakika sıkmazdı beni.. O derece sürükleyici; tam tersiymiş gibi gözükmesine karşın.. Oyuncu seçimleri muhteşem.. The Tree of Life'ta gözüme tam bir odun gibi gözüken Jessica Chastain(Celia) muhteşem.. Easy A'de fena oynamayan Emma Stone muhteşem.. Adını ilk kez duyduğum Octavia Spencer(Minny) ve Bryce Dallas Howard(Hilly) muhtşem.. 5 dakikalık rolünde, Viola Davis'in şahane film Doubt'taki 5 dakikalık eşsiz performansını hatırlatan ve en az o kadar efsane oynayan Cicely Tyson(Constantine) muhteşem.. Ve elbette hepsinden daha muhteşem oynayan Viola Davis.. Kategorideki diğer oyuncuları henüz izlemedim ama Meryl Streep'e yeter artık, Rooney Mara daha genç, Glenn Close(hımm izlemek gerek), Michelle Williams da orospu zaten.. E alsın Davis abla.. Hatta Sandra Bullock'ın oscarını alsınlar onu da versinler Davis ablaya..
9
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

3 Kişi Üşenmedi:
Filmi izlerken "Bu kadın the tree of life'ta ki kadın olabilir mi, zannetmiyorum" demiştim...Sonunda öğrendim ki oymuş.Çok iyiydi...
Sevgili ak Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi ne olur verin şu heykelciği Viola Davis'e...Lütfen be..
bin tane örnek var da, türk olup sırf south park ın çekildiği ülkenin demokrasi anlayışına sövemeyeceğim.
hepsi birbirinden köpek türk futbolcularını, çok az sayıda muhalif ismin de korkularını gördükten sonra rasheed wallace ın "beyaz saray a gidiyoz ama çok da sikimde yeaa ztn oy vermedim o dingile" mealli konuşma yapabildiği ülkeye de sövemeyeceğim.
(pistons 2004 nba şampiyonu olur ve her nba şampiyonu gibi başkan tarafından misafir edilir. o dönem başkan bush)
ırkçılığa gelince.. en tepedeki adamdan taksicisine lafa girerken "abi afedersin ermeniymiş" diyor ztn kodumun ülkesinde daha ne denir. buna da tek örnek yeter.
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/307511.asp?0m=s14X hatta gitmemiş
Yorum Gönder