8 Şubat 2012 Çarşamba

The Descendants


Sade, klişe eli değmemiş, sıradan gibi gözüken ama hiç de öyle olmayan filmleri seviyorum.. Patlamasız, çatlamasız, bağırış çağırışsız olmasına karşın vurucu olabiliyorsa hele bir de.. The Descendants fazlasıyla tatmin etti beni bu açıdan..

Bu blogda 3-5 post okumuş kişiler insanlardan ne denli nefret ettiğimi bilirler.. Bu film de bu nefretimi haklı çıkaran birçok detay barındırıyor.. Hayatı boyunca doğruyu yapmaya ve dik durmaya çalışmış bir adamın karşısında ona en büyük adiliği yapmış olan karısı, bu suça ortak olan yakın arkadaşları, parasına ve imkanlarına göz diken akr(b)abaları ve her türlü boku yiyip de hayatlarına hiçbir şey kaybetmeden devam etmeyi amaçlayan bir sürü insan var.. Nereye kadar dayanabilirsin, nereye kadar sineye çekebilirsin? Bu aşırı zor durumda bir yandan düşmemeye çalışan, bir yandan da kızlarıyla ilgilenmeye çalışan Matt karakterini epey sevdim.. George Clooney de hiç overactinge kaçmadan oynamış, çok başarılıydı.. Karakterin genişliği pek hoşuma gitmemiş olsa da orası ABD diyip geçmek gerek..

Lost'un çekildiği yerleri görmek diziye olan özlemimi inanılmaz arttırdı.. Bir yerlerden Black Smoke çıkacak ve yukarıda saydığım şerefsizlikleri yapanların amına koyacak diye bekledim çocukça bir umutla.. Olmadı tabii ki; her şey herkesin yanına kar kaldı.. Blogun sağ üst köşesinde göreceğiniz alıntıda belirtilen çoğu şeyi yapan adiler, başkalarının hayatlarını siktikleriyle kaldılar.. Neyse..

Yönetmenin tarzını çok sevdim.. Aslında ağır bir dram olmasına karşın fazla acıtmayan bir üslup seçilmiş, iyi de olmuş.. Film tanıtılırken komedi unsuru da işin içine katılmış ancak o kadar da değil.. Film tek bir sahne haricinde komik olmadığı gibi, yukarıda da belirtmiş olduğum üzere sıkı bir dramın üstüne oturuyor.. O tek komik sahne de feci kopardı beni bu arada.. (Matt'in intikamı!) Hoş film, izleyen pişman olmaz.. Beğendim..

7

5 Kişi Üşenmedi:

dinamo dedi ki...

Genelde filmleri konusunu hiç bilmeden tam bir muamma olarak izlemekten yanayımdır, birisinin şunu izle,bunu izle demesiyle film izlerim çoğunlukla.Bu sebeple 2-3 gündür bay geçiyorum blogta. Filmlerin sadece son puan satırına bakıp, çok hızlı yazıdaki sıfatları tarıyorum. Bu filmleri edinip izlemeyi düşünüyorum en yakın zamanda, film tavsiyelerinize güvenirsem hayalkırıklığına uğramayacağım hissine kapıldım.
Zaten !f'de yaklaşmışken kendimi her türlü gazaba hazırladım.

Barakuda dedi ki...

ben de öyle izlerim hep.. hatta fragman falan da izlemem hayatta.. yalnız film postlarında filmle alakalı pek bilgi vermem onu söyleyeyim.. 2 satır konuyu yazarım o kadar..

if e ise nedense bir türlü atılamadım, katılamadım.. filmekimi ve iffdeki gazaplar yetiyor sanırım şimdilik :)

beğenirseniz ne mutlu..

dinamo dedi ki...

!f'e katılsan onlar da gazap mıymış diyebilirsin. Ama bu sene filmler iyi sanki, benim hala umudum var, göreceğiz. Bu film mesela var festivalde.
Sizin seveceğinizi düşündüğüm bazı filmler de var. [(siz ? Ben hiç böyle konuşmam ki.)]Ama bilemiyorum tabi.
http://www.ifistanbul.com/tr/if-filmler/Transeunte
http://www.ifistanbul.com/tr/if-filmler/Seven-Acts-of-Mercy
gibi.
Ben bu sefer iyi bir katılımcıyım festivale,bir gidip göreyim, belki süper keşifler de yapabilirim ya da aynı bilindik hezimetler.

Barakuda dedi ki...

bakalım o zaman bu gece biraz araştırma yapıp 2-3 film seçerim belki, yarın genel satış başlıyomuş, kalırsa bilet alırım.. mazoşist miyim neyim.. ilk film de torino atı'nı hatırlattı bana!

dinamo dedi ki...

Torino atı'nı izleyemedim hala, düşman kategorisine eklenmiş burada görmüştüm. Yine de merak ediyorum o filmi. Festivalde de fazlasıyla bilet var şimdilik.

Ben de birazdan hayatımı kaydıracak Utanç(Atıf Yılmaz) filmine rastladım şimdi. Sahneleri fazlasıyla kesmişler, o kadar ki ilk kez izleyecek biri için resmen katledilmiş bir film. Eksikleri kafamdan tamamlayarak izliyorum.
“Öldür, öldür beni.. kurtar beni, yaşamaktan..“ diyor Bahar. Bir de sürekli boşver dünyaya teması ...
Fabrikanın o sinir sesi, arka fondaki dramatik müzikler.S.ktir...

Related Posts with Thumbnails