22 Şubat 2012 Çarşamba
Bin-jip
Uzakdoğu estetiği diye bir şey var, bunu reddedecek olan dünyayı terketsin.. Şu kitabı şundan başkası yazamazmış, şu rolü şundan başkası oynayamazmış falan deriz ya hep; işte gönül rahatlığıyla diyorum ki ben de bu filmi o topraklarda yetişmemiş birisi hayatta çekemezmiş.. Benim, çok derin olduğunu iddia eden ama düzlükte çığır açan o sanat filmlerine söverken anlatmaya çalıştığım şeyleri Bin-jip özetliyor resmen.. Sanat diye bir şey varsa bu dünyada, Bin-jip bunun en önemli kanıtlarından birisini teşkil ediyor.. Diğer tanrı egolu insanlar milleti gerzek yerine koymaya devam etsin.. Kaçı Kim ki-duk'un şu anlatımının onda birini yakalamayı başarıyor ki..
Sadece suskunlukları izlediğimiz bir filmin bu kadar çok şeyi en özel şekillerde söylüyor oluşu inanılmaz bir şey.. Tek planı aralıksız 10 dakikadan oluşturup oyuncuya bön bön baktıran ve izleyiciye en ufak şey geçiremeyen yönetmenlere selam olsun.. Bin-jip gerçekleri ve hayal gücünü öyle bir harmanlıyor ki şu satırları yazarken bile hala neyin ne olduğunu idrak etmeye çalışırken buluyorum kendimi.. Şu siktiğimin hayatında resmen yaşamaya devam etmelisin diyor bu film.. Yaşa diyor, yaşa ki bu ve buna benzer (şah)eserleri görmeden geberip gitme diyor, yaşamaya sebebin olsun diyor.. Ruha bu denli dokunuyor bu kelimelere dökülmesi çok güç ve insanı yetersiz hissettiren film..
Yalnız birçok afişte ve tanıtımda şu fotoğrafın kullanılmış olmasına uyuz oldum.. Zaten öyle bir de yaygınlaşmış ki sağda solda, filmin anlatmak istediğinden çok başka, saçmasapan anlamlar yüklenmiş(aldatmak-ihanet vs).. Bunun dışında Natacha Atlas'ın Gafsa'sı akıllara zarar bir şarkı olmasının yanında tınısıyla da filmin ruhunu müthiş tamamlıyor.. Bu kadar sessiz olmasına karşın aynı oranda akıcı bir filmi bir daha izleyebileceğimi pek sanmıyorum.. Filmdeki tek bir detay(golf topu-kaza) hariç en ufak bir eğreti nokta yok.. O noktaya pek bir anlam yükleyemedim, yükleyenlerin dediklerine de katılmıyorum, katılacağım bir fikir atacak biri varsa gelsin söylesin bir zahmet, memnun olurum.. Bunun dışında her şey müthiş.. Tavsiye edenlere teşekkürler..
9
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

7 Kişi Üşenmedi:
İlk izlediğimde birkaç saat kendime gelememiştim. Kelimelere başvurmadan böylesine bir duygu yoğunluğunu aktarabilmek, izleyeni etkilemek herkesin harcı değil. Sinema okullarında ders niyetine gösterilmeli diyeceğim ama bu biraz da kültürle alakalı sanırım. Senin de dediğin gibi Uzakdoğu kültüründe yetişmiş birisi ancak böyle bir film çekebilir. Okulda öğretmeyle olmaz.
Kim ki Duk'un diğer filmlerini de mutlaka tavsiye ederim (her ne kadar son filmlerinde özgünlüğünü kaybetmeye başlasa ve hiçbiri Bin Jip ayarında olmasa da) izlemeye değer.
bir sürü filmi var adamın.. tavsiye et, izleyelim! bana balık tutmayı öğretme, balık ver!
O halde "The Bow", "Time" ve "Spring, Summer, Fall, Winter... and Spring"i öneriyorum öncelikle. Yeni başlayanlar için kim ki duk gibi oldu biraz :)
hehe sağol, not alıyorum..
Bende ilk izlediğimde çok etkilenmiş 1 hafta içinde 4 Kim ki Duk filmi daha izlemiştim ama hiç biri beni bu film kadar etkilemedi. Onlarda fena değildi hatta içlerinden Spring, Summer, Fall, Winter... and Spring baya güzeldi ama Bin-Jip çok farklı.
O muhteşem müziklerinde etkisiyle In The Mood For Love ve Bin-Jip izlediğim en zarif,naif filmlerden
Bu filmi izledikten sonra ben de bir süre etkisinde kalmıştım, ortak semptomlar var, gerçekten güçlü bir film demek ki. Kim ki Duk'un Rüya filmi pek beğenilmez hayalkırıklığı yarattığı görüşü hakimdir. ama onu da sevmiştim. finali bir şekilde oturmuyor ama süreçte keyifliydi. bir ''boş ev'' değil o ayrı.
insanın tavsiye aldıktan sonra birşeyleri izlemesi daha kolay oluyor ya.. teşvik meselesi.. en azından bende böyle.. teşekkür ediyorum tüm yorum atanlara..
Yorum Gönder