linki tıkla ve 30 saniyecik bak, kapat..
İster 120 dakikada 12 cümlenin kurulduğu bir sanat filmi izle, ister klasik bir yurdum dizisinin öğlen yayınlanan tekrarına mal mal bak.. söz konusu kadınlarsa, vicdansızlıkları duyarsızlıkları acımasızlıkları hep aynı.. geberin ak.
18 Kişi Üşenmedi:
işte bu tarz bencillikleri hep fedakarlık kisvesi altına saklıyorlar.. bok fedakarlık.. siktir git.. gerçekten seviyosan gözünün karartır onla olurdun.. dizinin finalinde de gördük adiliğini zaten..
iyi de barakuda bunlar film, dizi falan, bu kadar kasma yani gerçrek değil ki eheh.. hepsi gerçek.. hepsi!
tarkovsky filmleri izleyip sayfalarca yorum çıkarmaya kasan tiplerden olmadığımız için entel blog dünyasından özür dileriz..
doktor deniz.. canımızsın reyiz..
Bir kadının sadece duyarsız olduğunda, acımasız olduğunda bir erkekte tesir yaratması bence bu da çok boktan. Öyle yapmadığı durumlarda çoğu zaman bir yan ürün, sevimli bir ayrıntı olarak yer buluyor erkeğin hayatında.
Bile bile ya da elinde olmadan kestiğin ceza eskisi kadar can yakmayınca cezalandırdığın kişi birden senden o kadar bağımsızlaşıyor ki; sen onun ,onun senin hiç olmadığı kadar kölesi oluyorsun bir anda. Neredeyse her kadının böyle bir gizli otoriteye ihtiyacı varken kendi önemsizleştikçe önemli oluyor karşısındaki. Çektirebilirsen eğer bu da yeterli bir bedel. Ben bunu hakettim şimdi cefasını çekeceğim, razıyım. Joker haklısın gebermeliyiz belki de...
Not.Bu sitede arabesk bir damar var, bir İMÇ atmosferi gibi.
Not 2. Yorum yazmaya ısındım. Henüz Barakuda 'da bana herhangi bir isyankar laf sokmadığı için bir cesaret ,yorumcuyum.Sevgili günlük moduna sokmam umarım yorum kısmını. Gerektiğinde cesaretimi kırmaktan çekinmeyiniz , kaldırabilirsiniz dakkasında yorumumu.
Not 3. Az ve öz konuşan bir Schopenhauer değilim malesef.
"Bir kadının sadece duyarsız olduğunda, acımasız olduğunda bir erkekte tesir yaratması bence bu da çok boktan. Öyle yapmadığı durumlarda çoğu zaman bir yan ürün, sevimli bir ayrıntı olarak yer buluyor erkeğin hayatında." hayatını adayanları da gördü bu gözler.. hepsi yan ürün kılmıyor yani kadınları..
herkese laf sokan bir imajım mı oluşmuş yahu.. valla böyleysem de, istemedim böyle olmayı.. ama farkında değilim.. biri gıcık ettiyse çemkirmişimdir o ayrı..
yorum falan kaldırmayız biz.. kıt siyaset bilgimizle ettiğimiz birkaç kelamdan sonra gelip anamıza küfredenler de oldu, ama yorumları hala duruyor.. o açıdan çekinmeyiniz, rahat olunuz lütfen..
bir kadın elinden geleni yapıp olumlu açılardan hiçbir tesir yaratmıyorsa, o erkeğe öküz hayvan dongoz ya da ne gerekirse demesini de biliriz.. kilit sözcük empati ve inan o konuda öğrenecek en ufak şeyimiz yok.
müzik piyasasıyla alakası bile olmayan nedenlerden de olsa imç ile yakın temastaydım senelerce, bişeyler bulaşmıştır belki.
bi de bilmediğimden soruyorum, dünyanın acıyla dolu olduğunu söyleyip, kötümserliğiyle nam salan ancak günlerini gayet refah içinde paralı ve karılı geçiren bir arkadaş değil miydi şu schopenhauer..
Estafurullah Barakuda,laf sokmak kelimesi yanlış olmuş, ağır kaçmış. Aslında demek istediğim tepkinizi çekmekten olan çekincemdi. Çünkü biliyorum ya da inanıyorum ki doğru diye bir şey yok hayatta. Asla ben böyle diyorum doğrusu budur düşüncelerinde olmadım. Sadece bunun bir de şöyle bir boyutu var demek istiyorum aslında.
Yan ürün konusunda da çoğunlukla derken sizin gördüklerinizi kastediyordum. Biz göremedik ama vardır mutlaka öyleleri,inanıyorum.
Bu vicdan, vefa konularında çok dertliyim aslında ya. Şöyle ki; bir ilişki senin kararınla bitiyor mesela, karşı taraf direniyor. Sen ona haksızlık etmişsin aslında herşey tamamen doğruymuş da sen tamamen yanlışmışsın hissi yaşatılıyor. Karşındaki asla bir daha böyle ben tam sevemeyeceğim. Herşey iyiydi ve bu senin suçun , ben hep bunu içimde taşıyacağım iddiaları içinde. Sen suçlu bu suçun yükünü atamamışken hala mağdur çoktan kendine gelebiliyor. Deneyimle uzun sürelerde türetilmiş bazı özgün sevgi sözleri , ( artık üretilmiş bulundukları için )mağdur tarafından başka birisi için çok rahatça bir iki gün içinde sarfedilebiliyor. Ve bana en çok koyan kısmı madur bunu söylerken kalbiyle inanıyor buna:sana söylediklerine inandığı gibi. İnandığını söylemeli insan buna itirazım yok .Ama bu işte bir yanlışlık var.
Bence gerçek şu ki kalbimizle olduğuna inandığımız her şey egomuzun, arzularımızın, yoksunluklarımızın bir karışımı. Kalp ne sürekli kolayca herkesi sever,ne de herkes için aynı şeyi söyler.Biz onun sesini o kadar duymamışızdır ki; duysak ta tanıyamayız artık. Ben şahsen tüm sevgi sözlerinden az/çok nefret ederim. Şuyumsun, bunumsun deyip sonra çark etmektense , kişinin ezanla kulağına söylenmiş ismini kullanmayı tercih ederim.
vicdan önemli bir kavram.. ilişkiler dahilinde ise belki de en önemli şey.. buraya geleceğim..
ancak bir suçlama olayı var ki.. en dertli olduğum şeylerden biri.. daha yeni girdiğimiz niptuck postu.. o bölümde bir çift ayrılıyor ve o ayrılık anında cereyan eden yegane duygu şu: suçlamak! iki taraf da birbirini deli gibi suçluyor ve haklı konuma geçmeye çalışıyor.. hep tiksindim bundan.. bu amına kodumun hayatında kimse suçunu kabul etmiyor.. eksikliğini, yanlışını.. etmiyor.. insanların egosu inanılmaz şişik.. hangi konuda suçlu ve eksik olduklarını biliyorlarsa o taraftan vuruyorlar seni.. bir anda haklı konuma geçmeye çalışıyorlar.. anlamıyorum bunu.. anlamıyorum..
vicdan.. insanlar anlaşamayabilir.. var bu cidden.. beyin ve kalp denilen şeyler çok karışık.. iki insanda bu kavramlar birbirini karşılayacak ve süper bir ilişki doğacak ha? nah diyorum.. olmuyor işte.. insan doğası.. ancak önemli bir nokta var işte.. vicdan! ayrılıklar olabilir.. doğaldır.. ancak bu bazen öyle sarsıcı şekillerde olabiliyor ki elinden gelen tek şey gözyaşı dökmek.. haklılığı haksızlığı her şeyi geçtim, bile isteye çatır çatır kırmayı hiç anlayamadım.. evet, bunlar genelde kadınlar.. çünkü jokerciğimin de dediği gibi, empatide bitiyor olay.. ve bu da kadınların çoğunda yok.. varsa da egosu yüzünden baskı altına alıyor ve açığa çıkarmıyor.. bu blogun da esas sövdüğü şey budur.. kadın acımasızlığıdır.. diğer kadın özellikleri bunların alt kümesidir gözümde sanki..
böyle..
ezanı da hiç sevmem ayrıca belirtmeyi unuttum.. çok daha güzel şarkılar var..
Joker ben analitik ya da eleştirel düşünce sahibi biri olmadığım için bu durumu hiç sorgulamamıştım. Schopenhauer'in hayatına dair hiç bir bilgiye de sahip değildim itiraf edeyim.Oysa ki eserlerinin bir çoğunu okudum, hep de açar açar bakarım. Ki artık çoğu cümlede hep bu blog aklıma geliyor son zamanlardaki okumalarımda. Bu dünya öyle bir yer ki bence acı herkes için her yerde olabilir. Hayatı rahatmış baktım demin ama samimiyetinden şüphede değilim. Yine de bu konuyu düşüneceğim biraz. Ama mutlaka bir sorunu vardır diye düşünüyorum yoksa o paraların sefası içinde yaşar böle yazılar yazmazdı bence.
Tam bir cevap değilse de ondan bir alıntıyla bitireyim. ''Hayat kendisini gerek büyük gerekse küçük meselelerde sürekli bir aldanış, bir hile olarak sunar. Eğer vaat ettiyse sözünde durmaz, ta ki arzu edilen şeyin ne kadar az arzu edilmeye değer olduğunu gösterinceye kadar; kah umutla kah umut beslenen şeyle aldanmamızın sebebi budur.''
.......
'Çünkü boşluktan ortaya çıkan herşey
layıktır yok edilmeye;
Hiç varolmamış olsaydı
Daha iyi olurdu öyleyse.''
onun sarfettiği cümleler bu blogu aklına getiriyorsa bu büyük bi övgü benim için valla.
ilk sorduğum soru schopenhauer için "bırakın şu sahtekarı yea" izlenimi vermeye müsait olmuş. öyle bir şey yok, kendisine saygı duymak için birkaç aforizmasını okumak yeterli.
diğer yandan dişi olduğunu öğrenmek beni şaşırttı. çünkü ilk yorumlarında özellikle beğendiğini belirttiğin iki post futbol postuydu. ve nickin de dinamo bence gayet erkeksi, dinamo kiev dinamo bükreş vs geliyo direkt akla.
Aslında dinamomesken olacaktım öylesine. Sonucunda taraftarı olmadığım falan eski bir takım, samimi olmazdı diye dinamo oldum. Bir de nazım hikmet'in makinalaşmak istiyorum şiiri ile Alfred jarry'nin bir dinamonun bir insana aşık olduğu hikayesine de kendimce göndermede bulunmuştum. Bu ilişkilerin sorulup da benim dinamonun kökenlerine ineceğim hiç aklıma gelmezdi.
O iki post içinse kelime bulamıyorum , çok çok iyilerdi.
valla garip geldi.. futbolla çok ilgiliyiz sanırım? yoksa çok kısıtlı bir kesime hitap ediyordu sanki o postlar..
Çok ilgili olduğum bir dönem vardı. O kıstlılığı da o kadar iyi biliyorum ki, tek başıma İstiklal Caddesinde dolaşıp kendim için kendimden bir tane daha olsun istemiştim.Sonra üniversiteden kimseye kıramayan çok nazik olduğunu bildiğim öğretim görevlisiyle karşılaşıp, tüm cadde boyunca gittiği her yere gidip sürekli dertlerimden bahsetmiştim. Bana hatta sen yanlış taraftan gidiyorsun bu taraftan gitmen lazım deyince vazgeçtim ben de o taraftan gideceğim diye takibi sürdürmüştüm.Onu otobüse bindirene kadar da bu rehin alma durumu devam etti.
hımm.. pek anlamadım ama, olsun.. beğenildiyse ne mutlu diyeyim en iyisi.. lafın kısası: memnun olduk..
selamlar
yorumlar yazıyla beraber harika olmuş. konuyla alakalı bişeyler söylemek isterdim. farkettim ki mecalim kalmamış bu konu üzerine konuşmaya.
bazen yorumları falan kimsenin okumadığını düşünüyorum ama okuyan varmış demek ki :) teşekkürler.. burası da mecalsiz insanların yeri zaten valla..
yorumlarınızı okuyan daha bir çok kişi var...bunların kimisi düşündüklerini yazıya dökmekte,sizler kadar cesaretli ve yürekli olamıyor....
Burası mecalsiz insanların yeri mi bilmem ama ben görüldüğü üzere takipçinizim ve mecalsizim...):)
blogger profilinde ne şahane bir filmin afişini kullanmışsın öyle meczup! :) dünyanın en güzel serenat sahnesi o filmdedir.
Dünya'nın en güzel adamlarından biri tarafından yapılan; dünyanın en güzel serenat sahnesi diye değiştirsek sorun olur mu ki? (Heath Ledger candır...):)
Yorum Gönder