23 Aralık 2011 Cuma

Sinek Isırıklarının Müellifi


Sanırım arada kaldım gene.. Bazı kitapları, okuyanların çoğunluğu sevmiş olsa da sevemiyorsunuz.. Elif Şafak'ın Mahrem'i de böyleydi mesela benim için.. Kitabın içine bir türlü girememiş, ana karakteri sevememiş, üsluba uyum sağlayamamış, güç bela bitirmiştim..

Barış Bıçakçı'yla tanışmam bu kitapla oldu.. Bu yüzden geçmiş kitaplarındaki üslubuyla ilgili tek kelime edemem, burada ne gördüysem onu yazacağım.. Kalbimin en özel yerine koyduğum kitaplarda ortak nokta ana karakteri çok sevmiş, kendime katmış, onda kendimi bulmuş oluşumdur sanırım.. Veya da yazarın üslubuna yakınlık duymuşumdur.. Olay elektrik meselesi işte aslında ya.. Sinek Isırıklarının Müellifi'ni, yani Cemil'i, başından itibaren bir türlü sevemedim gitti.. Şu hayatta insana dair tiksindiğim detayların birçoğunu bünyesinde toplamış ve ahlak, şeffaflık, adalet anlayışıma fazlasıyla ters bir karakter.. Yazarın da bu karakteri insanlara sevdirmek amacı gütmediği aşikarken, ve karakterin yediği naneler ve samimiyetsiz yanı da ortadayken millet nasıl aşık olmuş bu karaktere inanamıyorum doğrusu.. Kendi bencilliklerini ve yanlışlarını, yanlarına benzer minvalde birisini katarak örtme çabası sanırım.. Kendinizi Nazlı'nın yerine koyun ve Cemil'in eyleme geçmemiş arzularını bir düşünün bakalım neler hissediyorsunuz? Ne yazıyordu Hakan Günday'ın kitabında: "Arzu eylemden daha az günah değildir.." (böyleydi sanırım)

Karakteri benimseyememiş oluşum yazarın başarısını gözardı etmeme sebep değil elbette.. Barış Bıçakçı'nın Cemil karakterini yaratırken dürüst davrandığını düşünüyorum.. Aksi olsa nefret ederdim zaten.. Bıçakçı, Cemil'i asla makul biri gibi göstermeye çalışmıyor, aksine hatalarıyla ve defolarıyla sunuyor, meşrulaştırma amacı gütmüyor..

Bunun yanında kitapta karşılaştığım tespitlerin çoğu zekice ve özgün olsa da 166 sayfalık kitabın bu tespitler içinde birazcık boğulmuş oluşu kitap adına olumsuz bir durum bence.. Cemil'in minik ve sıradan, toplu konuta sıkışmış yaşamı o durağan anlatım için hayli yeterli olabilecekken her sayfadan tespit fışkırması pek hoş olmamış.. Tabii ki Cemil'in kafa karışıklığı ve buhranı alakasız tespitler ve rüya niteliğinde düşüncelerle okura yansıtılmak zorundaydı, ancak ben ölçünün kaçtığını düşünüyorum..

Toplu konut dedik.. Cemil ve Nazlı'nın, Ankara'nın merkezinden uzakta, toplu konut dahilindeki yaşamlarına dair detaylar gerçekten muhteşem.. Reçelden komşuya, otobüsten balkona, gündelik hayata dair pek de önemsemediğimiz bir sürü detay bu kitaba ruhunu kazandıran başlıca etken.. Bu nedenle bana, bu kitabı sevememiş olsam da Barış Bıçakçı'nın yazarlığı hakkında büyük güvence veriyor ve Bizim Büyük Çaresizliğimiz'i zihnimin bir köşesine ileride gün yüzüne çıkmak üzere kazıyor..

0 Kişi Üşenmedi:

Related Posts with Thumbnails