
Afişinden fragmanınaa, konusundan ismine kadar her şeyiyle bangır bangır bir Onur Ünlü filmi olduğunu haykırıyor Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi.. Kara mizah denen olgunun ülkemizde uzun yıllardan beri eksik olduğu bir dönemin üstüne Afili Filintalar'ın ilaç gibi geldiğini söylemek gerekir öncelikle.. Dublorün Dilemması şaheseriyle tanıştığım bu oluşum ve anlayış, yine Onur Ünlü'nün Polis ve Güneşin Oğlu filmleriyle devam etmişti.. Bu söz konusu açlık öyle yüksek ki insanları çok zıt kutuplara ayırıyor.. En belirgin örneği de, Onur Ünlü'nün filmlerinden belli bir kesimin nefret etmesi, diğerlerinin de tapması..
3-4 sene önce Polis filmi çıkışında çok sinirli olduğumu hatırlıyorum.. Onur Ünlü'nün, piyasaya adını kazıma, ben buradayım deme filmi olarak da nitelendirebileceğimiz Polis, kendisinin çok çok kişisel bir eseri olmuş.. Sinema bu, elbette kişisel olacak ve yaratıcısının beyninden dökülenlerden oluşacak diyeceksiniz ama bunun da bir sınırı var, olmalı.. Çünkü o film çekildikten sonra yönetmenin evinde, sadece onun izleyebileceği bir ortamda barınmıyor; yüzbinlerce izleyiciye sunuluyor.. Polis'in "ilk film" oluşu Onur Ünlü'yü, şahsına, fikirlerine ve tarzına dair gereğinden fazla şeyi bir araya sıkıştırma kaygısına düşürmüştü.. Filmin "son"suzluğu olsun, adeta insanları aşağılar ve dalga geçercesine, "ben farklıyım" diye haykırırcasına olan üslubu bunun net kanıtıydı.. Ve ben bu niyetten ve pek de doğal olmayan tarzdan nefret etmiştim..
Bu negatif izlenim elbette ki Onur Ünlü'nün üst düzey zekasını görmezden gelmeme sebep olamaz.. Nasıl ki Murat Menteş'in politik görüşünden, ukalalığından, tarzından nefret ediyor olup da zekasına ve romanlarına hayransam, Onur Ünlü için de aynısı geçerli.. Bu yüzdendir ki büyük zeka kıtlığına sahip toplumumuzda bu tür özel adamlara -her ne kadar sevmebiliyorsak da- sahip çıkmalıyız.. Beni Güneşin Oğlu'nu seyretmeye iten de bu güdü olmuştu haliyle.. Bu arada o film Polis'ten çok daha derli toplu, sade, ne anlatmak istediğinin farkında olan ve buna odaklanıp başarabilen, zeka dolu ve hoş bir filmdi.. Dikkat çekme kaygısı yoktu..
Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi'nde ise Onur Ünlü kendi açımdan hayli çirkin bir mesaj verme ve "çakma" çabasına düşmüş.. Bir siyasi üslubu, yerleşik düşünceyi vs elbette eleştirebilirsin filmlerinde ama artık bu nefret mi diyeyim, yara mı diyeyim, Ünlü'yü öyle bir hırslandırmış ki, filmin içerisinde bu çakışlar inanılmaz eğreti duruyor.. Filmin dinamikleri içinde sırıtmamış olsa gram laf etmeyeceğim.. Ama bu şekilde çok çirkin ve fevri kalmış.. Anayasa hukukçularının ellerine türk bayraklarını tutuştur, bütün Atatürkçü zihniyetle taşşak geç, ahlaksızlığın, bencilliğin, hırsın timsali olarak göster, sonra da ölüm vakti geldiğinde cehennem korkusuyla ellerine din diyanet kitapları aldır, bir daha aşağıla.. Bunların dışında birçok detay daha var.. Bu genellemeler çok yakışıksız.. Her şeyden önce, sinemaya yakışmıyor.. Taraf, sözde liberalizm, ılımlı islam, fason solculuk gibi kavramlara duyduğum tiksintiyi elimden geldiğinde dışarıda tutmaya çalıştım bu eleştirimde, belirteyim..
Bu olumsuzluğun yanında film genel olarak hoşuma gitti.. Eğer bir Onur Ünlü filminden ne bekleyeceğinizi biliyorsanız bu film sizi tatmin edecektir.. Ancak bir yandan da hayli bıçak sırtı.. Kendisinden Leyla ile Mecnun'la haberdar olup da bu filme koşan ve beğenmeyen pek çok kişi olacaktır.. Filmde amaç kılınan absürdizm fazlasıyla mevcut ve dozunda.. Kişilerden, onların görünüşlerine bakıldığında en beklenmeyecek tepkiler öyle anlarda geliyor ki gülmek ve ağlamak arasında sıkışıp kalıyorsunuz adeta.. Komedi ve bir tutam dram çok güzel harmanlanmış.. Selçuk Yöntem fena değildi.. Bunun yanında Bülent Emin Yarar, Tansu Biçer ve Ezgi Mola muhteşem oynamış; sırf bu performanslar bile filmi görülmeye değer kılar..
Yukarıdaki mesaj kaygısından bahsettim ancak Onur Ünlü'nün asıl amacı o çakışlar değil bu filmde.. Ünlü aslında, aile kavramını müthiş şekilde sorguluyor.. Bilirsiniz bizim ülkemizde çok kokuşmuş ve riyakar bir aile yapısı var.. Buram buram ahlaksızlığın dibine vurmuş fakat dışarıya çok başka bir imaj çizen mutlu aileler.. Hem birçok fert birbirinin arkasından iş çevirir, hem de yüzüne güler.. Ramazan reklamlarındaki aileler falan hikaye artık.. Öyle ki bu yozlaşma aile kavramının dışına taşmış ve toplum hayatının her kademesine sirayet etmiş durumdadır.. İşte Onur Ünlü aile kavramındaki bu yozlaşmalara, bencilliklere, yalanlara, bozulmalara, kendilerine bir maske biçip her daim "oynayanlara" çok pis çakıyor.. Özellikle Bülent Emin Yarar'ın muhteşem tiradında bu çok net görülebilir.. Filmin en çarpıcı ve değerli yanı da bu bence..
Genel olarak beni hoşnut eden, bazı noktalarıyla delirten, ne umduğunu bileni doyuracak tanıdık bir Onur Ünlü filmidir Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi..
6
2 Kişi Üşenmedi:
Her kelimesine katıldığım, çok güzel bir yazı olmuş. Özellikle son cümle duygularıma tercüman oldu.
çok teşekkürler.. senin film yazın da filmi sonradan değil de direkt sinemada değerlendirmeme vesile olan unsurlardan biriydi, belirteyim..
Yorum Gönder