Efsane dizi Behzat Ç.'nin beyazperdedeki yansıması Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm şu sikindirik dünyada son günlerde beni mutlu eden sayılı şeylerden biri oldu.. Bunda en büyük etken elbette ki, uyarlamalar ve sinemaya aktarımlar konusunda felaket hassas biri olarak Son Hafriyat romanının sinemaya kusursuz şekilde uyarlandığına tanık olmamdı.. Madde madde gidelim..Cansu Dere ismi ilk duyulduğunda çoğunluk aşağılama, linç, sürü psikolojisi bağlamında tepki koymaya başlamıştı hemen.. Hayatımızın her alanında en itici ve tehlikeli sorunlardan biri olarak var olan önyargı burada da kendini hissettirmişti elbette.. Fikir sahibi olmadan, objektif olmaya çalışmadan ota boka her şeyin uzmanıymışçasına kusur bulmak insanların egosunu doyuruyor bence.. Cansu Dere'ye gelelim.. Millet Kenan ya da Kıvanç oldu mu mankenden gelme falan dinlemez, yeri geldiğinde hakettiklerinden dahi yüksek noktalara da çıkarır ama gel gör ki bazı isimler -mankenlikten gelme Cansu Dere- bu topluma ne bok yerlerse yesin yaranamazlar.. Bir şeye taktı mı takıyorlar.. Ezel'de müthiş oynayan bu kadın da -ki kendisini gram sevmem- önyargılardan sıyrılıp kendini kabul ettiremedi bir türlü çok bilmiş izleyici kitlemize.. Filme dönersek, kısıtlı rolünü gayet de iyi oynamış, hiç sırıtmamış.. Değdi mi sövmenize lan..
Filmin daha derli toplu olması ve bazı aksaklıkların giderilmesi açısından Son Hafriyat'ın yapısında ciddi oynamalar yapılmış.. Üstte belirttiğimiz Cansu Dere'nin karakteri mesela.. Ve bu gibi birçok detay daha bulunmakta.. Bunlar Behzat Ç.'yi ilk kez izleyecek bir sürü seyirci olacağı düşünüldüğünde zorunluluk teşkil etmekteydi, bu yüzden makul karşılanmalı.. Ve filmin içinde de her şey yerli yerinde olduğuna göre sorun yok..
Dizide Harun-Hayalet-Akbaba üçlüsünün birçok hatasını, saflığını, düşüncesizliğini gördük elbette ancak filmde sanki iş saflık noktasını falan geçmiş salaklığa evrilmiş.. Herkesin, sorumlununun kendileri olduğunu düşünmesi ve bunu gayet ciddi aktarmaları insanları amaçlandığı gibi epey güldürse de benim hoşuma gitmedi, abartı buldum..
Hayalet'in konuşma şekli beni halen rahatsız etmekte.. Bu adam dizinin başlarında daha normal, anlaşılır, yaygın bir dil kullanıyordu anca bazı sinir ve geyik anlarında, en doğal tepkileriyle ankara şivesine dönebiliyordu ve bence en güzeli buydu.. Ancak hem filmde hem de dizinin yaklaşık son 3'te 2'lik bölümünde irrite edici bir hale büründü bu tarz..
Behzat'ın tavşan olayı çok hoş bir detaydı ve dizinin genelini düşündüğümde bu tarz nevrotik-şizofren hallerin kitaptakine göre daha özensiz geçildiği kanısına vardım.. Atletli, donlu ve evinde yalnız Behzat'ı ilk kez bu kadar güçlü hissettim aylar önce okuduğum romanlar sonrasında.. Bunda sigaranın etkisi yadsınamaz ancak o tavşan olayı yok mu, mahvetti beni.. Kitapta sıkça rastlanan tavana bakakalma ve benzeri olayların dizide de sık sık tekrarlanmasını istiyorum.. Her köşebaşında Berna'yı görme olayı biraz sıktı çünkü..
Tardu Flordun'u başarılı bulmadım.. Tip ve ses tonu açısından rol için biçilmiş kaftan gibi dursa da çok çok daha iyisini beklerdim.. Kitaptaki Red Kit psikopatlığının zerresini göremedim filmde.. Başarılı oyuncu Tolga Tekin ve tam bu rollerin adamı Rıza Kocaoğlu performanslarıyla Red Kit'i açıkça ezmiş.. Bunun yanında Hakan Boyav da ustalığını konuşturmuş..
Seste mi bir sorun vardı, yoksa geneli böyle miydi bilmiyorum ama özellikle Harun-Hayalet ve Akbaba'nın konuşmalarını duymakta epey zorlandım.. Aşırı mıymıntı konuşuyorlardı zaten ama böyle o sesleri bastıran genel bir boğukluk, karışıklık hakimdi sanki ortama, sevmedim..
Seni Kalbime Gömdüm ismi epey arabesk dursa da kitabı bilenler bunun çok başka anlamlar taşdığını anlamışlardı başta.. Ancak Son Hafriyat gibi gayet klas bir isim varken neden bu seçilmiş anlayamadım.. Kimin fikriydi merak ediyorum doğrusu..
"filmde behzat ç. ve ağabeyi şevket'in psikoloğa gitme konulu muhabbeti mesela. şevket sadece o sahnede vardı ve psikolog tavsiyesi bir yere bağlanmadı. o halde sormazlar mı adama "bu sahne neden vardı?" diye?" Ekşide denmiş.. Evet haklı.. Kitapta Red Kit'in geçmişi müthiş işlenmişti ve gerek psikologla olan diyalogları ve gerekse bekleme salonunda Behzat'la karşılaşması filmi daha etkileyici kılabilirdi..
Tabut içi sahnelerinde her tarafın aydınlık olmasına uyuz oldum.. Kapkaranlık bir çekim olsa ve sadece sesleri duysak, o seslerdeki ölüm korkusunu titremeleri falan hissetsek daha iyi değil miydi?
Hakan Hatipoğlu'nun ne ayak olduğunu 1. bölümden beri çözemedim.. Torpille mi aldılar nedir, günahını almayayım da.. Ya da alayım ulan, nasıl bu kadar kötü oynarsın abi ya.. Odunu koysan 1 senede az biraz gelişim kaydeder.. Tamam ben de farkındayım senaristlerin bu karaktere en ufak şey katmadıklarını.. Ama yani bu kadarı da fena.. Evet Selim aşırı derecede vasıfsız, odun, silik bir karakter.. Normalde ona uyuz olmamız, Harun'un tarafını tutup deli gibi küfretmemiz lazım ama onu bile yapamıyorum ben kendi adıma.. Çünkü bu adam bildiğin "yok".. Karakteri kızılacak bir hale dahi sokamıyor.. Cansız bir varlık gibi dolanıyor ortalıkta.. Bakışlarındaki anlamsızlık, konuşmalarındaki vurgusuzluk.. Çok kötü.. Filmde de koymuşlar 2-3 sahneye ve ağzından tek kelime çıkmıyor.. Madem böyle, hiç koymasaydınız.. Adama da ayıp lan.. Ya da o'nun da işine geliyordur belki hiçbir bok yapmadan para hesabıma yattı diye.. Böyle..
Müzikler yine dizideki gibi hikayenin ruhuna çok uygun.. Ne fazla öne çıkıyor ne de silik kalıyor.. Yeri geldi mi sikip atıyor yeri geldi mi kalp atışlarını ince ince arttırıyor..
Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm çoğunluğun söylediği gibi çok güzel bir dizi bölümü olmuş.. Hayal kırıklığına uğrayan bir kesim de var ancak ne bekliyordunuz diye de sormak lazım.. Bir kitap var ortada ve onun anlatılacağı bir film nihayetinde.. Muhteşem bir şey zaten söz konusu değil ama kitabı maksimum başarı düzeyiyle yansıtmışlar işte.. Hem dizi ve film arasında bir makas yaratıp onu açmak ve insanları hayal kırıklığı, veya birini diğerinden çok daha beğenme gibi durumlara sokmamış olmaları akıllıca bence..
Afiş de muhteşem.. Hiç House benzetmesini falan işe karıştırmayıp hakkını teslim etmek gerek..
Unuttuğum çok şey vardır, şimdi gelmiyor akla.. Güzel film diyeyim kapatayım..
1 Kişi Üşenmedi:
Filmi izleyince anlamadım millet neden Cansu Dere'ye bok atıyor, gayet başarılı buldum ben, ne eğretiydi, ne yapmacık. sade ve doğaldı. Türk tv tarihinde yazılmış en kompleks kadın karakter Eyşan Atay'ı mükemmel oynamıştı, üzerine bambaşka bir rolde gayet iyiydi bence.
Hayalet'in tabutu ararken başarısız girişimlerini anımsayıp anlattığı sahneler çok hoştu.
(A)Rıza Kocaoğlu 10 numara idi yine:)) Ufacıcık rolünde en akılda kalıcı tiplemeyi yaratmış, mükemmel:)
Yorum Gönder