
Çocukluğumdan beridir kalbimin en özel köşesinde sakladığım kahramanımdır Tenten.. Küçük yaşlarda çizgi romanlarını okuyarak tanıdım onu.. O zamanlar Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkmaktaydı ve İstiklal Galatasaray'daki yky'ye anne babayla beraber uğrayıp 2-3 ayda bir yepyeni bir Tenten macerası almanın bana verdiği mutluluğu tarif dahi edemem.. Çok özel anılardı vardır bende.. Yine aynı dönemler kanal d'de ekrana gayet başarıyla aktarılmış çizgi filmleri olurdu.. Ben genelde öğlenciydim ve hem tenten'i, hem de "vahşi güzel" Natalia Oreiro'nun efsane götünü arka arkaya izleyip, öncesinde top oynamak için okul'a 1 saat erken gitmek keyfin ta kendisiydi..

Gün geldi büyüdük, Natalia milfvari bir dişi oldu, seksapelini epey bir korudu, Tenten de bildiğimiz gibi kaldı.. Okumalarım bitti, çizgi filmler artık yok, ama Kaptan Hadok'un çöllerde at sırtında yaşadıkları, küfürleri, sakarlıkları, alkole karşı zayıflığı falan aklıma geldiğinde hala kıs kıs gülerim.. İşte bu özlem ve saf duygulara sahipken 2-3 yıl önce Tenten'in sinemaya aktarılacağını duymak haliyle çok heyecanlandırmıştı beni.. Ve bu projenin arkasındaki Steven Spielberg ismi..

Geriye dönelim.. Tenten, piyasada uzun yıllar boyunca yan yana anıldığı kahramanlardan epey farklı birisiydi.. Gazeteciydi bir kere.. Onu özel kılan, uçması kaçması süper yetenekleri falan değil; zekası, cesareti, soğukkanlılığı, rasyonel yaklaşımları, anlayışıydı.. Hele ki kişiliği yeni yeni oturmakta olan bir çocuk için müthiş bir figür ve örnekti.. Ve onu naif, sade, sıcacık çizimleriyle insana daha da yakın hissettirmiş, yaratıcısı Herge ve estetiği..

3D sinemada ilk tecrübem Avatar'dı.. Filmde aman aman bir sorun yaşamasam da 3D ile ilgili, acabalarım da olmuştu biraz.. 3D bu muymuş gibilerinden soru işaretlerim falan.. Bu filmde 3D reklamlar başladığı andan itibaren asıl tecrübeyi henüz yaşamakta olduğumu anladım.. O muhteşem jenerikle birlikte herkes benim gibi büyülenmiştir eminim.. O noktadan sonra tek korkum, günümüzde teknolojinin nimetlerine fazla odaklanılıp senaryonun ve ince işçiliğin arka plana atılması idi ama seyir sürerken yavaş yavaş anladım ki kitaplar müthiş şekilde uyarlanmış ve kitaplara yabancı olan kimseler için bile bütün akış ve bilgiler doyurucu bir biçimde kurgulanmış.. Uyarlamalarla arası çok kötü olan birisiyim ve bu uyumluluk hali beni çok mutlu etti.. Hele de konu Tenten olunca..

Tekboynuz'un Esrarı ve Kızıl Korsan'ın Hazinesi sinema için muhteşem seçimler.. Akışın tarihi öğelerle dolu flashbacklerle -sinema dili için çok zengin bir kurgu ve görsellik vaadetmesi- ilerliyor oluşu ve Kaptan Hadok'la Tenten'in tanışma hikayesini içermesi bu seçimin doğruluğunu kanıtlayan başlıca unsurlar.. Bu tarz filmlerde kaçma kovalamacaya sürenin büyük bölümünü ayırırlar fakat her şey o kadar eğreti ve nedensiz gelir ki bir anda cehenneme döner o film.. Tenten'de ise bütün detaylar, nedenler yerli yerinde ve birbiribi tutmakta.. Zaten halihazırda çok güzel olan hikaye, aksiyon, komedi ve zeka unsurlarıyla bezenince süper bir seyirlik çıkıyor ortaya..

Fazla kişisel baktığımı söyleyemeyeceğim olaya.. Şu filmi izleyen herkes beğenir yani lan.. Hata bulucam, çıkıntılık yapıcam diye kasmayanlar diyeyim daha doğrusu.. Hele de 3D izlenirse güzel ve kaliteli bir salonda; çok eğlenceli bir 2 saat geçirirsiniz.. Tenten hastalarına özellikle tavsiye ediyorum.. Steven ustaya saygılarımı ve teşekkürlerimi sunuyorum bu efsane karakteri piç etmediği ve hakkını verdiği için.. Devam filmi de geliyor 2-3 yıla, oh oh oh.. 2-3 yıl lan oha! bin lombar! karakış fırtınası! bin milyon kere bin lombar!
0 Kişi Üşenmedi:
Yorum Gönder