21 Kasım 2011 Pazartesi

30. İstanbul Kitap Fuarı İzlenimleri


Kitap fuarı bitti.. Yine birçok çelişkiyle zihnimi meşgul eden, ama en sonunda tek duygunun galip çıktığı bir fuar oldu.. O ortamda bulunmak paha biçilemez hacı..

Ulaşım.. "Yaşamayan bilemez" her ne kadar klişeleşmiş kokuşmuş boktan bir öbek olup çıktıysa da bu fuarın gidiş ve dönüş çilesi cidden sadece tecrübeyle anlaşılabilir.. Ki ben gidişi 11, dönüşü 4 sularında, yani sabah ve akşam trafiğinden uzak bir saatte halletme çakallığını yapmama rağmen sanırım toplamda iki buçuk saatim yolda geçti.. Bu fuarda görevli olup her sabah ve her akşam o iğrenç trafiğe katlanan insanlara inanamıyorum zaten.. Hele ki karşıda oturanlar.. Şu an sağ iseler ne mutlu.. Bunun dışında bizim rahatına aşırı düşkün milletimiz için cidden çok büyük bir handikap bu uzaklık.. Ve hangi angut akıl ettiyse Taksim gibi bir yerden servis kaldırılmaması skandal.. Ben şahsen bir yere gideceksem, 3-4 defa in bin yapmayı değil, tek vasıta bulup onunla gitmeyi tercih ederim gerekirse yolculuk saatini daha uzun tutarak.. Ama sen insanlara ordan atla şuraya bin buraya kaç avcılar'a gel, oradan da servise veya otobüse bin dersen onbinlerce kişinin buna vereceği cevap "sikerler" olur..

Metrobüs olayına başından beri karşıyım.. "Biz bu İstanbul trafiğine çözüm bulamadık, sıçtık, o zaman sıvayalım"ın tercümesidir bu metrobüs.. e5'in ortasını kaz, asfaltı dök, adı çözüm olsun.. Vay amına koyayım.. Yanyol bariyerleriyle birlikte o e5'ten toplamda 5-6 şerit çaldılar.. Geliri düşük halk hızlıca ulaşsın ulaşacağı yere, bize iyice tav olsunlar oy versinler, siktiğimin arabalıları da trafikte gebersin diyorlar işte, olay bu.. Buna cevap olarak "binme o zaman" diyecek baygın bakışlı dinci kardeşimin de ta amına koyayım.. Diyorlar çünkü biliyorum.. Neyse.. Bu lanet çözüm tek başına her ne kadar rezalet olsa da fuar özelinde düşündüğümüzde katılımcı sayısını ciddi oranda arttıracak bence.. Arttırmasa dahi milletin çektiği eziyetin bir nebze azalacak olması bile güzel..

Okullar ve öğrenciler.. Lanet olsun.. Lan ben ilkokulda ortaokulda falan gayet mülayimdim lan.. Yoksa fuarda tanık olduğum kitle gibi ben de bir hayvan mıydım? Hayvanları bile eğitirler lan, ama bunlar eğitilemez.. Bu kadar hiperaktif, bu kadar çingene, bu kadar mal, bu kadar boş bir gençlik olamaz.. 1. sınıftaki de hayvan lise 3'e gideni de.. Öğretmenleri de hayvan.. Ya da ne boksa işte.. İnsan değiller lan.. Bir The Walking Dead izleyicisi olarak, sayısız kez arasında kaldığım insan yığını arasında kendimi zombilerin saldırısına uğramış biri gibi hissettim.. Her an birisi bir yerimi ısıracak "ananı" diyeceğim, ve diğer darbelerler de yere serileceğim ve parçamı bulamayacaklar gibiydi.. Çok şükür yaşıyorum..

Öğretmenleri anlamaya çalışıyorum bir yandan.. Çok büyük sorumluluk alıyorlar ve o çocukları ikişerli dizip elele tutuşturmak zorundalar.. Bir kayıp durumunda içine düşeceği durum felaket.. Ama bir çözüm bulun şu işe ak be yeter.. Okullara 1-2 gün ayırsınlar o gün sadece onlar gelsin, veya onlara hitap edecek bölümleri başka yere toplasınlar falan.. İstense bulunamaz mı çözüm ya.. Hımm kendi kendimi çürüteyim.. Çocuk diyemeyeceğimiz, boyu ve kalıbı benden büyük lise öğrencileri var.. En büyük hobileri uykusuz ve penguen standlarında ayılık yapmak, karikatür kitabı almak, bir de her yayınevine üşenmeden tek tek sorup kitap aralıkları alarak koleksiyon yapmak.. Kız olanları da ya Pucca delisi ya da hayatı boyunca düşük sesle konuşmamış ağzı gevşekler, gossip girller.. Off benim mi ruhum yaşlı anlamadım ki.. Neyse daraldım..

Dinci yayınevleri her yanı sarmış.. Hepsinin günahını almayayım ama görevlilerin çoğunluğu samimiyetsiz tiplerden oluşuyordu.. Bütün kitapları ucuza vereyim, standlarımız dolu gözüksün, yandaşlarımızla cümle aleme birliktelik mesajları verelim insanları falan.. Öff tiksindim..

Büyük yayınevleri çok büyük orospu çocukluğu yaptılar.. Anasını siktiğimin kapitalizmini derslerde görmek, hayatın her alanında her an karşılaşmak vs zaten yeterince moral bozucu.. Bu şerefsiz yayınevleri de üç kuruş daha fazla kar edecekler diye üç kuruş indirim yapıyorlar.. Etiket fiyatını şişiren ve o fiyatın üstünden indirim yapan yaban çakalları da var.. O paralar çıkar umarım onlardan bir gün.. %20 ne lan.. Taşşak mı geçiyosunuz.. Cidden çok ayıp ya.. Fuar lan bu.. İnsanları kitaplarla nasıl tanıştıracaksın ki.. Nasıl ilgilerini çekeceksin.. Ama benim halkım angut olduğu için" aa %20 ananı!" der ve çatır çatır alır o kitapları.. Bilmez ki internette o indirimler daha fazla.. Bu yüzden -o paraları veremeyecek olduğum için değil elbette- gerizekalı gibi hissetmemek için indirimi daha yüksek yayınevlerini tercih ettim.. Seneye de bu çirkinliğin devam edecek olması çok üzücü..

Bazı standlara yaklaşmak istedim ama yapamadım.. Neden? Çünkü kitapların üstünde bazı kağıtlar, o kağıtların üstünde isimler, arkalarında da o isimlerin sahipleri.. %99'unu tanımıyordum.. Orada birileri gelsin kitaplarını alıp imzalatsınlar diye bekliyorlar.. Boşuna.. Tanımıyorum ki lan.. Tanımıyorum.. Neyi soracağım neyi alacağım.. Utandım.. Oraya yaklaştıktan sonra yönümü değiştirmekten utandım.. Göz göze gelmemek için sağa sola aptal aptal bakmaktan utandım.. Orada Esra Erol'lar Pucca'lar falan binlerce kişiyi peşlerinden koştururken o insanların orada tek bir kişiyi dahi nasıl umutla beklediklerini düşündüm.. Gene utandım.. Acı çektim.. Onların çektiğinin binde birini bile çekmediğimi düşündüm daha çok acı çektim.. Sınırsız vaktim ve param olsun istedim ki hepsiyle iki kelam edeyim, kitaplarından alayım, imzalatayım.. Hayaller hayalleri kovaladı, fantezi oldu, ama hayat hep aynı.. Hayat orospu çocuğu..

Şu an kafam tekrar orada saatlerce, günlerce yalnız başlarına bekleyen yazarlara şairlere kaydı ve kötüyüm, yazı bitti..

0 Kişi Üşenmedi:

Related Posts with Thumbnails