15 Ekim 2011 Cumartesi

Tyrannosaur


40'lı yaşlarının sonundaki Joseph, 5 yıl önce karısını kaybetmiş, bu çöküşü de alkol ve sinirle taçlandırmış, mahallelinin sevmediği huysuz ihtiyarımız.. 30'lu yaşlarının sonundaki Hannah ise, çocuk sahibi olamamış, buna karşın hayata isyan etmeyi de asla başaramamış ve dinine çok bağlı kalarak kendini kandırmaya çalışmakta olan milfimiz..

Tyrannosaur'da bu iki çok farklı kişiliğin yolu muhteşem bir sahneyle kesişiyor ve aşkın çoğunluğu kapsamadığı(ki bu çok güzel bir şey; kolaya kaçılmıyor ve aşk baş öğe olarak sunulmuyor) sarsıcı bir etkileşim başlıyor..

Birbirlerinin eksik yönlerini -dışarıya inanılmaz uyumsuz gözükmelerine karşın- yoğun bir ihtiyaç duygusunun etkisiyle tamamlamaya çalışıyor Joseph ve Hannah.. Bu kesişmenin bu denli etkileyici bir hal almasındaki en büyük paylar da kuşkusuz Peter Mullan ve Olivia Colman'ın eşsiz oyunculuklarına ait..

Bunun yanında filmde adalet ve etik duyguları ciddi biçimde sorgulanıyor.. Toplum yaşamında kimsenin cesaret edemediklerini yapan, ceza kesen Joseph, yine toplum nazarında hor görülen oluyor.. Veya hayatta o güne dek olan en net, en doğru icraatını yapan Hannah'nın yine toplum güveni ve refahı gözetilerek hapse mahkum edilmesi.. Bu sorgulayışlar ve tokatlar filme büyük değer katıyor.. Topluluk yaşamının adiliklerine de epey sövdürüyor.. Yüzlerce kişinin şikayet ettiği bir sorunu ortadan kaldırırsınız ama imajınız o andan sonra nice olur siz düşünün.. Bu hayat, içine atanların, kafasını toprağa gömenlerin hayatı yeğen..

Eddie Marsan da bugüne dek gördüğüm en değişik oyunculardan.. Süper bir filmografisi var ve bunu da dibine kadar hakedecek oyunculuklar sergilediğini rahatlıkla söyleyebilirim izlediğim 6-7 filmi göz önüne aldığımda.. Özellikle Happy-Go-Lucky'deki performansı mutlaka görülmeli..

7

0 Kişi Üşenmedi:

Related Posts with Thumbnails