21 Ekim 2011 Cuma

Shame



Zamanında festivalde kaçırdığım ve sık rastladığım methiyeler sonucunda izlenecekler listesine aldığım Hunger'ın yönetmeni Steve McQueen ve başrol oyuncusu Michael Fassbender'ın son ortaklığı Shame, izleyiciyi şöyle bir silkelemeyi amaç edinmiş ama pek de başarılı olamamış bir film..

Brandon, filmde geçmişine hiç inilmediğinden, nasıl bir olaylar silsilesi sonucunda bu hale büründüğünü anlayamadığımız seks düşkünü biri.. New York'ta hayli güzel bir işe sahip, maddi olarak rahat ve tek yaşıyor.. Ofisin tuvaletinde asılmak olsun, eve escort çağırmak olsun, boş zamanlarında porno izlemek olsun günün birçok saatini, cinsel açlığını hem zihinsel hem de bedensel olarak doyurarak geçiriyor.. Düzen, bağımsızlık, yalnızlık sever bu adamın tam tersi özelliklere sahip olan bir de kardeşi var: Sissy(Carey Mulligan).. Kardeşinin, hayatına bir anda ortak olup evinde yaşamaya başlamasıyla beraber Brandon'ın çok önem verdiği özgürlüğü sekteye uğruyor ve bu sallantı onun rutin halini almış yaşamını gözden geçirmesini de beraberinde getiriyor..

Film Brandon'ın kapana kısılmış ruh halini yansıtmaya çalışıyor genel olarak ancak, fikirlerindeki ve seçimlerindeki değişmelerin zihninde nasıl bir sınamadan geçerek oluştuğunu kesinlikle göremiyoruz.. Sinemadan beklediğim şey karakterlerin ruh hallerini buram buram hissetmek iken -misal siyahi ablamıza karşı olan tavırlarında Brandon'ın yere bakmasından başka bir şey görmek mümkün değil- her şeyin eğreti bir halde sunulması sinirimi bozuyor.. Film bu bağlamda bilinmezlikte ilerliyor ve bir bakıyoruz Brandon bize gösterilen ve hissettirilenden çok farklı yerlere gitmiş.. Gözümüze sokulan rutinleri ona yetmiyor ve birden fazla yöne aynı anda sapıyor.. Buna karşın başarılı olan bir noktaysa belki de filmin en rahatsız edici sahnesi olan uzun süreli seks sahnesinde aslında Brandon'ın ruhunu arındırdığını görmemiz.. Bunun dışındaki tüm çarpıcılık sağlanması amacıyla çekilen cesur sahneler bu estetiği ve anlatımı yakalamaktan fazlasıyla uzak..

Fassbender son dönemlerin yükselen yıldızı; bu filmde de çok iyi oynamış.. Zaten Shame'i genel olarak biraz olsun değerli kılan da, bağımsız düşünüldüğünde cidden başarılı olan birkaç sahnenin dışında bu müthiş oyunculuk..

Shame, kişinin kendisine dahi itiraf edemediği birçok şeyi suratlara çarpmak, izleyeni sarsmak, iz bırakmak istemiş ama asla bir Enter the Void özgünlüğüne ve sarsıcılığına sahip olamayan bir film diyeyim bitireyim..

4


9 Kişi Üşenmedi:

Adsız dedi ki...

seksliyse iyi filmdir yea.

dinamo dedi ki...

Uzun zamandır merak ettiğimi bu filmi nihayet izleyebildim ve oldukça beğendiğim yanları var filmin.
UYARI;Bu kısımdan sonrası baştan ayağa spoiler içerir.Çok uzun bir yorum.
Film bittikten sonra gerekli cevapları alamadım,sebepten yoksunum hissiyatı yaşadım bir süre. Kısa süreli hayalkırıklığı. Ancak sonrasında bu belirsiz durum keyif verdi, filmin zihnimdeki etkisi artarak devam etti. Çoğu filmde sinemadan çıktıktan sonra zihnim ilişkileri kurmak yerine olayları hatırlatmak ve duygusal deneyimlerin tekrarını sağlamakla meşgul olur. Oysa bu filmden ilk çıktığımda sanki telefonla konuşurken aynı zamanda bir nesnenin kaç adet olduğunu sayıyor gibiydim, yani zihnim sürekli Brandon’un parça parça kısa kısa dahil olduğumuz günlük tepkileri arasında [çünkü çoğunlukla seks sahnelerinin arasına sıkışmış görüntüler şeklindeydi] ağlar örüyor gibiydi. Ve bu işlem üzerinde kontrolüm yoktu, bir çeşit ram’den yiyordu arka planda. Sonra Brandon’un davranışları bana çok tutarlı ve çok ince bir işçiliğin ürünü gibi geldi. Karakteri derinlemesine tanımıyoruz bu duruma neden geldi , plaza hayatına nasıl yükseldi gibi ama gördüğümüz saçma sapan küçük hareketlerde sinirli bazen de tahammül edemez gerginlikte fazlasıyla düşünülmüş detaylar var. Seks bağımlığının sebebini kimseye bağlanamaması olarak görenler olmuş, bunu fazlasıyla indirgemeci buluyorum. [Bu biraz da aslında doğamız gereği birine bağlanmamız lazım aksi asla düşünülemez fikrine bilinçaltından verilen bir destek. Herkes mutlaka birisine ihtiyaç duyar tavrı, dünyasal bir olaya varoluşsal bir temel arayışı.] Bence asıl sebep onu bu gerginliğe ve pasif bir öfkeli konuma iten şey her ne ise o. Sadece ikili ilişkilerde değil insan ilişkilerinde de çok ciddi sorunları var. Kimseye bağlanamaması seks bağımlılığının sebebi değil sadece onun derdinin semptomlarından birisi. Duygularını iyi ifade edememesine ek olarak sözcükleri tasarruflu [ve aslında dürüst bir şekilde] olarak kullanıp , patronu lavuk gibi tam dinlemediği şarkıya muhteşem deyip, gözlerinin rengini bilemediği kıza, bilemedim çünkü adeta bir kolaj diye kendisinin de inanmadığı safsatalar satmıyor. İnanmadığı şeyleri söylememesi ve insanların anlamsız sahte jestleri için istese de nazik tepkiler verememesi günlük yaşantısında aksaklıklara yol açıyor evet ama bence etkilenmemek elde değil bu tavırdan. Kızkardeşi de öyle tuhaf bir şekilde muhtaç ki, ona karşı nazik olarak asla bir sorun çözemezsin, Brandon’un tersine inanmadığı her türlü şeyi sıralıyor, haklı olmak değil haklı görünmek güdüsünde. Kimse inanmasa da kelime düzleminde haklı olmak yeterli ve onun gözünde haklı olmak kurban olmak, mağdur olmakla eşdeğer. Brandon ise gizli kibir sahibi, fazlasıyla gururlu ve aslında seks bağımlılığı dışında aşırı kontrollü bir birey. Sanki bir arkadaş ortamında bile bir anlık mahcubiyet bile uzun süreli bir şok onun için. Patronunu ise küçümsüyor ,bir şekilde onun yanında mahcup duruma düşmeyeceğinin garantisini hissediyor ve bu yüzden arkadaşlık kurabildiği tek kişi o. Bana Yeraltından Notları Yeraltındaki adamı anımsattı bazı gerginlik halleri.

Barakuda dedi ki...

ben o sebepsizlik olayını bir türlü aşamadım filmden sonra da.. bir film bana bu duyguyu yaşatmamalı.. film bu çünkü.. beynim bu nedenleri bulmakla çalkalanmamalı.. film vermeli bana bunları.. çünkü bu bir sınav değil.. film.. elbette her şey pişsin ağzıma düşsün falan istemiyorum.. zekam elbette zorlanmalı.. ancak bu şekilde havada bırakılmamalı hiçbir şey.. bu yüzden shame gözümde eksik ve anlatmak istediği şeyi anlatamayan bir filmdir.. şu şahane yorumu da buraya koyarak yazık etmişsin resmen.. insanlar postları dahi okumuyor puanlarına bakıp hemen geçiyor yorumu mu okuyacaklar :) bir gün bu bakış açısını kendi blogundaki shame postuna kopyala-yapıştır yaparsın umarım :) teşekkürler yorum için :)

dinamo dedi ki...

filmle ilgili genel fikrine katılıyorum sayılır. ben karakterlerin tavırlarının senaryo değil gündelik hayat fragmanları gibi eksiksiz oturmasından etkilendim. normalde filmlerle ilgili hislere sahip olup beyin fırtınası yaşamadığım için bu seferlik bu çalkalanma bana keyif verdi.
yorum için de sonuçta yazmıştım. [ ki hatta sanırım daha da yazacağım, çünkü bir düşünme nöbetine tutuldum.]normalde düşündüklerimi konsantre olup yazamıyorum, bu bloga yorum yazmak temel hobim olduğu için yazabildim biraz da. motive etmiş oldu sonuçta bu yorum kısmı beni yani ben teşekkür ederim.

Barakuda dedi ki...

yorumların yerli yerinde duruyor hehe, gerektiğinde kullanırsın artık bir gün belki :) hobi.. onore olduk valla :D

dinamo dedi ki...

bir yorumcunun seyir defteri diye blog açıp yorumlarımı kopyalasam acaba? Şaka bir yana şimdilik ne niyet ne icraat yok ama ilerde kesin açacağımın farkına vardım. Demir tavında dövülsün şimdilik bekleyeyim. Hobi'yi de serbest çağrışım gereği kullanmıştım , umarım yanlış bir kullanım olmamıştır. Ne güzel eğlencelik şeyler, havadan sudan gözüyle bakmıyorum zaten bu içerikle de pek mümkün değil. Daha çok nihilistik bir damarı var.

Barakuda dedi ki...

nihilistik damarı olan ne? tam anlayamadım.. ya da tam uyanamadım henüz :)

dinamo dedi ki...

''Daha çok nihilistik bir damarı var.'' Cümlesindeki gizli özne boşver abi... blogudur. [ Yani blogtan bahsediyorum.]
Bence blogta yer alan filmler, yazılar , kitaplar hepsi bu hayatta gerçek olarak gördüğümüz ile asıl gerçek arasındaki sahte uzlaşmanın kurallarını yıkar bir biçimde bir araya geliyorlar. İsmail abi'ye komik bir karakter yerine noel babaya bile mahçup olan empati sahibi kaybeden rolünü teslim eden de bu ruhtur bence. Saygılar ...

Barakuda dedi ki...

her yorumun ayrı olay arkadaş! vay anasını.. ne diyeyim bilemedim şimdi.. soğuktan donmuş vaziyette eve dönmüşken, şu sözler iç ısıtan cinsten.. saygı bizden..

Related Posts with Thumbnails