
İran'da komünist-sosyalist eğilimli bir ailenin çocuğu olan Marjane'ın, ülkedeki rejim ve yaşayışın değişimine ayak uydurmaya çalıştığı sancılı süreci anlatıyor Persepolis..
Marjane Satrapi'nin bir nevi otobiyografisi diyebileceğimiz aynı isimli çizgi romanın yine Satrapi tarafından senaryolaştırıp onun yönetimiyle sinemaya aktarıldığını görüyoruz.. Çizgi romanın yapısına ve ruhuna sadık kalındığı çok rahatlıkla görülüyor dış görünüş itibarıyla.. Drama tarafını daha kolayca beslemek için bu çocuksu ve naif anlatımdan kaçılabilirdi; ama aslına sadık kalınmış ve çok da güzel olmuş siyah beyaz ve sade anlatım..
Animasyon türü, son yıllarda ciddi bir ilgili kitle kazandıysa da sinemaya nispeten daha uzak, gelenekçi, ve orta-yüksek yaş kesimlerince hala büyük bir önyargıya kurban gitmekte.. İşte Persepolis bu önyargıları parçalayacak ve bakış açılarını değiştirecek muhteşem bir film.. Bu önyargıyı kırmak mı istiyorsunuz, bir sevdiğinizin yakınlarda doğumgünü mü var, gönül rahatlığıyla hediye edin bu filmi.. Neyse..
Bahsettiğimiz aile yapısında güzel bir çocukluk dönemi girişi yaşamakta olan Marjane için gelecek fazlasıyla karanlıktır.. Ailesi ve ülke çoğunluğunu oluşturan islamcı kesim, İran Şahı'nın dikta rejimine muhalefettir.. Gün gelir, ayaklanmalar doruğa ulaşır ve İran şahı devrilir.. Humeyni'nin başa geçmesi, islamcıların sazı ellerine almalarından sonra Marjane'ın ailesi ve diğer modern kesim yağmurdan kaçarken doluya tutulmuş olur.. Yaşam bütün insanlar için tam bir cehenneme dönmüşken, ailesi Marjane'ı onun iyiliği için Fransa'ya göndermeye karar verir ve Marjane'ın zaten zorlu geçen hayatı artık onun kendi ayakları üstünde durmasını ve başına ne gelirse gelsin düşmemesini gerektirmektedir..
Ergenlik başlı başına büyük bir sorun iken, bunu ailesinden uzakta, göçebe ve yalnız biçimde aşmak zorunda kalan Marjane'ın kimi zaman komik, kimi zaman boğaza yumru koyan müthiş hikayesi Persepolis'in ta kendisi oluyor işte..
Şu filmi izleyip olayı sadece "şeriat gelecek ülkemize!" sığlığında anlamamak lazım tabii ki.. Aslolan her yerde olduğu gibi bu filmde ve İran'da da güç; ve ortak nokta ise faşist yönetimler.. Gücü olan, savunduğu neyse onu kabul ettirmek için güçsüzü adice eziyor ve sonucunda olanlar hep aynı, ezilen hep halk.. Filmde batının yüzü maalesef biraz masum kalmış ama ne gelir elden.. Böylesine şahane bir film için görmezden gelinebilir o da..
Başyapıttır Persepolis; bugüne dek nasıl değinmemişiz hayret ettim.. Şiddetle tavsiyedir..
10..
Marjane Satrapi'nin bir nevi otobiyografisi diyebileceğimiz aynı isimli çizgi romanın yine Satrapi tarafından senaryolaştırıp onun yönetimiyle sinemaya aktarıldığını görüyoruz.. Çizgi romanın yapısına ve ruhuna sadık kalındığı çok rahatlıkla görülüyor dış görünüş itibarıyla.. Drama tarafını daha kolayca beslemek için bu çocuksu ve naif anlatımdan kaçılabilirdi; ama aslına sadık kalınmış ve çok da güzel olmuş siyah beyaz ve sade anlatım..
Animasyon türü, son yıllarda ciddi bir ilgili kitle kazandıysa da sinemaya nispeten daha uzak, gelenekçi, ve orta-yüksek yaş kesimlerince hala büyük bir önyargıya kurban gitmekte.. İşte Persepolis bu önyargıları parçalayacak ve bakış açılarını değiştirecek muhteşem bir film.. Bu önyargıyı kırmak mı istiyorsunuz, bir sevdiğinizin yakınlarda doğumgünü mü var, gönül rahatlığıyla hediye edin bu filmi.. Neyse..
Bahsettiğimiz aile yapısında güzel bir çocukluk dönemi girişi yaşamakta olan Marjane için gelecek fazlasıyla karanlıktır.. Ailesi ve ülke çoğunluğunu oluşturan islamcı kesim, İran Şahı'nın dikta rejimine muhalefettir.. Gün gelir, ayaklanmalar doruğa ulaşır ve İran şahı devrilir.. Humeyni'nin başa geçmesi, islamcıların sazı ellerine almalarından sonra Marjane'ın ailesi ve diğer modern kesim yağmurdan kaçarken doluya tutulmuş olur.. Yaşam bütün insanlar için tam bir cehenneme dönmüşken, ailesi Marjane'ı onun iyiliği için Fransa'ya göndermeye karar verir ve Marjane'ın zaten zorlu geçen hayatı artık onun kendi ayakları üstünde durmasını ve başına ne gelirse gelsin düşmemesini gerektirmektedir..
Ergenlik başlı başına büyük bir sorun iken, bunu ailesinden uzakta, göçebe ve yalnız biçimde aşmak zorunda kalan Marjane'ın kimi zaman komik, kimi zaman boğaza yumru koyan müthiş hikayesi Persepolis'in ta kendisi oluyor işte..
Şu filmi izleyip olayı sadece "şeriat gelecek ülkemize!" sığlığında anlamamak lazım tabii ki.. Aslolan her yerde olduğu gibi bu filmde ve İran'da da güç; ve ortak nokta ise faşist yönetimler.. Gücü olan, savunduğu neyse onu kabul ettirmek için güçsüzü adice eziyor ve sonucunda olanlar hep aynı, ezilen hep halk.. Filmde batının yüzü maalesef biraz masum kalmış ama ne gelir elden.. Böylesine şahane bir film için görmezden gelinebilir o da..
Başyapıttır Persepolis; bugüne dek nasıl değinmemişiz hayret ettim.. Şiddetle tavsiyedir..
10..
4 Kişi Üşenmedi:
ben bunu birine tavsiye ettim "ben çizgi roman sevmem" dedi..
siker misin sabah bi daha mı sikersin?
çizgi romanı mı tavsiye ettin filmi mi?
filmi tavsiye ettin de mi çizgi romanı sevmem dedi?
öf
şu filmi boş vakit buldukça izliyorum. şimdi şu yazıyı okudum. yine izlemeye niyet ettim. ben hemen bi gidip ...
birçok kült ve aynı zamanda çok ebğendiğim film bende 2. kez izleme isteği uyandırmadı.. ancak bu filmi 2 kez izlemişti.. hak veriyorum size yani :)
Yorum Gönder