
Nuri Bilge Ceylan'ın, filmografisinde ilk sırada gördüğümüz 1995 yapımı kısa filmi Koza, kendisinin öngördüğü ve hayalini kurduğu sinema kariyerinin mihenk taşı, olmazsa olması şeklinde nitelendirilebilir.. Nitekim filmi izlediğimizde, kendisine çizdiği yol haritasının ve tarzın en saf halini görebiliyoruz.. Tarkovsky külliyatını hatmedenlerin rahatlıkla görebileceği Tarkovsky sineması izleri, veya benim gibi, Tarkovsky'nin varisi addedilen Bela Tarr sinemasına ucundan da olsa bulaşmış kişilerin (A torinói ló) görebileceği izler, Koza'nın bütününü kaplamış durumda ve bu bize Nuri Bilge Ceylan'ın etkilendiği ve kendisine yol olarak seçtiği tarzı tanıtıyor.. Bu da filmin anlaşılması hayli güç, metaforlara bulanmış, zor bir anlatıma sahip olduğunu gösteriyor..
Gizli anlatımların çözülmesi bu tarz filmleri çok sevenler için ciddi bir zevk olsa da, Koza, türdeşlerinden hayli farklı bir kategoride.. Neden? NBC bu filmde insanlara konuşmamış bence.. Onu yetiştiren o günlere getiren anne babasını filmin başrollerine koyarak o güne dek söyleyemediklerini söylemek istemiş adeta.. Bu filmi yapıp altına imzasını atmazsa, kafasındaki bu anne baba başrollü film fikrini hayata geçirmezse, sanki hayatı boyunca her şeyin eksik kalacağını hissetmiş.. Ve söylemek istedikleri, büyük ölçüde kendisine özel kalmış.. Filmdeki hayvanların doğum-yaşam-ölüm süreçleri vs gibi detaylar elbette ki insanlarla bağlantı kurdursbilir, ve daha bunun gibi birçok detay akla gelebilir; ancak bunların hepsi tek tek elde kalıyor ve bütünleştirilip belli anlamlara hapsedilmesi bu noktadan sonra saçmalamak oluyor kanımca.. Çünkü bunun bütününe ancak NBC varabilir kendi zihninde.. Onun beyni ve kalbi ne diyorsa, ne hissediyorsa odur, ona özeldir.. Bu yüzden filmi ve söylemek istediklerini belli kavramlara hapsetmek çok yanlış..
Koza fazlasıyla kişisel, ama bu kişiselliği yüzünden de fazlasıyla özel bir film.. Bir nevi ben buyum, bu olacağım haykırışı; manifesto..
0 Kişi Üşenmedi:
Yorum Gönder