Doyumsuzların tekelinde yaşadığımız şu orospu çocuğu hayat.. Hep daha fazla, hep daha fazla çeşit, hep daha fazla haz isteyenler işgal etmekteler aza tamah edenlerin mutluluklarını.. "Ama ben güçlü olmak istemiyorum ki.. Ben Şekerpare'yi istiyorum.." diyen İsmail abi çok güzel özetlemiştir bu hissiyatı.. Hayattan beklentilerini o kadar ufak ve kolay şeylerle sınırlamıştır ki, geride kalan her şey boştur.. Kimisi için iyi bir eş, iki oda ev, bir de çocuktur.. Kimisi içinse bir dosttur, bir iştir, hayaldir.. Küçücüktür hepsi.. Kimseciklere de zararı yoktur.. Ama.. Olmaz hiçbirisi.. Acıların en büyüğüdür elde kalan.. Bir de kan çanağı gözler..
Safsatadır "istediğini al! durmadan mücadele et! yılma!" klişesi.. Toplumda lanet olası bir kalıptır.. İnsanların itinayla tekdüzeleştirilmesi, bütün yaratıcılıklarının, özlerinin, benliklerinin sıradanlaştırılmasıdır.. Okulu bitir, başarılı ol, 10 saat çalış, evlen, daha çok çalış, çocuk yap, daha çok çalış, ve yorgun argın öl.. Bunun dışına çıkan herkesi ezmeye çalışır bu çarkın neferleri.. İstediklerini almanın tek yolu buymuş gibi sanki.. Asla anlamazlar.. Çünkü bilirler ki ne kadar ezersen o kadar var olursun.. Onlar hep önlerindeki, para babalarının dayattığı kağıt mağıt meşgul olurlar, dikerler gözlerini bütün gün.. Diğerleriyse çektikleri acılarla uzaklara dalar giderler en bitik halleriyle.. Hayal kırıklıklarıyla..
Herkes kendisini düşünüyor bu hayatta.. Fedakarlık denen olguyu ara ki bulasın.. Hatasını kabul etmeyen, kendine gelinmeden, onlara gitmeyen bir kişiden kendisini başkasına adamasını bekleyemezsin.. "Hepsine tamam" diyemezler asla.. İş öyle noktalara gelir ki "sen çok iyi bir insansın İsmail" cümlesi bile çıkar ağızlarından.. Devamına hacet var mı? Hep hoşçakal derler.. Hoşçakal.. Bir kez olsun geriye dönüp bakmayanların at koşturmasıdır hayat.. Yakarlar, yıkarlar, sol yanı acıtırlar, ve devam ederler.. Kalan, bir bankın köşesinde kalakalmış, arkadaşlarına "sanki, böyle, buram acıyo gibi haa.. buram sanki.. sanki buram çok acıyo gibi oldu şimdi.. bu acı geçiyo mu?" diye çaresizce sorar..
En acısı da ne biliyor musun.. Beklerler hep.. Ne duyarlarsa duysunlar, canları nasıl acırsa acısın, hep beklerler.. Bir gün gelecek o gemi.. Umut etmek deli gibi acıtsa da, vazgeçemezsin.. İçine karşı koyamıyorsundur çünkü.. Elbette biliyorlar yoksa günden güne kuruduklarını.. Aşikarı saklayamayacaklarını.. Yok sayamayacaklarını.. Bir yandan da düşünüyorlar.. Ben ne istiyorum ki.. Ne istedim ki bu hayattan.. Ufacık, küçücük şeyler.. Kiminin gemisi, kiminin Leyla'sı.. Gelirler mi? Belki de.. Ne bileyim ben..
düşerken duramazsın, susarken anlatamazsın..
belki de, ne bileyim ben..
uzaksan duyamazsın, bıraksam bulamazsın..
nerdeyim, biliyorum ben..
yalan.. ne diyorsam, ne duyduysam hep yalan..
yalan.. kim ne dediyse, ne duyduysan yalan..
duramaz ki yanan, bulamaz ki arar..
duruyorum ben..
yalan.. ne diyorsam, ne duyduysam hep yalan..
yalan.. kim ne dediyse, ne duyduysan yalan..
bilirsen unutamazsın, aşikarı saklayamazsın..
kimdeyim, arıyorum ben..
solarsan açamazsın, kurursan damlayamazsın..
belki de, kuruyorum ben..
2 Kişi Üşenmedi:
Offff İsmail abi yaaa dünyanın en müthiş insanı, olup olabilecek... Gelecekten geçmişteki haline sadece selam ve çok sevdiği için pişmaniye yollayan biri ulan bu adam!!!
Her şeyin en samimisi var bu dizide, komediyse en kralı, yerlerde yuvarlanırsın gülmekten. Dramsa onun da en kralı, komedi dizisi diye başına oturduğun diziyi izlerken gözlerin dolmasına engel olamazsın. Yürek dayanmaz bazı sahnelerine, bi daha izlemeye korkarsın. Dram geçinip de duygu sömüren dizilerden çok çok farklı o yönü de.
Adamsa onun da en kralı, sen bizim en kral arkadaşımızsın İsmail abi!!!
Şarkı da mükemmel bu arada.
Yorum Gönder