3 Haziran 2011 Cuma

Nefes: Vatan Sağolsun


(VendettA zamanında değinmişti ancak tekrardan izlediğimde içimde oluşan coşkuyu satırlara dökme ihtiyacı hissettim bu güzide film için..) (Aa ben de bişeyler yazmışım, hatırımdan çıkmış..)


Ülkemiz toprakları içerisinde cereyan etmiş sayısız savaşın bunca zamandır televizyona veya beyazperdeye hakları verilerek aktarılamamış olması pek çoğumuzu üzen bir durumdu 2-3 sene öncesine dek.. Son dönemlerde iğrenç senaryosuyla Kurtlar Vadisi: Irak ve çok daha derli toplu Deli Yürek: Bumerang Cehennemi filmleri işi maalesef ucuz milliyetçiliğe dökerek beklentilerin uzağında kalmıştı.. Anne bizim niye bir Full Metal Jacket'ımız, bir Platoon'umuz yok! diye sızlayanların imdadınaysa Nefes'in teaserları yetişmişti.. Bir sinema salonunda film öncesi Nefes'in çok kısa bir tanıtımına rastladığımda koltuğa çivilenmiştim, dün gibi hatırlıyorum.. O güne dek gördüklerimizden çok uzak ve farklı bir film olduğu aşikardı.. Ve sonrasında geçmek bilmeyen bir bekleme süreci ve vizyon tarihinin defalarca ertelenmesi..


Vizyonun hemen öncesinde piyasaya düşen bu sahneyi birçoğunuz hatırlar.. Buradan bu vesileyle bazı yavşaklara zıplayacağım.. Ülkemizde yeni ama tanıdık bir akım türedi son yıllarda.. Artık liboş mu dersiniz, ikinci cumhuriyetçi mi, tarafçı mı her ne boksa işte.. Bu akıma mensup kişiler bir ülke için gericisinden de bölücüsünden de dış düşmanından da çok daha fazla tehlikelidir.. Yaşadığı toprağı ve insanını satıp dışarı pazarlayan bu adamlar geçmişte Mustafa Kemal'in bağımsızlık fikrine sövüp sömürge olalım diye yalvaran orospu çocuklarının mirasçıları.. Düşmanınla savaşırsın, bölücüyü bastırırsın, gericiyi ezersin, ama bu adamlar seni içten oyar, iliğini sömürür.. Öyledir ki gün gelir akp zihniyetine söverler, gün gelir akp finansmanıyla kurulan gazeteye kapağı atıp akp'nin en azılı destekçileri olurlar.. Darbe yapanlara etmedikleri lafı bırakmayıp akp'nin ülkeyi, halkı resmen uyutarak soktuğu ağır baskı yönetimine zerre ses çıkarmazlar.. Yetmez ama evet diyerek tarihte görülmüş en büyük aldatmacayı büyük ustalıkla oynayarak bir ülkenin kaderinin içine ederler kitleleri de peşlerinden sürükleyip..


Sonra ne der bu adamlar sadece bu sahneyi görüp? Nefes, ucuz milliyetçilik yapan, militarist, erkeklerin duygularını sömüren, onlara gaz veren, topluma karşı mastürbatif bir görev üstlenen tırt bir film vs! 1 dakikalık fragmanı gören de 5 dakikalık içtimayı gören de anında bu yorumlarla saldırdı bu filme.. Daha nedir ne değildir gram bilgi sahibi olmadan kustular zehirlerini.. Bunlar milliyetçilikten bahsedeni anında kafatasçı, ahlaktan bahsedeni anında dinci, Atatürk diyeni anında statükocu, asker diyeni de anında militarist diyerek aşağılamaya çalışan tipler.. Kimseye söz hakkı tanımayıp, pat diye içi boş ve temelsiz biçimde yargılayıp suçlayan sözde özgürlükçüler! Çeneleri durmadı hiç..


Dönmeler.. Kimseden korkma bunlardan kork.. Demokrasiye küfredip şimdi demokrasi savaşçısı kesilenler.. Kadına özel hayatlarında yapmadıkları ayılığı bırakmayıp sonra el üstünde tutma triplerine girenler.. Vatanı el altından çatır çatır satıp sonra ülkeyi kalkındırdık ayağı çekenler.. Pkk destekçisi olup kendilerini solcu tanıtan, Marx'ın Lenin'in Deniz Gezmiş'in isimleri altında slogan atıp asıl kimlik ve amaçlarını gizleyerek onlara da ihanet edenler.. Sakalı bıyığı kesip temiz yüzlü kusursuz vatandaş modunda her tür kamu kurumunda bin çeşit iğrençliği yapan, ülkeyi yabancı istihbaratların elinde oyuncak eden fetocular.. Ülkücülük adı altında bütün cinayetleri hak sayan ve vatan millet naraları atanlar.. Zamanında en kral ulusalcı iken şimdilerde Ahmet-Mehmet Altan gibilerin, yeni nesil türdeş yazar!ların müridi modunda takılan internet medyası balonları.. Ve niceleri..


Nefes önyargısız ve hastalıklı olmayan bünyeler tarafından rahatlıkla görülebilecek derecede süssüz, ajitasyonla uzaktan yakından alakası olmadığı gibi mesaj vermekten de şiddetle kaçınan, içi boş milliyetçiliğe başvurmayan bir film.. Bu bahsetmiş olduğum kendini bir bok zanneden ve diğer herkesi gerizekalı kabul eden zihniyetin insanların filmi izledikten sonra tutunacak fazla bir dal bulamadıklarından olsa gerek Atatürk ve Türk bayrağı vurgularına sardılar.. Bir karakol düşünün.. Türkiye'ye ait olduğu, sadece dışındaki bayraktan ve büstten belli oluyor neredeyse.. Onun dışında dümdüz ve tek katlı bir bina.. İçinde askerler var ve doğal olarak da bir amaçları.. Nedir bu amaç? Bayrağı ve vatanı korumak.. Vatanı kim vatan yaptı? Atatürk.. Simgesi nedir? Bayrak.. Amına koyayım tamamı karakolda geçen bu filmde biz ne göreceğiz ki bunlardan başka? Garip olan ne? O planlar özenle hazırlanıp perdeye aktarıldığında izleyicinin hassas duyguları mı hedef alınmış oluyor? Bunu yapacak insanlar pek ala aleni yollar seçebilirlerdi.. Hepsi boş.. Alerjin varsa ülkenin bütünlüğünü resmeden unsurlara, yerde bok parçası görsen dahi eleştirecek bir şey bulursun bu ülke adına..


Bir de ağızlarından hümanist söylemleri düşürmeyenler var.. Yavşak bir değil ki sonunu getiresin.. En ufak bir olayda insana verilmesi gereken değerden söz ederler ama karşı oldukları güruhtan birine zarar gelince üç maymunu oynarlar.. Devlet günahsız kişileri katletmedi mi bu memlekette, katletti, çok net bu.. Bebek öldürmek, masumları yakmak, kurşuna dizmek nasıl vahşetse bu da öyle.. Ama iki olaya da tepki vereceksin.. Yavşak olmayacaksın.. Bir tarafta hümanizm manyağı iken diğer tarafta ağzından salyalar saçarak terörü desteklemeyeceksin.. Masum insanlar ölüyor.. Masum.. Cahil.. Bilmiyorlar neden öldüklerini.. Kendinin işsizken, daha 20 yaşındayken, okumamışken askere gittiğini veya daha çocuk yaşta beyninin yıkanıp dağa çıkmaya teşvik edildiğini düşüneceksin.. Anlamaya çalışacaksın.. Ama yook.. Bayrağını savunan faşisttir, vatanı bölen sadece özgürlük savaşçısıdır bunlara göre.. E şehitler? Senin gibi güzel okullarda okuyup dil falan öğrenememişler, ne yaparsın..


Karabal sınır karakolundaki birliğin pkk tarafından basılması sürecini konu ediniyor Nefes.. Birliğe desteğe gelen Mete Yüzbaşı ve takımı, mevcut karakol kadrosuna katılıyor ve bölgede nam salmış Doktor kod adlı teröristle yüzleşmeye çok yaklaşıyorlar.. Ülke politikalarına veya tarihe bulaşmayan film, kişisel bir intikam hikayesi ekseninde ilerliyor karakoldaki zorlu yaşama ışık tutarak.. Karısı Zeynep'e karşı hayatı boyunca asker kimliğinin verdiği ağırlık yüzünden içindekileri şeffafça dökemeyen Mete Yüzbaşı, en yakın arkadaşı Orhan'ın şehit olmasından sonra büyük bir duygu boşalımı yaşıyor ve yolun sonuna geldiği hissinin kendisini sarmasından sonra da kelimelerini hem yazıya hem de askerlerine geçiriyor.. Psikolojisi yerlerde olan komutan ve askerleri kimi zaman naif kimi zaman acımasız hallere bürünüyor ve bu detaylar olabilecek en doğal şekilde seyre sunuluyor..


Baştan sona eşlik eden muhteşem görüntüler.. Şaşırtıcı ölçüde başarılı savaş efektleri.. Çok yalın oyunculuklar.. Özellikle temponun hafiften arttığı anlarda olmak üzere bütünüyle müthiş olan müzikler.. Basit ama çok ince işlenmiş senaryosu.. Nefes budur.. İzleyene göre ama.. İzlemeyenler de var elbette.. Ve asla izlemeyecek olanlar.. Neden peki? Çünkü bu filmin adında Vatan Sağolsun geçiyor.. Çok demode dimi ıykk.. Bu filmde askerler var.. Off hiç sembolizm vaadetmiyor dümdüz odun gibi bi film işte hayatta izlemem hıhh.. Bu filmde çatışma var.. Off keşke sabit manzaraya aralıksız 5 dakika bakıp zevkten dört köşe olsaydım çünkü beni o filmler tatmin ediyorr.. Evet, insanlar bu veya benzer nedenlerle uzak durdu bu filmden.. Enteller.. 2.5 milyon kişinin gittiği, içinde erkeklere yönelik öğeler barındıran, askerlik vurgusu olan bir film işte! Gidilir mi hiç, izlenir mi! İtinayla kaçılır.. En kral bağımsız filmde duyamayacağınız cümleler vardır bu filmde.. Ama önemli mi.. Değil.. Niye? Popüler oldu çünkü.. Herkesin yaptığını yapmam, az kişinin beğendiğini beğenirim anlayışı.. Aferin size.. Devam edin, iyi bok yiyorsunuz.. Önyargınızı sikeyim..


Kadın ayılığını çok net biçimde gördüğümüz nadide filmlerdendir ayrıca Nefes.. Asker ocağındaki sevgili sahibi gençlerin telefonda nasıl soğukkanlılıkla terkedildiklerine, yetmeyip üstüne deli gibi aşağılanmasına tanık oluruz.. Biri çıkıp da desin ki kadınlar böyle davranmıyor.. Siktir git derim.. Dibine kadar 'gerçek' bir kurgudur bu filmde gördüklerimiz.. Ayrılmayı çoktan kafasına koymuş hanımkızımız der ki niye bana gelmiyosun hiç.. Asker der ki salak mıyım ben izin alabilsem niye gelmeyeyim bu ne ya vs.. Sonra kız der ki ben burada bir sürü şeyle mücadele edeyim ama sen şöyle yap böyle yap.. Adam der ki orada neyle mücadele ediyosun bi söylesene ya bi söyle.. Kadın der ki ne bu küçümser tavırlar, aa pardon sen orda benim rahat uyumamı sağlıyorsun değil mi, hıı tabii doğru, haklısın.. Adam der ki senin derdin ne ayrılmak mı istiyosun.. Kadın der ki hımm o kadar hazırsın demek ayrılmaya.. Adam der ki ne alakası var senin tavırların buraya getirdi olayı.. Kadın der ki evet evet en doğrusu bu, ayrıldık, bitti.. Dıtdıtdıtdıııııtdıtdıtdıtdıııııt..


Şu hayatın her evresinde, mekan, zaman, şartlar farketmez, en büyük ikiyüzlülük feminizmdir.. Feminizm tek başına doğrudur, kabul edilebilir, sorun yok yani.. Ama sen hem bunu kadın-erkek eşitliğini hiçe sayarak kadınları ön plana çıkarmak için kullanıp erkeği aşağılayacaksın, hem de evlilik vakti geldiğinde baktığın ilk şey erkeğin cebindeki para olacak.. Ne güzel lan.. Bu naralar hep atılır ama bu kadınların büyük kısmı da cebi dolu olanı ister.. O kadar nadir ki kendisinden çok daha az bir maaş alan erkeği ucunda ölüm dahi olsa tercih edecek olan.. Lafa gelince kadın erkek eşit.. Ama evin yükünün çoğunu çeken bir kadının bir erkeği nasıl ezeceğini bir saniye olsun bir düşünün.. Daima mantık hakimdir onlarda.. Mantık.. Kolaycılık.. Hazırcılık.. Eşitlik nerede? Sikerler.. Askerde ve geleceği meçhul olan nişanlısını bırakıp mahallenin bakkalına varan karının olayı da budur Nefes'te.. Örnekler aynı.. Mantık aynı.. Acımasızlık aynı.. Sorsan hepsi ince, hepsi naif, hepsi düşünceli.. Çoğunuz iğrenç mahluklarsınız.. İnsanların çoğu gibi..


Mete Horozoğlu.. Bu adamın bu filmdeki performansını anlatacak kelimeler benim kısıtlı beynimde mevcut değil.. Muhteşem diyemem, müthiş diyemem, muazzam diyemem, aşmış da diyemem.. Yetmez.. Çok başka bir şey bu oyunculuk.. Oynamak da değil.. Yaşamak.. Dünya üzerinde ne kadar ödül varsa hepsini o almalı, öyle bir şey işte.. Ömür boyunca hafızanın en özel noktasında barınacak türden.. Soner Reyiz'in önünde saygıyla eğiliyorum!


Daldan dala gittik.. Filmden çok uzaklaştım ama bunca satırın niye döküldüğünü düşünmek de size kalmış artık.. Şu önyargıları bir kez olsun kırsanız ne iyi olur.. Tarafçı götlerden değilseniz beğenirsiniz emin olun.. Çok güzel ve özel bir film Nefes: Vatan Sağolsun..

http://www.nefesfilm.com/

Mete Yüzbaşı'nın karısına yazdığı yürek siken cümlelerle bitirmeli bu postu;

canım, bir tanem, çiçeğim, aşkım..
"keşke" diyemeyeceğim kadar uzağım artık..
başını göğsüme koyduğunda nefesim dolaşsın isterdim yüzünde..
o kadar ısıtmak isterdim ki nefesimle sırtını..
keşke yüreğine en güzel aşk şarkılarını fısıldayabilseydim..
yapamadım aşkım..
kelimelerden utandım..
ellerim ellerini sevdi çiçeğim..
dudaklarım koynunu..
gözlerim yüreğini..
o güzel, içinde güneş saklı yüreğini..
zannettim ki bakarsam korkmadan bulutlara korkar kaçarlar..
elimden bir şey gelmiyor..
artık çok geç..
yalvarırım kızma bana..
bir bulut gözlerimi esir aldı aşkım..
kapatamadım..
olmadı aşkım..
onlar kaçacağına ben bulut oldum..
güneş dolu yüreğine yağmurlar yağdırdım..
affet beni..
çevremi saran bulutları dağıtmaya yetmedi rüzgarım..
sesini duyar gibiyim aşkım..
inan en çıplak halimle içime alacağım lanetini..
affet diyeceğim..
nefesim nefesine nefes katsın istedim ama olmadı..
o küçücük nefesi içine üfleyemedim..
o kadar isterdim ki o minnacık nefes göğüslerinden sevgini emsin..
ama olmadı aşkım..
anamın fısıldadığı masalları fısıldayamadım nefesine..
oysa o kadar istemiştim ki masallarımı rüzgarın yapmak..
bir varmış bir yokmuşta kaldı fısıldamam..
ötesini fısıldayamadım..

o zilin sesini duyduğunda, yüreğine düşen acıya lanet ediyorum..
artık koklayamayacağım için..
bir bulut gibi kapatacağım önünü içindeki güneşin..
beni affet..
kelimeler hiçbir zaman bu kadar anlam kazanmadı canım..
“vatan sana canım feda” derken dışım, içim “vatan sensin be aşkım” diye haykırdı..
toprağın olmaya çalışmak varken mezarın oldum..
nehir olup akmak varken deren olup taştım..
güneş olmak varken gölgen oldum..
beni affet..
aşkım..
neden dinlemedim yüreğini..
neden gözlerimle duyup kalbimle bakamadım sana..
neden elini uzattığında kalbimi arkaya sakladım..
keşke gözyaşlarımı utanmadan yanağımda gezdirebilseydim..
aşkım..
seni de yanımda götürüyorum..
ne kadar acı yüreğinde bulut olarak dolaşmak..
bütün sabahların ışığında yüzündeki aydınlığı alıyorum içime..
rüzgarlar yardım edin bana..

umarım güneşli bir gün başka bir nefes daha güçlü üfler aşkını yüreğine..
ve ben çıkar giderim..
o gittiğim yerde binlerce kez haykıracağım..
seni seviyorum çiçeğim..

1 Kişi Üşenmedi:

Adsız dedi ki...

hem liberal hem muhafazakar hem orospu evladı olunca hiç çekilmiyor insan.. twitter ve blog aleminde o kadar çoklar ki bunlar.. son hopa olayında polisi savunan var yaa.

bu tarafçı orospu ya da çocuklarına göre sen milliyetçi olmuşsundur şimdi bu postla da ha... acayip milliyetçiyiz, uuuu!

şu andan itibaren ocak dışındasın.

Related Posts with Thumbnails