
Lamı cimi yok; bazı, sayıca hayli az insanın beyni genele göre çok değişik işliyor.. Görülmeyeni görüyor, herkesin gördüğünü ise herkesten farklı yorumluyorlar.. Sürüden ayrı oldukları aşikarken, bununla yetinmeyip , sürüdeki yozlaşmışlıkları ve ikiyüzlülükleri cesurca, fütursuzca ortaya koyup sürüdekilerin yüzlerine çarpıyorlar.. Hakan Günday da bunlardan biri..
Özel bir beyne sahip kendisi, tartışmam bunu.. Ancak çok yönlü gözlem ve analiz yeteneğini kazanmasında, aile etkisi nedeniyle ciddi anlamda geniş bir yelpazede aldığı eğitimin de etkisi büyük.. Rodos'ta doğmak, yurtdışında okumak, birkaç tane yabancı dil bilmek, hayata bakışını çok etkilemiş, yön vermiş olmalı doğal olarak.. Ha bunları hazır belleyip üstüne konmak ve çabasız yaşamak hatasına düşmeyip kendisini her alanda geliştirmese de madeni işlememiş, büyük hata yapmış olurdu o başka.. Lafın kısası, gelişimi takdire şayan..
Kişiler her ne kadar o yıllarda bunu reddediyor olsa da -ben, sen, o, herkes- 18-19 yaşlarındaki hayata bakışla 22-23 yaşlarındaki bakış çok farklı.. Dünyanın gerçekliklerine, insanların piçliklerine, tanrının götlüklerine olan isyanın tavan yaptığı ve biriken zehrin ivedilikle kusulmasını gerektiren yaşlardır 22-23..
Hakan Günday da bu kitabı, bünyesinde neden bulunduğunu sorguladığı Ankara Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünde okurken içinde kopan fırtınalara karşı koyamıyor ve bir gün evinin oralardaki kıraathaneye gidip hemen yan taraftaki kırtasiyeden aldığı kağıtlara içini dökerek başlıyor kitabını yazmaya.. 2 ay boyunca ailesine okula gittiği yalanını söyleyerek o mekana gidiyor ve bitiriyor Kinyas ve Kayra'yı.. Kusuyor zehrini.. Boşalıyor..
Kinyas ve Kayra çok güzel bir roman.. Bunun karşıtını söyleyecek kişinin amına koyayım.. Ancak 2007 çıkışlı kitabı Ziyan ile karşılaştırdığımda bir gömlek aşağıda bir roman olduğunu söyleyebilirim.. Ziyan, kurgusuyla, akışıyla "roman" kavramının hakkını vermekte daha başarılı Kinyas ve Kayra'dan.. Fakat iş zihinde ve kalpte bıraktığı değere gelince Kinyas ve Kayra'nın yeri kesinlikle çok başka..
Romanlar, yazarların, oluşturdukları karakterler vasıtasıyla kendilerini ifade etmesidir herkesin bildiği üzere.. Günday'ın yaptığı ise bundan çok daha öte bir şey.. Kinyas ve Kayra tam anlamıyla bir Hakan Günday manifestosu.. Onunla tanışmak için çok uygun ve zevk verici bir yol..
Kayra ve Kinyas öldüresiye nefret edilesi iki baş karakter.. Bencillik, ruhsuzluk, acımasızlık, ukalalık gibi sayısız iğrenç özelliği bünyesinde barındıran bu ikiliden deli gibi nefret edip, tiksinti duyup, buna karşın bir o kadar merak ve çabayla anlamaya çalışmak çok garip hissettiriyor.. Ve yavaş yavaş ilerlerken de bazı anlarda onları anlayıp hak verecek olma ihtimalinin içte yarattığı korku, kendine ihanet duygusu, kitabın ne denli etkileyici olduğunu net biçimde kanıtlıyor..
Ayrıca, orospu çocuğu Kayra'dan biraz ukalalık çalıp diyorum ki Kinyas ve Kayra'nın ruhunu herkes kolay kolay kavrayamaz.. Düz adamlardan itinayla kaçırınız bu kitabı ve adamı(H.K).. Sevdiğiniz ve beynine güvendiğiniz birisine gönül rahatlığıyla hediye edebilir, kendiniz de öyle iseniz aynı rahatlıkla okuyabilirsiniz Kinyas ve Kayra'yı..
En büyük referansı ise Ezel'de selam çakılan eserlerden biri şerefine nail olmuş bulunmasıdır!
1 Kişi Üşenmedi:
Öyle böyle değil, herkes(!)aynı anda kinyas ve kayra olabilir. hepimiz piçiz! Kayra'nın Yolu'nu birkaç kez okumuş biri olarak diyorum ki hayat soyutlaması yapacağım diye kendini hayattan soyutlayan insanların yoludur bu yol. kinyas mı?
benden önce davranıp postu hazırlamış olman takdire şayan, ee tabi ben derste post hazırlayamıyorum öyle. Ama karakterler üstüne bir güzellme yapacağım, umarım...
Yorum Gönder