
Diziyle alakalı yazılarımızda çok kullandık ama tekrar tekrar belirtmekte fayda var ki bu dizi ülkemiz sınırları içerisinde en underrated dizilerden birisi.. Sansasyonel konular vadetmemesi ve kulaktan kulağa döngüsüne bir türlü kapılamaması bu ilgisizlikte büyük etken.. Elbette birdexterdeğil sonuçta, ancak o dexter da farklı bir kategoride (diziler üstü bir yerde) değerlendirilmeli yani.. The Mentalist potansiyelinin henüz tamamını kullanmamış yapısıyla hala müthiş heyecanlar uyandırıyor ve iş işten geçmemişken bana bu satırları yazdırabiliyor daha çok insan izlesin isteğiyle.. Mesajı alınız..

Popülariteyi, her bölüm doyurucu şekilde gördüğümüz ince kurgu ve tek adam ağırlığıyla sağlıyor The Mentalist.. Aa mentalist varmış izleyelim hadi vakit geçer ehehçileri fazlasıyla tatmin edecek rutin bölümlere sahip olmasının yanında arka plandaki epik hikaye, fanatiklerini ekrana yapıştıracak cinsten.. O hikaye Red John.. İntikam kavramı, hakkı verilerek işlendiği bütün dizilerde heyecanı tavan yaptıran ve diziyi birkaç basamak yukarıya taşıyan bir unsurdur.. Herhangi bir yerde bu kelimeye tanık olduğumda ilk aklıma gelen Patrick Jane-Red John ikilisiyse, bu dizide intikam öğesinin tam anlamıyla amına koyulmuş olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz..

Kişilerin adalet anlayışlarındaki farklılıkların ustaca işlendiği bölümleri hatırlayınız(Lisbon-Jane).. Bu farklılığı yaratan en önemli unsur tecrübe.. Kimin canı ne kadar yandı kimse bilemez.. Ve o hisleri anlayamaz.. Dışı ve içi arasındaki uçurumun en büyük olduğu karakter belki de Patrick, dizilerde ilk anda aklıma gelenler içinde.. Her saniye cayır cayır yakan acısı ve soğukkanlılığı elden bırakmayarak hayatını adadığı intikamı.. Suçluyu başkalarının adaletine teslim etmesi mi, yoksa kendi mahkemesinde yargılaması mı.. Hangisi doğru?

"Acımasızın önde gideni olmasını istiyorum o'nun Red John karşısında.. Silah bir yol gösterici bu noktada.. İpucu.. Ama ben kesinlikle o silah kullanmasını istemiyorum, çünkü çok hafif bir ceza olur.. Vahşet istiyorum.. Her tarafı kana bulanmış ve yıllar süren intikam duygusuna son vermiş, gözyaşları Red John'ın kanına karışmakta olan, içi boşalmış, karısına ve çocuğuna olan özlemiyle yanıp tutuşan ve pişmanlığı hala tepe noktasında yaşayan bir Patrick Jane.. Bu hayal ve beklenti çok güçlü içimde.. İnanılmaz bir merak duyuyorum.. Emir Büyükdereci'yi öldürüp hiç zaman kaybetmeden cesedine 15-20 tane mermiyi gözlerindeki dolulukla beraber boşaltan Ferit Çağlayan hırsı gibi bir hırsla intikamını almasını istiyorum.. Sonra da haykırmasını.. Hüngür hüngür ağlamasını.. Dinginleşmesini.. Ve.. Durmasını.." Dizileri incelediğimiz bir postta bunları demişim.. Doğruluğundan, yakınlığından çok, birazcık dahi olsa Jane gibi hissedebildiğim için bu duyguyu, hayvan gibi mutluyum! Ramiz Dayı ne der: "Kim ne derse desin, intikam güzel şey yeğen.."

Dizi bitmiş ya da temele aldığı konu kapanmış değil kanımca.. Patrick de bunun farkında.. Ama ciddi bir ilerleme kaydedebilmiş oluşu, günahlarından emin olduğu birisini dünyadan siktir edebilmiş oluşu, intikam sonrası hissini kısmen yaşayabilmiş oluşu bile onu rahatlatmaya yetti.. Son yıllardaki en huzurlu 30 saniyesini geçirtti.. Ve daha çok şey izleyeceğiz.. ABD reytinglerinde tepelerde olan bu dizi, House sezon finalleriyle rahatlıkla ölçüşebilecek 3. sezon finaliyle daha çok uzun yollar katedeceğini gösterdi..

Çoğu insan bir diziye başlamak için önce ortada deli gibi bir rüzgarın dönmesini bekler.. Herkes izlesin beğensin, ben de izleyeyim nıhaha olayı.. Bu iğrenç furyacı zihniyet yüzünden birçok dizi de piç oluyor, unutuluyor.. The Mentalist'i kaçırmayın.. Efsanedir, ohadır, losttur, şudur budur demiyorum dikkat ediniz.. Ama çok güzel bir dizidir.. Jane'in kalbine girerseniz, daha da güzelleşir.. O karakter gerçek olsun, bir yerde buluşun ve o fincanında sen ince bellinde çay iç.. Bu istek kaplar içini.. Sonra da.. Check Please..

(Şunu da dinlememek olmaz şimdi.. Tam sırası..)
4 Kişi Üşenmedi:
Etrafimda The Mentalist izleyen kimse yok, o yuzden duygularimi burada paylasayim dedim. Seyretmeyen vardir diye acik acik yazmayacagim ama seyredenler ne demek istedigimi anlayacaktir sanirim. Bir iki gundur, izledigimden beri Patrick Jane'in yuz ifadesi, Red John'un kokulari tarif edisinin ustune, aklimdan cikmiyor. Nasil bir aci, teyzeler gibi, Allah kimseye bunu yasatmasin dedim hatta seyrederken. Ve arkasindan gelen rahatlama, bu dunyadaki gorevini yerine getirmenin huzuru. En dogrusu degil belki ama en iyisini yapti gene Jane.
iyi ettiniz.. bence en doğrusunu yaptı jane.. adaletin cılkı çıktı bu dünyada.. kısasa kısas.. teşekkürler yorum için..
ya sikecem ulan durmadan spam yorumlar geliyor ak kaynağı nedir bunların ya deliricem be öff.. kimin ne bokuna yarıyor yani cidden merak ediyorum.. kim yolluyorsa, müsebbibi kimse ta amına koyayım.. sil sil ebem sikildi lan öff..
Ben de bi anlam aramaya çabalıyodum yorumda.:D
Simon Baker müthişti cidden final sahnesinde, her anı takdire şayan fakat bu ayrı bi şeydi. Patrick Jane'in hissettiklerini bu kadar doğrudan seyirciye aktarmak kolay iş değildir herhalde.
Bu bölümden sonra dizi ne yönde ilerler, bölümde gerçekleşenler diziyi nereye götürür merak ediyorum. Yine güzel ve çok daha heyecanlı bir 4.sezon olacak sanki.
Yorum Gönder