
Robert de Niro, Edward Norton, Milla Jovovich üçlüsünü biraraya getirip bu kadar iğrenç bir film yaratabildiği için yönetmeni ve senaristi kutluyorum, yanaklarından öpüyorum.. Bütün film boyunca bazen direkt, çoğunluklaysa arkaplanda dinlediğimiz dini cümlelerden başka bir bok yok filmde.. Olan da dediğim işte! En sevdiğim aktör olan Edward Norton var, efsane herif Robert de Niro var ve sonuç rezalet.. Ne diyeyim bilemedim..
Mahkum.. Şartlı tahliye memuru.. Mahkumun karısı.. Konu ne derseniz, ben çözemedim.. Ne yapılanların bir nedeni var ne de sonucun.. Birşeyler oluyor ve izliyoruz.. Daha doğrusu olmuyor.. Din, isa, allah vs boklarının filmlerde her ana sokuşturulmasına küfrederim genelde hep, bu filmde bunu dahi yapamıyorum çünkü sıra gelmiyor.. O kadar iğrenç bir film ki.. Yönetmenden yine Edward babanın oynadığı, süper olmasa da gayet güzel diyebileceğim The Painted Veil gibi bir film çıkmışken birden Stone seviyesine inmesi ironik..
Milla var, götünü başını açalım da box office'e yansısın.. Edward'ı hak yoluna getirelim de dinimize hizmet etmiş olalım.. Robert da efsane kontenjanından kadroda olsun.. Al sana film.. Çok sinirliyim.. Hazmedemiyorum..
En acı olansa Edward Norton'ın filmografisinde kalitenin yıldan yıla düşmesi.. Fight Club, American History X, 25th Hour çizgisinden Pride and Glory, Stone çizgisine gelmek.. İnanılmaz.. Nasıl bir film seçimidir anlamıyorum.. Garip.. Ve kötü..
1
0 Kişi Üşenmedi:
Yorum Gönder