1969 yapımı ve en iyi film Oscar'ı sahibi bir başyapıt Midnight Cowboy..Texas'taki beklentisiz ve tekdüze yaşamından fazlasıyla sıkılmış Joe'nun, en sonunda kendisinde gördüğü potansiyele güvenip hayatını değiştirmek amacıyla New York'a doğru yol almasıyla başlıyor.. Joe saflığın salaklık sınırına yakın kısımlarında gezinen bir yalandan kovboy.. Düşüncesine göre Texas'ta harcanmış ve New York o'na hakettiği parayı ve biraz da şöhreti verecek.. Bu konuda kuşkusu yok, çünkü kötü ihtimaller aklından bile geçmiyor.. Joe hayalleriyle yaşıyor çünkü.. Sadece onlara tutunarak yaşayabilecek kadar temiz.. Temiz bir jigolo.. Joe jigololukla hayatını kazanma amacıyla New York'ta turlamaya başlarken şehir hayatının gerçekleriyle karşılaşmaması imkansız tabii ki.. Joe daha ilk icraatında suratına gerçeklerin tokadını yiyor ve sonra da darbelerin ardı arkası kesilmiyor.. Joe kirleniyor.. Sonra Ratso çıkıyor karşısına.. Eski temizlerden, şimdinin kirlisi Ratso.. Onları buluşturan da bu kirlilik, yozlaşmışlık zaten.. Birinin zekası diğerinin saflığıyla birleşiyor.. Tutunuyorlar birbirlerine.. Hayatın her alanında kaybetmiş bu kişiler, loserlar, birlikte kazanmanın hayaliyle yaşamaya başlıyorlar.. Düşüp kaldıkları yerden kendilerini kaldırıp da attıkları her adımda hayalleri gözlerinin önünden geçiyor.. Hayatsa onlara daha fazla kaybettirmek için daima arkalarında bekliyor sinsice..

Çaresizler.. Ayakta duramıyorlar.. Joe'nun zihni, Ratso'nunsa bedeni.. Dünya çok acımasız.. Bir yolu sessiz sakin almaya bile izin vermemek için elinden geleni yapıyor.. Bir noktadan diğerine vardırmamak üzerine kurmuş sanki düzeneğini.. Herkes hayatları boyunca bir yerlere gidiyor olsun ve sadece yol alıyor olsunlar.. Kimse gittiği yere, hedefine, mutluluğuna erişemesin.. Sadece gitsinler, devam etsinler, bazı yerlerde mola verip bu düzeneğe hayat versinler, hayatlarını versinler, onu ilelebet yaşatsınlar.. Kaybeden olsunlar ki hayat kazansın..
Joe ve Ratso kaybetmiş insanlar.. Kaderleri aslında çok uç noktalarda felaketlerle çıkmaza sürüklenmemiş.. Herkesin başına gelen, gelmiş, gelebilecek şeyler.. Umutlarının sönüşü.. O kadar sıradanlar ki.. Bir yandan da çok özel.. Onlar ki bu dertlerin ufacık bir kısmını çekip de hayatın çarklarının sadece onlara karşı işliyor olduğunu sanan ve triplere giren tonla kesimin aksine bunlara kafa yoracak fırsatı dahi bulamamışler.. O derece çaresizler ve tükenmekteler.. Ve en kötü anlarda bile küçücük hayallerini gerçekleştirmek uğruna atabiliyorlar son kurşunlarını.. Naifler.. Kirlenmişler evet.. Ama içlerindeki şey.. O şey.. Kaybolmamış.. Saflar.. Joe ve Ratso.. Kaybetmişler sadece.. Ömrüm boyunca unutmayacağım efsane Jon Voight ve Dustin Hoffman performanslarıyla hayat verilmiş karakterler.. Gerçekler.. Onlar.. Joe ve Ratso.. Ben.. Biz..
9'dan, hissettirdiklerinin torpiliyle;
10
2 Kişi Üşenmedi:
Ben de sana Mike Leigh'ın Naked'ını tavsiye edeyim.Seni alıp farklı diyarlara götürebilecek bi film.Hatta insan pekala terk-i diyar eyleyebilir =))).Bu arada hemen izleyip yorumu alırsam sevinirim.Biraz emrivaki oldu ama =))..
not defterime kaydettim.. şimdi veya sonra mutlaka edinip izleyeceğim..
Yorum Gönder