
Khaled Hosseini'nin bütün dünyada bestseller olmuş kitabı Uçurtma Avcısı insanın hayata olan bakışını değiştirebilecek nitelikte bir eser.. Gelişme çağında ve gençlik yıllarında kişinin benliğini değiştirecek, törpüleyecek, yeşertecek bir çok dış etken söz sahibidir.. Bu kimi zaman çevrede bulunan ve duruşuyla, öğütleriyle, kişiliğiyle kendine hayran bıraktıran bir figür, kimi zaman bir filmde veya dizide tanınmış bir karakter, kimi zaman ise kitapların satırları arasında dile gelmiş, vücut bulmuş bir hayali kahraman veya tarihten bir kişidir.. Uçurtma Avcısı'nın karakterlerinin neredeyse tümü üstlerinden, yaşadıklarından çok ciddi dersler çıkartılabilecek nitelikte.. Bu derinliğin oluşumuysa bir çok kitap veya filmde gördüğümüz gibi göze sokularak ya da eğreti eklemelerle gerçekleşmiyor.. Feleğin çemberinden geçen karakterler, tesadüfler, kesişen hayatlar, talihsizlikler üzerinden ilerliyor kitap, evet, ancak bölge (Afganistan) yaşantısı ve gerçekler düşünüldüğü vakit bunların yavan durmadığı çok net anlaşılıyor, hak veriliyor.. Emir, Hasan, Baba, Rahim Han, Assef, Sohrab, Sanaubar, Ali, Süreyya, General, Ferit.. Hepsi o kadar gerçek ki.. Bazısı kötü, bazısı iyi.. Bu iki tarafa da iki ayrı taraftan bakılması, önyargılarla etiketlenmemesi beni mest eden nokta.. İyi olan kötüden nefret ederken, bir diğer iyi olan, (Hasan) kötülere, yaşadığı onca şeye karşın iyi bakabiliyor mesela.. Kötünün iyiye bakışı da keza.. Anlamaya çalışmak var bu kitapta..
Bu kitapta iç ses var.. Emir'in iç sesi.. Onu okuyunca o'ndan çok kişi nefret etmiş, haklı da olabilirler.. Ancak Emir'in de öyle ya da böyle bebeklikten beri yaşadığı darboğazlar var.. Emir kötülükler yapıyor.. Ama Emir'in vicdanı da var.. Ama Emir gene kötülükler yapıyor.. Ama Emir'in vicdanı susmuyor.. Emir iyilik yapıyor.. Ama iyi de olmuyor.. Gene iyilik yapıyor.. Ama iç sesi durmuyor.. Unutmaya çalışıyor.. Ama Emir'de pişmanlık var.. Uçurtma Avcısı demek Emir'in iç sesi demek.. Onun anlatımına kendini öyle bir kaptırmak ki o'nun yanağında beliren minicik bir gamzenin okuyanda da aynı şekilde belirmesi.. Ağladığı anlarda boğaza yumruyu oturtması..
Bu kitapta sevgi var.. Bu kitapta nefret, pişmanlık, gurur, utanç, sadakat, ihanet, özlem, umut, insana dair her şey var.. Kötüyü de iyi de gösteriyor.. İnsan psikolojisini en saf haliyle sunuyor.. Hasan'ı çok sevdiriyor.. Öyle çok sevdiriyor ki o'nun yüzde biri kadar iyi bir insan olabilmenin hayalini kurduruyor.. İyi olmayı istetiyor.. Hayattan nefret ettiriyor.. Hayatı gösteriyor..
Uçurtma Avcısı insana hissettirdiği aşırı yoğun duyguların (asla duygu sömürüsü yok) yanında muhteşem bir akıcılığa ve tempoya sahip.. Zekice bir kurguyla beraber okuyucunun beynine ustalıkla işlenen karakterler sayesinde kitaba tutunmak çok kolaylaşıyor.. Yabancı kitaplarda rastlamanın çok zor olacağı mükemmel de bir türkçe çevrimle karşımızda ve aynı başarı noktalamalarda da mevcut; ki bunlar da okunabilirlik açısından da çok büyük önem teşkil etmekte..
Hayatım boyunca aklımdan çıkmayacak, daha doğrusu çok çok önemli bir yere sahip olacak bir kitap artık benim için Uçurtma Avcısı.. Kahrettim, mutlu oldum, isyan ettim, dişlerimi sıktım, huzur buldum, delirdim, duruldum, her şeyi yaşadım.. Ne mi yaptım? Uçurtma Avcısı'nı çok sevdim..
---
Filme gelelim..
Kitapların beyazperdeye aktarılması hiçbir zaman hoşuma gitmemiştir.. Saflığın yitirildiğini düşünürüm hep.. Romanın filme çekilmiş halini izlemek doğal olarak çok korkutmuştu ve sonunda korkularımın haklılığını görmek de çok üzdü beni..
Kitabı okumamış biri filmi çok beğenebilir.. Bunu anlarım.. Zaten kesinlikle kötü bir film değil The Kite Runner.. Ama çok yetersiz.. Gerçekten çok.. Kitabı Emir'in iç sesiyle, vicdanının sesiyle okudum, dinledim ben.. Nedenleri özümsedim; bazı anlar hak vermesem de bütün iyi ve kötü davranışları anlayabildim.. Filmde bu yok.. Nedensellik yok.. Her şey sadece oluyor.. Filme bakılırsa Emir dünyanın en kötü insanı.. Hem karaktere kitaptaki derinlik katılamıyor, hem de yapılan çok kötü oyuncu seçiminin olumsuz etkisi.. Kitabın ruhu ve can damarı Emir, filmde bambaşka birisi.. Emir değil.. En zayıf ve sinir bozucu nokta bu.. Kitaptaki bütün mükemmel cümlelerin ve tespitlerin hepsinin filmin akışına yerleştirilmesine kasılması bir çok yerde doğallığı bozmuş.. Önüne gelen, aforizmalarla yardırıyor.. Kitapta çok doğaldı halbuki bu da.. Akışın çok uzun bir zaman sürecini kaplaması ve atlayarak gitmesi kitapta uygun bir atmosferin içinde gerçekleşiyordu ve yadırgamak mümkün değildi.. Filmde bu da olmamış; yine her şey sadece oluyor.. Nedeni nasılı oluru olmazını göremiyoruz.. Kim neyi neden yaptı ne düşündü nasıl yaşadı her şey meçhul..
Emir'in dışında da çok kötü oyuncu seçimleri.. Kitapta anlatılan kişilik özellikleri ve betimlemeler filmde hem yok, hem de bu yüzden filmi anlamak çok zorlaşıyor.. Bakışlarıyla, kitaba uygunluğuyla, benliğiyle tek "olmuş" karakter Hasan.. Çocuk oyuncu Ahmad Khan Mahmoodzada'nin vurgularını ve ifadesini unutmayacağım sanırım ölene dek.. Bu güzelliğin de kitabın en özel karakterinde yakalanmış olması ayrı bir mutlu etti beni..
Olumsuzlukların yanında filmin muhteşem bir görsel şölen olduğunu belirtmeyi de unutmamak lazım tabii ki.. Uçurtma sahneleri ve Afganistan planları (çekimler Çin'de yapılmış) muhteşemdi.. Mekanlar da kitaptaki dünyayı çok iyi yansıtmış.. Müzikler de mükemmeldi, zaten bir Oscar adaylığı mevcut.. Ve izlenebilirlik dozu da gayet iyi..
Uçurtma Avcısı, kitabı okunmadan izlendiği vakit beğenilebilecek bir film kesinlikle.. Ama kitabın muhteşemliğini gerçekten tadabilmiş bünyeler eminim ki filmi çok eksik bulacaklar.. Ben diyorum ki mesela şu an: "keşke filmi izlemeseydim de karakterler aklımda kitapta hayal ettiğim gibi kalsaydı".. Kitap, kusursuz bir kitap.. İz bırakacak bir başyapıt.. Filmse tek başına değerlendirildiğinde 7 puan (iyi) derecelendirilebilir.. Kitap sonrası izlendiği vakitse, burun büktürür.. Maalesef gerçek bu.. 9.90'dan satılan cep boy kitabı herkese şiddetle tavsiye ediyorum.. Hem taşıması çok kolay hem de fiyatı normal boyutuna göre (16) çok ucuz..
Hasan..
2 Kişi Üşenmedi:
Bu filmde olmamış bişiler vardı sanki. Bi yapmacıklık mı desem, yapaylık mı. Olması gerektiği kadar etkilenememiştim nedense.
duygu yok filmde.. his yok.. yani, ruha dokunuş yok..
eksik işte.. eksik.. özeti bu..
Yorum Gönder