30 Ekim 2010 Cumartesi

Antichrist


Yönetmenin adıyla oluşan referans ve genel beğeni derecesinin insanlara objektif bakış açılarını kaybettirerek yorum yaptıran sayısız filmden sadece birisi Antichrist(Deccal).. Şu film, aynen izlediğimiz şekilde, Lars von Trier değil de Ali Kaya, Hans Zwei ya da Nicolé Laurent adında sokaktan geçen bir vatandaş çekseydi(ama Lars çektiği için film böyle zaten vs diyen defolsun, biliyoruz herhalde), kasılarak yazıldıkları her hallerinden belli olan övgülerin çoğunun yerini sövgüler alırdı.. Enteller bana hikaye anlatmasın..

Film, kısıtlı ve önemsiz sinema geçmişimde izlediğim belki de en güzel açılış sahnesiyle başlıyor.. Böylesine sade, derin, sarsıcı bir girişi çekebilen bir yönetmenin filmin devamını da buna yaklaşık güzellikte hazırlamış olduğunu sanmam da benim hıyarlığım olsun..

Antichrist'ı analiz ederken iki yönden bakmak lazım.. Anlatılmak istenen ve vurgulanan şeyleri yorumlamak ve başından sonuna bir bütün kabul edilmesi gereken filmin bünyede bıraktığı olumlu veya olumsuz etkiyi dile dökmek.. Filmi övgüye boğan kitlenin çoğunun ilk şıkta takılı kaldığını söylemek mümkün.. Doğrudur, filmin anlatmak istediği şeyler var.. Peki ya bütün..? Film sembolizmin bağrından kopmuş bir defa.. Malum kesimin kullanımıyla: İmgelemlerden metaforlardan alegorik anlatımlardan geçilmiyor.. (uu beybi bi hareketlenme oldu bu kelimeleri kullanırken.. heyecan yaptım çok..) Ben de sevdim mesela hayvanların doğum ve ölüm anlarındaki havayı.. Ve he&she'nin bunları it'le ilişkilendirmelerini.. Etkileyiciydi.. Ama bütün parçaları olarak.. Filmde çok başarılı resimler, hayaller, diyaloglar var ama birçoğu eğreti.. Görüntü yönetmenini övmek isteyenler, "uff harikulade hazırlanmış fotoğraflar, muhteşem yaratılmış ortamlar" vs diyesi gelenler gitsin Valhalla Rising'i izlesin de görsellik neymiş görsün.. Ama sonra da gelsinler, aynı cümleleri kuruyorlar mı göreyim..

Ama, göte, sike, kana, vahşete falan takılmadım pek.. Anlatılmak istenenlerin dışında şeyler değildi genelde.. Ha, daha fazla insanın dikkatini çekmek, popülarite yaratmak için aşırıya kaçılmıyor mu, kaçılıyor, o başka.. (Trier'in sansürüne de uğramış amaaa diyenlere de güle güle)

Yönetmen ve filmi bence amacına ulaşıyor.. Kadınlarla erkekleri biribirine düşürüp feminizm odaklı uzun tartışmalara da sokabiliyor.. Aynı kesimlere, sunduğu sayısız mitle tarihsel olaylar arasında bir sürü ilişki kurdurmayı da başarabiliyor.. E film hani? Kimisine göre süper, çok çarpıcı, anlamak isteyen anlar, çapı olan görür vs.. Bana göreyse zayıf.. Zayıf olan ne..? Film.. Bir daha sorayım.. Zayıf olan ne..? Film.. Film.. Film.. Film.. Film.. Mit, metafor, sürrealizm, imge, din, tarih, psikoloji, felsefe vs lafı duydu mu gördü mü götü kaybedenler Antichrist'tan çok etkilenebilirler, hatta hayran olabilirler.. Buyrun olun.. Ben etkilenmedim.. Hayran olmadım.. Giriş sahnesi bir ömür aklımda kalacak.. Hayvanlarla ve daha birçok öğeyle oluşturulan simgesel anlatımlardan "ayrı ayrı ele aldığımda" hoşlanmış olacağım.. Charlotte Gainsbourg'un başarısını, her aklıma geldiğinde takdir edeceğim.. Ama asla, birçok sanat dalına vurgu yapıyor, alt metinlere çalışıyor, entel ruha hizmet ediyor diye götü kaybetmeyeceğim.. Yönetmenin diğer övgü almış filmlerini de izlememezlik etmeyeceğim..

5

4 Kişi Üşenmedi:

SirEvo dedi ki...

Anlatılmak istenen daha hafif bir şekilde anlatılsa belki de adam gibi bir film olurdu ama bu filmi izlemek için geçirdiğim zamana lanet ettim. Açılışından ne bok olduğu belliydi zaten. Yönetmenine de oynayanlara da lanet olsun. :)

Barakuda dedi ki...

film yorumunu da hatırlayıp okumuştum tekrardan filmden önce :) ağır bir isyandı eheh..

SirEvo dedi ki...

Hatırlanmayacak gibi de değildi galiba. :D

burrhole dedi ki...

Bu adam entel ruha hizmet eden filmler çekmiyor. entel ruhlar kendilerine hizmetçi olarak fimleri seçiyor olabilirler. bir şey anlatmasa da ''ya bak aslında şurda şunu anlatmaya çalıştı!'' gibisinden ıkınarak anlam çıkarmaya çalışılacak bir film değil bu. başından sonuna bir kurgu içinde, başlangıç sahnesinin muhteşemliğine denk bir gidişat olmaması hiç umrumda değil açıkçası. nabzımı başlangıçta tavan yaptırmış ve sonrasında artçı nabız atışlarını tetiklemiş olması, merak ettirmesi(acaba bir sahne sonrası nereyi kesecek!), bağlantıları keşfetmemi sağlaması bir lars von trier filmi için doyurucu bir sebep benim için. aslında beklentiye bağlı sanırım bu film zayıf demek falan. belli kriterleri olan insanlarız. ha o zaman diyebiliriz ki, senin filmden beklentin benimkinden çok daha fazlaymış. beni doyurdu mu, ziyadesiyle. kana doyduk!

Related Posts with Thumbnails