
Bir kadın var.. Deli gibi aşık.. Kocası tarafından hor görülüyor.. En sonunda canına tak ediyor ve kendi ayaklarının üstünde durma mücadelesine girişiyor.. Kimliğini arıyor..
Bir erkek var.. Deli gibi aşık.. Karısına saygı duymuyor.. Gün gelip de karısı, kendisine ihtiyaç duymayacak şekilde yaşamaya başlayınca kendisini yetersiz hissediyor, kıskançlık krizlerine giriyor ve.. Tüketiyor..
Tutkunun en üst noktalarında geziniyor Te doy mis ojos.. Bu üst noktalardaki büyülü duyguların, beraberliklerin yürümesindeki rolünü masaya yatırıyor.. Tutku her şeye yeter mi..? Tutku olmazsa olmaz kabul edilebilecek tek olgu mudur çiftler için..? Yoksa saygı denen şey midir tutkuyla bezeli parçaları birbirine yapıştıran ve sürekliliği sağlayan..?
Hayatı boyunca içindeki en ufak sıkıntıları ve ukdeleri bile dilinden dökememiş Pilar'ın kabuğunu yavaş yavaş kırması ve hayata karşı sapasağlam durmayı öğrenmesi.. Antonio'nun, kalbi ve hisleri lekesiz olsa bile, bütün kötü huylarının farkında olup da bu olumsuzlukları etkisizleştirebilmek için çabalıyor olsa bile, bunları bir türlü kontrol edemediği fevriliğine ve tahammülsüzlüğüne kurban etmesi..
İyi olmanın, sevmenin, sevilmenin tek başlarına yeterli olmamasına dair müthiş dersler veriyor Take My Eyes.. Aşırı durağan gidişatına karşın etkili sahneleriyle ilgiyi ve dikkati hep yukarıda tutuyor.. Film 2004 Goya ödüllerini de silip süpürmüş zaten, başarısını buradan anlayın.. Kadın yönetmen Icíar Bollaín, kadın başrol Laia Marull ve geçtiğimiz sene Celda 211'le yardıran Luis Tosar kendi dallarında ödülü kucaklamışlar.. Yani oyunculuklar muhteşem.. Terapi sahnelerine de ayrıca dikkat..
Aşk.. Kıymet.. Saygı.. Tutku.. Hürriyet.. Yetersizlik.. Bıkkınlık.. Özlem.. Pişmanlık.. Kararlılık..
8
8 Kişi Üşenmedi:
Sadece Joker'Mi blogdan koptu-ki sağda hala reis olarak geçiyor adı-yoksa blogu kapatma kararı aldınızda sonradan vazgeçtiniz mi?Ne olursa olsun umarım daha uzun süre devam edersiniz.
kopma falan yok yahu.. biz ayrılamayız :D post sıklıkları azalmıştı biraz, artık eski yoğunluğa döner işte inceden.. buralardayız..
kopma falan yok da hayat ebemizi sikmekte gene yazacak şey yok bende.. bnmde nerem reisse...
*Sizi nerenizden incitti?
--Hayır, dıştan hiç bir incinme yok.
--Hepsi içerden.
-- Her şeyi kırıp döktü.
* Size ait bir şeyleri mi kırıp döktü?
-- Her şeyimi.Her şeyimi parçaladı.
Bu iki replik yetiyor benim için...Kesinlikle saygı denilen şeydir tutkuyla bezeli parçaları birbirine yapıştıran...
sen böyle yazınca aklıma şu geldi;
.............................
Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka
Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler.
................................
Ahmet Telli, Belki Yine Gelirim
sen derken?
mecalsiz meczup için yazmıştım, onu kastediyordum. hayatın bir şeyleri parçalaması ile ilgili...
referans vermeyince karışıklık oldu sanırım....
bu ne yaa reis muhabbeti.. bi zamanlar reismişim demek ak..
Yorum Gönder