
10 15 sene öncesinde vatandaşın spor algısı daha bir başkaydı sanki.. Gazeteler daha samimiydi.. İnsanlar birşeylere bağlanmaya daha bir hazırdı sanki.. Bizim ülkede özellikle terör zamanlarında falan hep "ülke olarak sporla rahatlıyoruz kafamızı, bu galibiyete ihtiyacımız vardı, dertlerimizi böyle unutuyoruz" gibi geyikler döner.. Bence asıl, kafalar biraz daha rahat olunca çok daha fazla ilgi gösterebiliyorlar insanlar spora..
Bahsettiğim vakitlerde internet de yaygınlaşmamışken oturduğu yere çakılmıyordu insanlar şimdiki gibi.. Zevk alacakları şeyler için kıçlarını kaldırma gücünü kendilerinde bulabiliyorlardı.. O zaman bu kadar tv platformu, kanal vs de yoktu.. Gazete sayısı azdı.. Seçenek yelpazesi epey dardı.. Elde çok az şey vardı ama kıymeti bilinebiliyordu..
Şimdilerde tonla kapatma dedikosuna ve türlü saldırılara hedef olmuş bir efsanedir Efes Pilsen.. Türkiye için Basketbol'un sözlük anlamıdır.. Eskiden çoğunluğu türk olan oyuncularla birlikte seneler süren ciddi bir hava yakalanmıştı takımda.. Camiayı efsane mertebesine eriştiren.. Yabancılar da takımla, taraftarla, halkla öylesine birleşiyordu ki, her biri ayrı ayrı sevilen, sempati duyulan yerlilerle birlikte inanılmaz bir rüzgarı beraberlerine getiriyorlardı.. Onlar tribündeki biz, biz sahadaki onlar oluyorduk.. Özeldi..
Dün ntvspor'da Efes Pilsen belgeseli vardı.. Tarihi Koraç Kupası zaferi anlatılıyordu.. Son yarım saatine denk geldim ve gözümü dahi kırpmadan izledim.. 9 yaşındaki minik halimle duyduğum heyecanları hatırladım, anılara gömüldüm.. Özellikle birisi şimdilerde amigo moduna bürünmüş olsa da, hala tarihin en unutulmaz ikilileri arasında yer alan "Murat Murathanoğlu&İsmet Badem"i özledim.. Samimiyetlerini aradım devrimizin spikerlerinde.. Şimdilerde ne benim ne genelin umursadığı silik avrupa ligi maçlarını düşündüm.. 10 15 senede ilgilinin nasıl bu kadar düştüğünü..
Okuldaki öğlencilik yıllarında dersten erken sıyrılıp aileyle son hız Efes maçlarına gidişimizi hatırladım.. Her kesimden insanla dipdibe ahlayıp ohladığımızı.. Ufacık bedenin duyduğu kocaman heyecanı.. Final Four öncesi ortaya çıkan yeşil beyaz alerjisini.. Asvel.. Zalgiris.. Benetton.. Gidilmeyen maçları ve deplasmanları tv'de izlemek.. Çook uzaklardan gelen Murathanoğlu sesi.. İsmet Badem eaaauuuvvvvvvları.. Ertesi gün spor sayfalarında ayrılmış koca köşeler.. Bir de eskiden diziler de bu kadar manyaklaşmamıştı, azlardı.. Sabah tv bültenine baktığımızda Efes Pilsen maçlarını görürdük ve daha o an akşamki programımız yapılmış olurdu..
Anılar tükenmiyor.. Myers, Fucka, Stombergas, Bodiroga gibi isimleri duymak bünyede çok garip bir etki yaratıyor.. Bir yandan gülümsetirken diğer yandan dağıtıyor.. Naumoski'yi defalarca canlı izleyebilmiş olmak bile müthiş birşey.. İğrenç stilli Ufuk Sarıca'yı.. Sakalları terlememiş Hüseyin Beşok'u, görev adamı Volkan Aydın'ı, ilginç tip Murat Evliyaoğlu'nu, rahmetli psikopat Conrad McRae'i izlemek.. Sonrasında evlere henüz kapanılmamışken Mulaömeroviç'li, dönek İbo'lu, Çelimsiz Hidayet'li, Mehmet Okur'lu, Drobnjak'lı kadroyla süren sinerji.. Hem oyuncularda, hem taraftarda, hem evinde takip eden halkla pekişen..
Artık hiçbirşey eskisi gibi değil.. Kendi ligimizin maçları şifreli kanalda.. Sky turk'ün verdikleri neredeyse hiç izlenmiyor.. Gazeteler nba haberlerini 3 satırla geçiyor.. Lig maçları yıldızlı pekiyili maç raporlarıyla geçiştiriliyor.. Derbilerde falan olaylar çıkarsa işte kocaman bir resim ve mal bir yorumcu eşliğinde çeyrek sayfaya yükselebiliyor..
Efes Pilsen, halkın evlere kapanması ve yozlaştırılmasıyla beraber ruhunu kaybetti.. Asla eskisi gibi olamayacak.. Efes'in en büyük destekçisi ve rakibi Ülkerspor Fenerbahçe'nin kucağına oturtuldu.. Ama bu birleşme bile belli bir noktadan ötesini gösteremedi onlara.. Hava yok çünkü.. İnsanlar istemiyor basketbol maçlarına gelmek.. Çok gördüm yani Fenerbahçe Ülker'in önemli maçları birkaç yüz kişiye oynadığını.. Galatasaray birleşse Telekom'la falan, en başta yine bir gaz olur, sonra rutine döner, birşey farketmeyecek ki.. Kendi takımım da kendi halinde takılıyor işte öyle.. eski sevgilim NBA'e takılıyor arasıra gözüm işte.. Mesela takım sevgisi olmadan, salt basketbol duygusuyla gittiğim son maç Solomon Efes'teyken oynanan çeyrek finaldeki Panathinaikos maçıydı mesela.. Sonraki yüzlercesi hep Galatasaray.. İtinayla çekiliyor içimizden spor aşkı.. Evimize hapsoluyoruz ve oturduğumuz sandalyeyi terletmekten başka bir halt yediğimiz yok.. Gücümüz alınıyor bizden.. Etkisizleştiriliyoruz.. 2010 Dünya Şampiyonası var şimdi.. Ben en ufak bir hava, gaz vs göremiyorum vatandaşta.. 2010 değil de hiç değilse 2000'de olsaydı şu organizasyon.. Ülke çalkalanırdı hiç kuşkum yok.. Hele ki 95'te falan.. Aman aman..
Peki ya şimdi..? Her şey için geçmiş ola..
Aşık olduğu renkler dışında hiçbirşeye aidiyet duymayan Barakuda..
1 Kişi Üşenmedi:
efes de gitmiyor artık.. 2011 de bir başka takımla birleşsin.. tam 35 sene sürmüş olsun bu efsane ve bitsin. bitmeli çünkü gitmiyor.. fb ülker seni yeniyor işte öyle ya da böyle seyircisi var çünkü.
ama bu sene olmasın. oçlere inat 1 sene daha dayansınlar kapanmadan.. sonra kendileri bıraksın. özilhan gsli olsa bence çoktan olmuştu bu birleşme.. uygun olan camia gs ama adam bjkli, orda da tüpçü var.
esas önemli olan eski günler tabii.. off eskiden her şey güzeldi ki..
Yorum Gönder