
Adından, tabii ki de konusundan dolayı Lost rüzgarından ciddi şekilde nemalanma taktiğiyle piyasa atıldığını söylememizin yanlış olmayacağı bir dizi(ydi) FlashForward.. Lost'a kapılıp da bunu izlemeyen kişi sayısı çok çok azdır sanıyorum..

Geniş kapsamlı bir reklam kampanyasıyla tanıtılan dizi, Pilot bölümüyle 15 milyon seviyesine ulaşmıştı ki abc için de bu rakamın tatmin edici olduğunu söyleyebiliriz.. Sarsıcı başlangıç ve konuya duyulan ilgi nedeniyle ilk bölüm ben dahil genel kesim tarafından beğenildi.. Bundan sonrasıysa benim açımdan ufak çaplı bir hayal kırıklığı olmuştu.. Az zaman içerisinde çok şey anlatma, daldan dala atlama olayı çok zor birşeydi ve bunu bugüne dek Lost'tan başka başaran bir dizi olduğunu düşünmüyorum ben.. Düşünenler yorumlarıyla bilgilendirirse sevinirim.. Konuları genişletme ve bunu, izleyiciyi senaryodan koparmadan başarabilmek çok zordu.. 3 aylık kış arasına kadar da benim gözümde bunu sağlayamadı FlashForward..

Tüm etkenlerden bağımsız değerlendiğim vakit, gönül rahatlığıyla "güzel dizi" diyebiliyordum fakat yarattığı beklentiler ve diğer dizilerden aldığım müthiş hazzı bunda alamayınca azımsanmayacak bir tatminsizlik oluştuğu da aşikardı bende.. Buna rağmen aşıladığı sağlam merak unsuru ve temposu diziyi zevkle izlenebilir kılıyordu..

Dizinin en büyük eksiği izleyenlerin karakterlere bağlanamamasıydı.. Çok sayıda karakterin olması bunda bir etken olabilir belki ama yine Lost diyeceğim ben, anlayın siz, yapın karşılaştırmayı.. Asıl etkense yerlerde sürünen oyunculuklar.. Rol kesmekle uzaktan yakından alakası olmayan Joseph Fiennes bu dizinin tutmamasındaki baş faktörlerden biridir.. Bu rolüyle hafızalara kazınmadığı kesin ve ben kendisini daima Killing Me Softly'de Heather Graham'le olan çılgın sahneleriyle hatırlayacağım.. O'na eşlik eden bir dolu ismin aynı rezalet performansı da cabası.. Tempo ne kadar fazla olsa da, bir dolu soru işareti seyir zevkini arttırsa da doğallıktan bu denli uzak oyunculuklar fazlasıyla can sıkıcıydı.. Bir de buna karakterlerde derinlik denen şeyin olmaması eklenince.. Senaristler konuya gösterdikleri özenin 10da1ini karakterlere gösterseydi ve onların sevilmesini sağlayabilseydi kendini yormayı sevmeyen abd halkı da dizinin tutunmasını sağlayabilirdi belki, kimbilir..

Dizi iptal edildi bilindiği üzere.. 15 milyonla başlayan reytingler 5 milyona kadar düşünce bu sonuç kaçınılmaz oldu.. Şubat-Mart aylarında bu haberi duysaydım pek üzülmezdim.. Ancak dizi son 6-7 bölümüyle birlikte öylesine coşmuştu ki şimdilerde derin üzüntülere gark olmuş vaziyetteyim bu iptal kararından ötürü.. Bir türlü tam anlamıyla sağlamayı başaramadığım tatmin dozunu senaryodaki harika twistlerle sağlamıştım ve sevmiştim.. Amasonuç, maalesef.. Değişik yerlerde değişik haberler okudum dizinin akıbetine dair.. Kanal değiştirip devam edecek diyen de vardı, 2011'de 2.sezonu 13 bölümle yayınlanacak diyen de.. Umarım harcanmaz bu dev prodüksiyon.. 2.şık çok daha mantıklı(aha mantık dedim) duruyor.. Fazla dallandırılıp budaklandırılmayan bir senaryoyla süper bir 2.sezon yaratılması kuvvetle muhtemel.. Fırından yeni çıkmış bilgileri olanlar paylaşabilirler, memnun oluruz..

Haa bu arada diziden bana kalan en önemli şeyleri es geçmeyelim.. Harika Stanford Wedecek karakterine hayat vererek kendisine candan sarılma isteği doğuran Courtney B. Vance..

Finish'e Adriana Lima ve Yvonne Strahovski'yle beraber taraklama giren Peyton List..

Evimin kadını, çocuklarımın anası figürü Christine Woods.. Perfect Couples kesinlikle izlenecek..
4 Kişi Üşenmedi:
"Dizinin en büyük eksiği izleyenlerin karakterlere bağlanamamasıydı.."
Aynen. O kadar karakter var, bir tanesi için de çıkıp "off abi sırf onun için izliyorum" diyemedim ve zaten sırf bu yüzden bir türlü beğenemedim. Bitmesini de zil takıp oynayarak karşıladım. :D
Sonlara doğru cidden büyük çıkış gösterdi dizi. Ha ben önceki bölümlerini de beğenerek izliyordum zaten. Aynı yada başka kanal nasıl olursa artık bir şekilde devam ederse çok sevineceğim.
Peytooonnnnnnnnn.
Bana laf ettin ettin, oturdun kendin izledin değil mi?...
Neyse ben daha izlemedim. Spoiler verme.
kal öyle napıyım ehehe..
baktım da şimdi, tee 21 ocaktaki postuna karalamışım bişeyler.. hafıza tırt olduğundan okumam gerekti.. aynı şeyleri söylemişim.. diziyi 3 eşit parçaya ayırırsak hoş-öeeh-ananı! şeklinde gidiyor işte..
spoiler yok rahat olunuz :)
Yorum Gönder