
Band of Brothers efsanesinden sonra müthiş bir heyecanla beklediğim bir diğer 2. Dünya Savaşı hikayesiydi The Pacific.. Yine Tom Hanks ve Steven Spielberg yapımcılığı referansı, rekor bütçe, dev prodüksiyon vs derken gaza gelinmemesi imkansızdı elbette..

Cnbc-e'de izlediğim kamera arkası bölümünde yapımcılar bu dizinin, Pasifik cephesinde savaşmış gazilerin "2. Dünya Savaşı Avrupa'yla sınırlı değildi, en kanlı çarpışmaların yaşandığı Pasifik cephesini ve bizleri de unutmayın" babındaki mektupları ışığında bir nevi vefa borcu olarak oluşturulduğundan bahsetmişlerdi.. Düz mantıkla hareket edersek, tamamen sıfır bir zihinden yaratılmış, çok daha uzun süre düşünülmüş, plan yapılmış bir projenin, istek üzerine hayata geçirilmiş bir projeden daha oturaklı olacağı tezini ortaya çıkarmam yanlış olmaz sanıyorum..

The Pacific ilk 3 bölüm itibarıyla ben dahil çok kişiyi hayal kırıklığına uğratmıştı.. Bu durumda da baş etken dizinin kötü olması değil, zihinlerde sürekli Band of Brothers'la karşılaştırılıyor oluşuydu.. 3-4 yıllık hazırlık aşamasından sonra sunulan bir yapımdan yukarıda bahsettiğim referansları da eklersek ne denli yüksek seviyelerde şeyler bekleneceği malum.. İşte bu ilk 3 bölüm bu aşırı beklentiler yüzünden tatmin edici gelmedi insanlara.. Kilit nokta da bu eşikten sonrasını oluşturuyor zaten: Bu bölümlerin ardından beklentiyi düşürmek, ve maksiumum tatmini sağlamaya çalışmak.. Ben şahsen bu 3 bölümden sonra izlediğim yapımın Band of Brothers'la ölçüşemeyeceğini kabul ettikten sonra vitesi boşa aldım ve olan oldu diyip sıfır kafayla izledim geri kalanını.. Ssadece bu taktiğin bana sağlamış olduğu yararın üstüne de dizinin 4. bölümle beraber çok daha iyi bir çizgiye gelmiş olması ayrı bir güzellik oldu benim açımdan..

Birçok kez Band of Brothers dedim ama yapacak bir şey yok.. Karşılaştırmalarla daha sağlıklı oluyor açıklamak.. 4. bölümle birlikte bu tür bir yapımda aradığım birincil özellik olan ağır dramı hissettim ben nihayet.. Bu açıdan doyuma ulaşmaya başladıktan sonra Eugene Sledge'in hikayesine odaklanılmasıyla beraber aksiyonun ve cephedeki acımasızlıkların resmedilişinin dozu da bir anda arttı ve çok kaliteli bir son 5-6 bölüm izlemiş olduk.. Bunu da üstüne basa basa söylüyorum ki etrafta ilk 2-3 bölümü izleyip de dizi bırakan çok kişi olduğunu gördüm ve bunun bir hata olduğunu bu kişilerin kaçına duyurabilirsek o kadar kardır.. Dizide sürekli bir merak duygusu veya karakterlere bağlanma gibi bir durum olmadığından sözkonusu dram odaklı sahneler biraz birbirinden bağımsız olarak gerçekleşiyor.. "Eh, iyiydi işte" diye nitelendirebileceğimiz bir bölümün içinde inanılmaz sarsıcı, uzun süre akıllardan silinmeyecek bir sahne görebiliyoruz mesela.. Sırf bunlar için bile izlenmeye değer The Pacific..

Band of Brothers gibi The Pacific'te de eğreti milliyetçiliğin olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.. Band of Brothers'ta değinilmeyen atom bombası olayına burada değiniliyor mesela laf arasında olsa da.. 3. bölümde kamuoyunu meşgul eden Türkler'in İzmir'i yakıp yıkması gibi olaylar ve Kathryn Bigelow kişisinin iğrenç Oscar konuşmasını akıllara getiren kimi replikler tabii ki mevcut ama, Band of Brothers postunda da dediğim gibi paranoya yapılmazsa fazla rahatsız etmez bu detaylar.. Bunlardan çok ölüme 5 kala dillerden döktükleri allah, kitap, isa vs geyiklerinden rahatsız olduğumu da söylemem gerek(görünce anlarsınız).. Japonlar hakkında da, onların cesaretini, onurunu, vatanlarına bağlılıklarını ortaya koyan birçok replik ve tanım mevcut ki bunlar hiç olmasa kim ne diyebilirdi ki..? Zaten savaşın insan psikolojisi üzerindeki etkilerinin gerçek başrol olduğu bir dizide olması gereken hareketler bunlar..

Diziden bana kalan, hafızama kazınan en önemli şeyse üstteki, tanımış olduğum en psikopat karakterlerden biri olan "Snafu"dur.. Ufacık boyuna, çelimsizliğine, üflesen uçacak boyutuna rağmen daha ekranda ilk göründüğü andan itibaren deli gibi geren ve ilerleyen vakitlerde bir yandan da kendisine sempati de duymamı sağlayan bir garip adam.. Başroller Joseph Mazzello, Jon Seda ve James Badge Dale'in harika oynadığı bariz olsa da ciddi ciddi "yardıran" tek adam Snafu'dur, görülmelidir..

The Pacific asla bir Band of Brothers değildir.. Ancak şu da bilinmelidir ki Band of Brothers diye bir dizi hiç çekilmemiş olsaydı, bugün efsane konumundaki dizi The Pacific olacaktı.. Rahat olunursa çok beğenilir.. Olunmazsa, üzgünüm.. Band of Brothers 10/10 ise, The Pacific 7/10'dur diyelim somut veri olsun..
3 Kişi Üşenmedi:
3. bölümdeki bok yemelerinden sonra bıraktım izlemeyi, 4. ve 5. bölümler için de "sıradan, sığ, bomboş" gibi yorumlar görünce iyice soğudum.
Band of Brothers'ı izlemememe rağmen ilk 3 bölüm itibariyle bana da gereksiz gelmişti. BoB izlemeliyim sanırım, evet sınavlardan sonra başlıyorum, müjde... :P :D
Band of Brothers'ı izlemedim. Ama bunu da çok sevdiğimi söyleyemem. Yani izletiyor kendini. Kaliteli bir yapım ama kimseye tavsiye edip vereceğim bir yapım değil.
Yorum Gönder