
(çok spoiler yok gibi.. var gibi olanlar da zaten bugüne dek sağdan soldan duyulmuştur elbet.. bence yok pek ama.. varsa da "let go"..!)
bitti.. karmakarışık duygular içerisindeyim.. kısa ömrümün son demlerinde bana eşlik edenbirkaç şeyden biri artık yol ayrımından sapmış durumda ve eksildim ben.. ellerim klavyede gezinecek şimdi ve neler diyeceğim nasıl bir plan oluşturacağım hiçbir fikrim yok.. içimden dökülecek işte bir sürü şey.. kısa mı sürer uzun mu onu da bilmiyorum.. durana kadar yazacağım..
2007 yazında başladım ben buna.. 2. sezon ortalarında veya sonunda başlayabilecek durumum varken her zamanki gibi üşenmiştim ve bölümler elimde olmasına karşın yatmıştı bir kenarda.. sonra güç bela 3. ve 4. sezon arasındaki yaz aylarında başladım ve hatırladığım kadarıyla 6-7 günde bitti 69 bölüm.. bir günde 15 bölümle kendi hayvanlık rekorumu kırdığımı nasıl unuturum..? şimdi kendime deliler gibi küfrediyorum haberdar olduğum ilk anda izlemeye başlamadığım için.. Lost'un ilk 3 sezonu, sonrasından farklıydı çünkü.. o zamanlar, bilimkurgu diyebileceğimiz kısım elbette ki önemini koruyordu ancak gerçek vurgu karakter analizleriydi ve şimdilerde pek çok kişi "ben bu diziye sırlar gizemler yüzünden bağlandım bi kere" diyerek dolansalar da etrafta, aslında karakterlere de bağlanmışlardı sıkı sıkı.. her karakterde ayrı ayrı tanık olduğumuz pişmanlık, ukde, suçluluk, temizlik, aşk, iyilik, fedakarlık, hırs, bencillik, kaybeden olmak gibi duyguları en derininden hissettik ve kimi zaman kızdık kimi zaman mest olduk.. o zamana kadar sayısız soruyla, göndermeyle, sırla yoluna devam etmiş olan Lost'un bir süre sonra doğal olarak bu unsurlara eğilmesi gerekiyordu ve bunun dinle mi, bilimle mi, tarihle mi ya da bambaşka birşeyle mi açıklanacağının belirsiz oluşu tonla müthiş teoriyi ortaya çıkarmıştı..
işte bu, diziyi anlama süreci gerçek büyüyü oluşturuyordu.. ilk 3 sezondaki kusursuzluğun kalan sezonlarda devam etmediğinin ben de farkındayım yoksa.. ama ne olursa olsun eş zamanlı takibe başladığım andan itibaren gerek sözlükte, gerek lostpediada, gerek bloglarda yaptığım tonla gezintiden aldığım zevki tarif etmem mümkün değil.. 100saate yakın izledik bu diziyi(ben 4.sezon sonrasında baştan almıştım bir de) fakat aldığı vakit belki de 1000 saat idi.. her hafta oluşan tonla soruyu anlamlandırmaya çalışmak, bir sahnede arka planda gözüken bir resmin, sayının,detayın farkına varıp "ananı..!" demek, altyazı çıkar çıkmaz izlemeye kasıp da derse geç kalmak, ders esnasında teorilere dalmak vs gibi bir dolu hazzı yaşama fırsatını tepmiş olanlar var bir de.. çevremde çok duydum, sözlükte de görüyorum hala.. yapmayın etmeyin dedim zamanında imkanım olanlara.. sıçmayın bu zevke.. şimdi yazın 110küsür bölümü bir haftada izler herkesle aynı konuma erişirim diye düşünenler var.. diyorum ki: kafasını..! matematikten fenden nefret eden biri olarak okumadığım fizik temelli teori kalmadı benim bu yaştan sonra.. bir kavrama kafam takıldıktan sonra onu saatlerce araştırdım.. eski mısırdan atlantise, hıristiyanlık tarihinden tut yahudiliğe, bilmemne heykelinden tut, bilmemne alfabesine kadar şimdi aklıma gelmeyen milyon tane detay için vakit harcadım ben.. şimdi büyük bölümünü unuttuğum(yeri gelince flashlanırız illa ki) bir sürü şey öğrendim hafta hafta.. rahatlıkla da uzatılabilecek bir dolu haz.. kaçtı tren geçmiş ola gençler..
ne diyoduk.. evet, dizi yarıdan sonra doğal olarak eğilmesi gereken noktalara odaklandı karakterlerden uzaklaşıp.. bilim, din veya her neyse onu temel alıp yarattıkları tüm soruları cevaplarına kavuşturacaklar diye umut ettik.. zaman kayması, kayıp uygarlık, araf, paralel evrenler vs bir sürü şey atıldı ortaya.. odak noktası bunlar olmaya başladıktan sonra da başlardaki heyecan azaldı.. en azından benim açımdan öyle oldu.. ama bu heyecanın azalması durumu demek değildi ki senaristler sıçtı..! hazzım azalmıştı evet.. ama hala oha çekmeye ve deli gibi merak etmeye devam ediyorduk biz.. 9 ay boyunca gün gün saydık yahu daha ne.. sonra tüm sorular cevaplanacak nidalarıyla son sezon geldi..
son, yani 6. sezonun ilk birkaç bölümünde hala elle tutulur birşey olmadığını gördüğüm anda beklentilerim de azalmıştı benim.. çünkü çizilen bu yeni yolda aynen devam edileceği ve o eksende bir final yapılacağı belli olmuştu.. evet ben de bekledim mantıklı açıklamarı onca zaman yalan yok.. ama şimdi dizi bitti ve insanlar bir anda efsane olmuş Lost'u itin götüne sokmaya başladılar.. 6 senemi yediler diyenler, Cuse ve Lindelof'u öldürmek isteyenler, ananızı bacınızı diyenler vsvs.. biz de biliyoruz bu dizinin başlardaki gibi gitmediğini.. 4.sezonla beraber bir kalite kaybı yaşandığı ortada.. son sezonda da soruların büyük kısmı cevaplanmadı.. ben de isterdim baha başka açıklamaları ve finali görmeyi.. ama olmadı işte ne yapalım.. beni bunca sene boyunca büyüleyen bu diziyi yaratanlar da aynı adamlardı, bu bitişi seçenler de.. aldığım haz belli, harcadığım zaman belli.. ben niye istediğim gibi olmadı diye tüm bunların üstünü çizip herşeyi karalayayım ki.. bizim topluma mı özel bu bilmiyorum ancak ben nefret ediyorum bu furyacı anlayıştan.. bir şekilde bir rüzgar oluşuyor ve insanlar sorgusuz sualsiz bunun peşinden gidiyorlar.. linç kültürü mü desek.. Lost bildiğin Lost işte.. Ben sormadım mı sanıyosun kendime "black smoke ne lan, dharma ne lan, hanso ne lan, sayılar ne lan, faraday'in deneyi ne lan" falan diye.. sordum.. cevapları alamadığımda da bi durup düşündüm ama.. yahu adamlar daha ilk bölümde black smoke'a vurgu yapıyo be.. bunu nasıl açıklamalılardı da sen tatmin olmalıydın bunu söyle bana..? evet cuse ve lindelof hepimizi yedi şöyle yapıcaz böyle yapıcaz açıkta birşey kalmayacak diyerekten.. e ama bu da ticaret sonuçta.. zekayı paraya dönüştürmek istiyosan seyirciyi yiyeceğin anlar da gelebilir.. yediler gayet de başarıyla.. ama bütünü parçalamak neden..? deli gibi zevk almadın mı aldın.. saatler boyu çişini tutmadın mı tuttun.. ee şimdi noldu..? 4. ve 5. sezonuyla, 100 üzerinden 100 olan Lost 90'a falan inmişti işte.. o çizgide de devam etti her şey ve son çizgisine oranla gayet de güzel bir finalle bitti.. elektromanyetizma, heykel, tapınak, dharma initiative, sayılar vs tonla şey havada kaldı ama belki de doğrusu buydu işte.. bilemeyiz ki.. her şeyi tek tek açıklamaya kalksalar bence çok eğreti olacaktı.. ha bari ada neydi tıpa neydi yalancı anne kimdi falan onlar açıklansaydı diyenleri bi nebze anlarım ama olmadı işte olmadı..! yoruma açık kalmasını tercih etti senaristler.. sözlükte ab-ı hayat açıklaması vardı bakın okuyun, çok da güzel açıklanmış.. ha bir de yani, daha pilot bölümde 40 küsür kişi hayatta kalıyor bu kazada.. neyin mantıklı açıklaması daha..? tek üzüntüm ilk 3 sezonda duyduğum heyecanı, eş zamanlı takip ettiğim son 3 sezonda yakalayamamış olmamdı.. sağlık olsun..
Ben 6. sezon ortalarına doğru saldım kendimi.. olası sonu kabullendikten sonra daha rahat bir kafayla izledim ve sağda solda cevap cevap diye çıldıranları düşündüğümde doğru olanı yaptığımı düşünüyorum.. bölüm sonrası "Lost'u izledin mi, nasıldı?" diye soran arkadaşa "Lost işte, kötü denemez ki, izliyoruz ve zevk alıyoruz" demeye başlamıştım diyeyim..
Lost benim için, biterken sağ gözümden dökülen bir gözyaşıydı.. son zamanlarda karakterlerden iyice uzaklaşmamızdan sonra yine onlara sımsıkı sarılmamız, kavuşmamızdı.. Jack Shephard'ı baba gibi, abi gibi, dayı gibi, kahraman gibi, bizden biri gibi sevmekti.. sürüyle karakterin sürüyle özelliğinde kendimizi bulmaktı.. herhangi bir düşüşte anında tekmelemeye başlayan gözüdönmüş paranoyaklara karşı vefayı hatırlatmaktı..
tekrarlıyorum.. bu diziyi bu kadar kolay yerin dibine sokan herkesten nefret ediyorum.. eleştiri elbet olacaktır, olmalıdır da.. ortada bir düşüş var nihayetinde.. ama bir de sınır var, olması gereken.. ölüsoyuculuğu, kadir kıymet bilmezliği, bencilliği, doyumsuzluğu falan gördükçe midem bulanıyor artık.. süreçte neler yaşanırsa yaşansın, nasıl sonuca bağlanırsa bağlansın, bir efsanedir Lost.. the end'le değil de oraya nasıl getirdiğiyle, 98491 ülkeden 529485920954 insanı nasıl etkilediğiyle efsanedir.. artık bitmiştir.. en sonunu bir kere daha izlediğimde aynı gözyaşını aynı yerden dökendir..
karmançorman, azıcık sinirli, çokça minnettar, bir garip post oldu bu da.. e fazla spoilera batmaya gerek de yoktu.. black smoke'u falan da bilmeyen yok artık, mesele değil onlar.. aklıma birşey geldikçe, bir resme mest oldukça, şarkıyı anımsadıkça falan elbet not düşeriz buraya.. tüketilmesi imkansız zaten.. ilk bölüm sonrası tonla teori yazıldı.. süreçte tonla teori yazıldı.. dizi bitti hala tonla teori yazılıyor.. işte Lost da bu zaten..
see you in another life brother.. demezsem çatlardım..!
9 Kişi Üşenmedi:
Dün gece beni benden almış, ağzımı bozdurmuş ve sağa sola saldırmama sebebiyet vermiştir. Ben tatmin olmadım arkadaş! 6 yıl! 6! Bumuydu yani? Her şeyi geçtim adama hala Mib diyoruz ya! Yani çok afedersiniz ama nedir bu p.zevengin adı! Yok deli olcam yahu, hiç mi anası, kardeşi yada Richard bu adama ismi ile hitap etmez. Bu kadar mı yani seyirciye verdiğiniz değer. Bu Jacop dokunmaları, ölümsüzlükler nasıldı, çamuru iç başa geç, tıpayı tak ada batmasın. Abi bu kadar da basit olmamalıydı final kanımca. Ben bir çok soruma malesef yanıt alamadım...
işte ben de diyorum ki belli olmuştu zaten çoğu şeye cevap vermeyecekleri.. neden bir anda şok olmuşçasına coşuyor insanlar? bunu soruyorum ben de.. final basit olmamalıydı değil de, son sezon basit olmamalıydı belki de.. sezonun yarısını oluşturan flashsideways yerine adada geçen zamanlarla bir çok detay açıklanabilirdi mesela.. olmadı.. napalım.. bu hayvansı beklentiyi yaratan da Lost'tu, "alın size, hiçbir söylemeyeceğim ama yine de beni konuşacaksınız dizi bitince ehehe" diyen de.. :)
Ben spoilerlı kısımları okumadım postunda ama "sağ gözümden dökülen gözyaşı" kısmı mutlu etti beni. Psikopat olduğumdan değil, anlarsın ne demek istediğimi. Tren kaçtı demişsin ama Lost'a başlamak için bir sebep olabilir bu benim için.
bu saatten sonra tek çare(yine de tren kaçtı da yalandan çare bu) bölümleri arka arkaya tüketmeyip belli bir zamandan sonra -mesela ilk sezon sonu- sözlükle falan paralel olarak yorumları okumak, o gün hissedilenleri birebir yaşamaya kasmak.. yok ilk sezon sonu değil de 3. sezon sonu olsa daha iyi.. çünkü ülkede patladığı an 2007 baharına tekabül eder aşağı yukarı.. falan filan.. haa izlenmeye başlandıktan sonra kimsenin de aa dur o günlerde ypaılan yorumları okuyayım falan diyeceğini sanmıyorum.. tempo buna mahal vermez.. 110küsür bölüm için biçtiğim süre max 10 gündür "boş" birisi için..
Hala düşünüyorum, lan acaba şaka mı bu? Yok lan belki bi sezon daha sırf cevaplar için uzatırlar; hani öncesini yada sonrasını gösterirler diye. Yada sinema filmi, yok usta bitmesin böyle; tamam hayal gücüne bırakmak iyidir bazı cevapları, ama her bokum soru da seyirciye kitlenmez ki kardeşim!
Eheh, benim hobilerimden birisi ki zaten izlediğim şeylerle ilgili yorumları okumak. Herhangi bir yapım için geçerli bu zaten. Küçükken ansiklopedi okumayı seven çocukların alışkanlığı olsa gerek. Yani Lost'u izlerken paralel olarak yorumları okuyup izleyişi daha zevkli hale getirmek zor görünmüyor bana o kadar. Ama başlamak lazım tabii, hariçten gazel okumak kolay.
ben de 2007 yazında ilk 3 sezonu birden izlemiştim.başım ağrıyana kadar izlediğimi hatırlıyorum.dış dünyadan koptuğumu fln.
senin de dediğin gibi 6.sezon zayıf başlamıştı bazı yönleriyle dolayısıyla eş anlı devam ettiğim bölümleri indirip bazı haftalar erteledim,haftaya 2sini bir arada izlerim diye.zamanında (kaç tane olduğunu hatırlamadığım bölüm sayısı kadar)bölümlerini peşpeşe izlediğim dizide artık bişiler eskısı kdr zevk vermemeye başlamıştı çünkü.ama yine de izledikten sonra izleseymişim keşke de dedirtiyordu.eski arkadaşlar diyorsun ya ayıp etmişim gibi geliyordu sonradan:))final bölümüne gelince 2 bölüm peşpeşe de olsa soruları cevaplamayacakları belliydi,beklentim olmadan izledğim için mi bilmiyorum ben beğendim.şimdi millet yerden yere vuruyor yok ışıkmış,tıpaymış,rüyaymış diye,yahu zamanında çarkı döndürünce zamanda yolculuk yaptıklarına inanıp orada izlemeyi bırakmadıysan (yada fantastik oldğunu anladığın herhangi bir anda)şimdi hiç kimseye şuç atmayacaksın.ben izlerken çoğu şeyi unuttuğumu da farkettim,tekrar izlemek gerektiğini düşünüyorum ama o kdar zamanı bulablir miyim emin değilim.ben kendimi şanslı sayıyorum en azından bu efsanenin canlı tanıkları olabildik,annelerimizin yalan rüzgarına tanıklık ettikleri gibi.ben eskilerden bişiler açıp izlemedim ama çoçuklarımıza anlatırız açıp izlerler belki:)))yada ozamana kdr öyle gzl seyler yapılır ki şimdikiler unutulur gider kimbilir..
aynı eksende işte fikirlerimiz senin de dediğin gibi.. şimdiden özledim yahu.. aloha to lost'ta final sahnesinde, stüdyodaki izleyiciler gösterildi.. herkesin gözünde yaş vardı.. kendimi gördüm orada.. buydu işte zaten bana da bunca yazıyı yazdıran şey..
bi de merak ettim arada böyle eski postlara yorum atıyosun, neden..? üstüme vazife değil de işte napıyım :) ayda bi toptan mı okuyosun yoksa..? falan filan :)
ayda bir değil tabi ki:))ama fırsat buldukça okuyorum işte.bazen abartıp blog gibi yorum yazıyorum fln zaptediyorum anlıyacağın :D
Yorum Gönder