26 Mayıs 2010 Çarşamba

Eskiden Buralar Hep Bambu Ormanıydı


lost bitti.. zaten normalde hayatın çok hızlı aktığından şikayetçi bünye bu tür vedalarla iyice mala bağlıyor.. ömrün tükendiğinin somut kanıtları her gün ayna tarafından surata çarpılıyorken yol arkadaşlarına tek tek veda etmek ve bunlara ciddi ciddi üzülmek çok kişiye malca gelse de fazlasıyla yakıcı bir his bence.. artık 3 yıllık(herkes gibi 6 yıllık değil!) arkadaşım lost yok.. eksildim.. artık ne zaman yırtma umuduyla sayısal alsam bayiiden "lan yoksa kendim oynayıp 4 8 15 16 23 42 mi yazsam eheh" diye tereddüte düşeceğim(oynamışlığım var, izleyip de yok diyene sadece saygı duyarım).. yaz aylarında metro çıkışı otomata yönelip buz gibi ice tea şeftaliye abandığımda yine lost gelecek aklıma.. herhangi bir yerde ada kelimesi duyunca kafam yana düşecek.. daima biryerlerden detaylar çıkacak ve eski yoldaşımı hatırlayacağım.. canım acıyacak..

sonra seneye bu zamanlar chuck bitecek.. dağılacağız.. hala buralarda olursak bannerı değiştireceğiz belki de o'nun yeni bir depresyon halinden resmiyle.. ertesi sene dexter'ı uğurlarız kimbilir.. arada red john'dan alırız intikamımızı.. ted'in hatunu görürüz.. barney bafi haritasını tamamlar.. spartacus anasını ağlatır roma'nın.. her şeyi tek tek tüketiriz.. asıl korkuysa eksilenlerin yerine ikame edilecek olanların yine türdeş şeylerden ibaret olacağı hissi.. kısır döngü gibi gözükse de değil aslında.. insan yaşlandıkça farkındalıkları da çığ gibi büyüyor.. bugün eksilenler belki lost'la, harry kewell'la, bir daha tekrarlanmayacak bir anıyla, bir geyik muhabbetiyle sınırlı.. ama yarın bunların yerlerini aynı kandan aynı candan olunan kişiler alacak.. neden!, nasıl!, hayır! diye çırpınırken sen, yalnız kaldığını anlaman çok da uzun sürmeyecek..

artık düzen eskisi gibi değil ki aileler ve ilişkiler topluluklar içinde gelişsin.. düzen seni yalnız kalmaya itiyor.. becerinle, şansınla, kaderin oyunuyla, yukarıdakinin çifte standartıyla yırttın yırttın.. yırtamadın, live together die alone..

2-3 gün önce dolapları falan düzenledim odadaki.. nuh zamanında yatağımın tepesine asılı olan posterleri gördüm itinayla katlanmış olarak.. zevkle oynanmış cm 99/00'i, 00/01'i, counter strike'ı.. elişi dersinde yapmış olduğum bir sürü ıvır zıvırı.. lisedeki hızlı zamanlardan kalmış, senelerdir sağa sola yapıştırılmayı bekleyen antifener stickerları.. vsvs.. üzen araç çok da.. her zaman aynaya gerek yok..

hatırla sevgili'nin efsane 15.bölümünün sonundaki deniz gezmiş görüntüsü donmadan ve ben dağılmadan önceki klibin başında görüntü donduğunda "zaman geçiyor, fakat henüz elimizden kaçıp gitmedi" yazısını görüyorduk.. o günlerde bir inancım, bir umudum vardı.. çok beğenmiştim o sözü.. artık hassiktir ordan diyorum.. dedirtenler utansın..

2 Kişi Üşenmedi:

KaraEfendi dedi ki...

Çok güzel yazmışsın doğru tespitler, şahsen bende mala bağladım Lost'un gidişi ile. Diğer dizilere de (yaklaşık aynı şeyleri takip ediyoruz) üzülüyorum, az zamanları kaldı :/

manzanasverdes dedi ki...

Duygulandım be okurken. Bağlanıyoruz resmen bu dizilere haklısın. Bu sene diziler olmasa çok daha kötü geçecekti benim için. O yüzden daha iyi anlıyorum demek istediklerini. Tam sezon finalleri zamanı şimdi. Tek tek elveda diyor bizlere sanal dostlarımız ve biz yine yalnız kalıyoruz. "Zaman geçiyor, fakat henüz elimizden kaçıp gitmedi" demişlerdi kameraya gülümseyerek. Bir umut dolmuştu içimize yeni doğan Rüya'yla. Bir süre devam etti o umut, sonra nasıl olduğunu anlayamadan gitti. Tekrar ortaya çıkmasını ummaktan başka çare de kalmadı.

Related Posts with Thumbnails