19 Mayıs 2010 Çarşamba

Band of Brothers


ABD'de 2001 yılında yayınlanmış, bizimse kısa süre sonra TRT ekranlarında izleme imkanı bulduğumuz bir mini diziydi Band of Brothers.. O zamanlarki çok kısıtlı internet bağlantılarının şimdilerdeki download çaresinin önüne geçiyor olmasından dolayı eldeki tek imkan televizyonlardı haliyle.. Birçok yabancı filmi kulağa çok tanıdık gelen dublaj sanatçılarının sesinden izleme devrinin benimle beraber birçok kişi açısından bitmeye yaklaştığı dönemlerin son hatırasıdır belki de türkçe yayın adıyla "Kardeşler Takımı"..


Saving Private Ryan sonrası gelişi ve Steven Spielberg-Tom Hanks imzalarının büyük referanslar olduğunu söylemek gerek en başta.. Ben bu diziyle tanıştığımda bilmiyordum tabii bunları.. Gecenin bir yarısı zap yaparken denk gelmiştim ilk bölümüne ve daha o anda büyüsüne kapılmıştım.. TRT'nin o dönemdeki yayın politikası zaten çok iyiydi ve bu dizinin tekrarlarına da çok kez rastlanabiliyordu.. Dizi öylesine muhteşemdi ki ertesi gün okulda her bölüm sonrası uzun uzun muhabbetler dönerdi kafa adamlarla.. Dizi bitti.. İlerleyen yıllarda tekrarları defalarca verildi ve her seferinde de ilk günkü heyecanla izledim.. Tv, sinema, dizi vs konularının açıldığı ortamlarda da daima akla ilk gelen yapımlardan birisi olmuştur benim adıma ve kafalara vura vura tavsiye etmeyi de alışkanlık haline getirmişimdir..


9 yıl sonra gelen The Pacific'i henüz bitirmişken ve hakkında birşeyler karalamak isterken içimde bir boşluk oluştuğunu ve önce Band of Brothers efsanesinden bahsetmem gerektiğini hissettim.. Dizi, etiketi savaş olsa da, izleyenler üzerinde bıraktığı gerçek etkiyi, harikulade yansıttığı insani yönle sağlıyor.. Saving Private Ryan'da da zaman zaman görebileceğimiz asker psikolojileri burada en derin ve sarsıcı tarafıyla karşımızda.. SVP'ın muhteşem bir film olduğu aşikar olsa da belli sahneler haricinde -mesela Upham(Lost'un Daniel Faraday'i) odaklı sahneler- bahsettiğim etki maksimum düzeyde değil.. BOB'da ise, dizinin genelinde her daim karşımıza çıkan karakterlere her bölümde sırayla odaklanılıyor ve hepsinin değişik hikayeleri çok güzel bir sadelikle ve derinlikle anlatılıyor.. Cephe gerisinde bıraktıkları hayatlarından yansıyanlar, cephede yaşadıkları travmalar ve kişilik değişimleri bugüne dek hiçbir türdeş yapımda göremediğim kadar muhteşemdir.. Adamı allak bullak eden sayısız sahnesini bir kenara bırakarak söylüyorum ki son bölümlerin birindeki, yahudi esir kampı sahnesi hayatımda izlediğim en sarsıcı, dehşet verici, dağıtıcı sahnelerden biridir, görülmesi gerekir.. (Not: En sonda da benzer etkileyicilikte, hiç aklımdan çıkmayan, tanık olduğum en saf ve naif aşk hikayelerinden birisinden bir kesit vardır)


Duygu yönünden en üst düzeyde tatmini sağlamasının yanısıra savaş sahneleri ve gerçeklikte de asla eksik değildir BOB.. Ses ve görüntü efektleri, olağanüstü makyajlarla ve dönem Avrupa'sının "hayalet" görüntüsüyle birleşince efsane mertebesini sonuna kadar hakeden bir görsel şölen ortaya çıkmış oluyor.. Bu noktada seyir zevkini inanılmaz artıran TRT dublajını da es geçmemek gerekiyor.. The Pianist'i TRT'de izlemeyen bir insan yoktur sanırım..? O dublajın muhteşemliğini düşünün, işte BOB'da da aynı muhteşemlik mevcut.. Ha bu saatten sonra ulaşılması zordur muhtemelen o dublaja.. Zaten türkçe dublajdan nefret eden birisi olarak orijinal dili baştan tercih ve tavsiye ederim fakat, önceden izleyenler de trt dublajını ele geçirdikleri anda tekrar bir izlemeliler bence..


Dizide abd propagandası varsa da kesinlikle kör göze parmak değil.. Zaten bu tür yapımlarda çok çok bariz mesajlar falan yoksa ve fazla eğreti durmuyorsa kafaya takılmaması taraftarıyım.. Paranoyaya gerek yok.. Bunun yanında birçok yerden tanıdık gelecek çok yetenekli oyuncuların süper performanslarıyla daha da bir güzelleşiyor BOB.. Özellikle efsane karakter Richard Winters'ı oynayan Damian Lewis eminim ki ölene dek unutulmayacaktır izleyenler tarafından..


Böylesi, sıfatların tarifte yetersiz kalacağı bir yapımı bağıra çağıra, haykıraraktan herkese tavsiye ediyorum.. 1 gün dahi ertelenmesi kayıptır diyorum.. Yapmayın diyorum, etmeyin diyorum.. Easy Company diyorum..!

0 Kişi Üşenmedi:

Related Posts with Thumbnails