
Zamanında çok tartışma yaratan bu filmi izlemek en sonunda, Gaspar Noé'nin son filmi Enter the Void'i gördükten sonra yönetmeni iyice anlayabilme ihtiyacı hissetmemle gerçekleşti.. Irréversible öyle bir film ki spoiler kullanılmadan kurulacak çoğu cümle anlamsız kalır, anlatılmak isteneni havada bırakır.. Yönetmenin de amacı insanları filmin dile getirdiklerinden hareketle empatiye sevketmek, tartıştırmak, düşündürmek gibi şeyler olduğundan burada film hakkında duyacaklarınıza çok takılmayınız.. Zaten başta sözlük olmak üzere birçok yerdeki eleştiri de spoiler kaygısı taşımıyor doğal olarak.. Yine de elimden geldiğinde yuvarlamaya çalışacağım..
Bu filmi değerlendirme aşamasında insanların gerçeklik kelimesinden anladıkları şeyler çok önemli.. Hepimiz her gün üçüncü sayfalarda tonla vahşet içerikli olay okuyoruz.. Haber bültenlerinde her türlü rezilliğe rastlamak mümkün.. Üstelik bu bültenlerde son zamanlarda ciddi artış gösteren güvenlik kamerası görüntülerinde mozaiklenmeyen, kesilmeyen o kadar vahşet görüntüsü var ki.. Ve bunlar neredeyse hiç kimseye batmadığını halen yayınlanıyor olmalarından çıkarabiliriz sanırım..? Sinirlendiğimiz durumlarda, kazık yediğimizde, gururumuz kırıldığında, birisinin canına haksız yere kıyıldığında, birileri hırsızlığıyla çok kişinin hakkını yediyse vs her türlü travmatik olayda intikam duygularıyla yanıp tutuşmuyor muyuz..? Keşkelerle, ahlarla, vahlarla bezeli intikam senaryolarımız ve arzularımızı bir düşünün..?Irréversible insanoğlunun en uç noktalardaki duygularını en yalın haliyle sunuyor.. Durum böyleyken filmi sadece şiddetin fazlalığı konusunda "tukaka" tarzından başka bir şey ortaya koyamadan eleştirenler büyük bir yanılgı, hatta ve hatta ikiyüzlülük içerisindeler.. Küfürlerimizde, bela okumalarımızda, fantezik can yakma senaryolarımızda, beynin şeytan diye bir eleman varsa eğer ona teslim olduğu durumlarda düşündürttüğü tonla şey bu filmde tokat gibi çarpılıyor suratlara ve insanlar bunların hayatın her anında olduğunu inkar edip bu gerçekliği aşağılıyorlar..
Gerçeklik.. Bugün bir filmde veya dizide gördüğü bir sahneyi, oyunculuğu veya bir olayı "ay çok gerçekçi ya, gerçek gibi oynamışş, hissettim vallaa" gibi cümlelerle yüceltenler Irréversible'daki her an herkesin karşısına çıkabilecek gerçekliği sadece ve sadece mideleri bulandı diye yerden yere vuruyorlar.. Evet bu filmde 10 dakikalık bir tecavüz sahnesi var.. Yangın söndürme tüpüyle kafa parçalamak var.. Gay Bar var.. Penisler var.. Kavga var, kan var.. Bunların ekrandaki yansımasından ve anlatım dilinden rahatsız olmayan da insan olamaz zaten.. Aksi yönetmenin başarısızlığı anlamına gelir ki aksi de normal şartlarda yoktur.. Gaspar Noé olay örgüsünü öyle ustaca bir kurgudan geçirmiş ki ilk başlarda herkesi derinden sarsmayı amaçlarken sondan başa doğru ilerleyen hikayesiyle gittikçe yumuşayan bir yapıya büründürmüş..
Malum tecavüz sahnesini done olarak kullanıp bu filmden "işte erkekler, hepiniz aynısınız, hepinizden nefret ediyorum" tarzında eleştiriler türetebilen sığ salaklara da bu filmin cins ayırmadığını, en sonda görüldüğü üzere kadının kazığın kralını atan taraf olduğunu es geçmediğini, insanları sadece cinsiyet etiketiyle değil yaptıkları ve diğer insanlara yansıttıkları ölçüsünde değerlendirmeye çalıştığını kafalara vura vura! belirteyim..
Filmin genel yapısını bir kenar bırakırsak tek başına değerlendirdiğimizde çok çok değişik, özgün, etkileyici sahneler, çekimler, diyaloglar var.. Rectum'a giriş serüveninde kamera'nın kokain çekmiş bünye uçuşunun gerektirdiği şekilde dönüp durması.. Alt geçitteki tecavüz ve o esnada arka planda beliren silüet.. Metro'daki aşk, seks, ilişki, orgazm, erkekler, kadınlar konulu müthiş ve geniş diyalog.. Gerçek hayatta da çift olan Monica Bellucci-Vincent Cassel ikilisinin harikulade aşk tanımlı yatak, banyo güzellemeleri.. Bitişte kameranın izleyeni topaç gibi çevirip mala bağlattığı o muhteşem an.. Ve sayısız ışık, renk oyunu.. Bunların hepsi ayrı ayrı şaheser..
Sonuç olarak insanoğlunun, dünyanın varoluşundan itibaren içinde yaşattığı en güçlü duyguları, intikamı, acıyı, vahşiliği sıradışı kelimesinin çok çok yetersiz kalacağı müthiş etkileyici bir dille anlatıyor türkçe vizyon adıyla "Dönüş Yok".. İzleyicilere kendi zihninde soru üstüne soru sordurtan yapısı da bence başarısının kanıtıdır.. İzlemesi aşırı derece zordur, sık sık mola verme isteği doğurabilir, şiddet sahnelerinde mideyi bulandırabilir.. Ancak demeye çalıştığım gibi, bu film sadece film değildir.. Bambaşka bir şekilde ele alınması ve sabır gösterilmesi gereklidir.. Önyargısız, çabalayan, anlamak isteyen bir bakış açısıyla izlenirse çok derin anlamlar çıkarılabilir.. Yoksa yönetmeni manyak, filmi de sapık olarak nitelendirmek işin en kolay yanı..
Puan vermek de bu filme ayıp etmektir bence.. Her izleyene bambaşka bir tecrübe yaşatacağına emin olduğum Irréversible beynimdeki yerini en sağlamından almıştır ve her türlü beğeni duygusundan ayrı tutulmasını gerektirerek, öncelikle "saygımı" kazanmıştır.. Böyle acayip birşey işte..
0 Kişi Üşenmedi:
Yorum Gönder