
İFF kapsamında 0.00 seansında izlemiş olduğum, her türlü abartılı sıfatı hakedecek acayip bir film Enter the Void.. Reklamlar bittiğinde ve ışıklar söndüğünde dan diye bu aşağıdaki açılışla karşılandık.. Şu jeneriği koca perdede, gümbür gümbür sesle bir hayal edin ve etkisini anlayın..
Bu psikopat girişle herkesi koltuğuna mıhlayarak başlayan film tek bir cümleyle ifade edilmesi güç bir konuyu anlatıyor.. Tokyo'da uyuşturucu satıcılığı yapan Oscar'ın önce yüksek dozla kendini uçurması, sonrasında da satış için gittiği bir bar baskınında öldürülmesinden sonra kısa süre önce yanına çağırdığı kız kardeşini gittiği yerden! dönerek kontrol etmesi ve ölümünün yarattığı travmalar şeklinde gelişiyor süreç..

Irréversible sertliğine yakınmış gibi bir intiba oluştursa da sağda solda okunan bilgilerle, çok çok farklı bir film Enter the Void.. Ana karakterin malı çektikten sonra yaşadığı halüsinasyonların akabinde bir abi ve kız kardeşin masumane ve naif hikayesiyle karşı karşıya bırakabiliyor.. En zıt hisleri en güçlü şekilde hissettirmeyi başarıyor.. Diken üstünde hissettiren metafizik durumlarla, ölü bedenlerle, kanlarla, kontrolden çıkmış insan zihninin hükmettiği bedenler ve yapabilecekleriyle vs derken başından itibaren dakikaları saydırıyor.. Tiksindirip, mideyi mahvedip, dışarı kaçıp temiz havayı ciğerlere doldurma isteği uyandırırken bu büyülü anlatımdan mahrum kalma korkusu, çıkıp gitme isteğini anında bertaraf ediyor..

Tokyo'nun birçok kaynaktan aşina olunması muhtemel büyülü havası Gaspar Noé'nin hayalgücüyle birleşince ölene dek hafızalardan silinmeyecek görüntüler oluşmuş.. Burada renkleri, kamera hareketlerini, müzik-sahne birleşimlerini tarif etmeye çalışmak cidden imkansız.. Görülmeden anlaşılamaz kesinlikle.. Öyle bir film ki bu bir yandan yönetmene, yaşananlara, aşırılıklara deli gibi küfrettirirken bir yandan da yönetmenin ve filmin kendisinin saygıların en büyüğünü hakettiğini düşündürebiliyor.. Vajinanın içinden gösterilen çekimde penisin vajinaya girişiyle, kürtaj sonrası zoomlanan ceninle, en yakıcı çocuk haykırışlarıyla, uyuşturucuyla uçmuş bünyenin tavırlarıyla resmen hayattan soğutuyor.. Filmin ortasında çıkan kişilere pek de kızamıyorum yani.. Ama işte bu benzersiz yapıttan birşeyler kapabilme düşüncesi mıhlanılmış koltukta tutmaya devam ediyor bünyeyi.. Sayısız rahatsız edici, korkutucu, delicesine geren sahnelerin yanı sıra kardeşlik duygusunu muhteşem detaylarla hissettirebilmesi, yakın ölümlerin ardından geride kalan kişilerin ruh halini en doğal haliyle yansıtabilmesi, hayat süresince yapılan sürüyle hatanın ardından elde kalan yegane şeyin aile kavramı olduğu vurgusu gibi birçok detayla da yukarıda bahsettiğim zıtlığı ustalıkla sağlıyor film..

Enter the Void, izlemesi cidden çok çok güç bir film.. 155 dakika içinde iğrendirmeyi, korkutmayı, azdırmayı, germeyi, duygulandırmayı, büyülemeyi, dehşete düşürmeyi, sarsmayı, ne kadar duygu varsa hepsini yaşatmayı kaç kişi başarır..? Gaspar Noé olanca manyaklığıyla! başarıyor işte.. Kendisine bana film esnasında yaşattıklarından ötürü hem ana avrat kalayı basmak isterken bir yandan da resmen saygı duyuyorum, hayranlık besliyorum.. Böyle de garip işte.. Her türlü zorluğun göze alınıp, ölmeden önce mutlaka izlenmesi gereken bir film bence Enter the Void.. Bu hem çok acı hem de çok tatlı tattan mahrum kalınmamalı..
4 Kişi Üşenmedi:
İrreversible gibi bunu da hemen indirmeye başladım ancak bunun altyazısı henüz divxplanet'e düşmüş değil.İff hariç bir yerde gösterimi yapılır mı acaba?
sanmam.. yine en mantıklısı kaliteli bir sürümü ve altyazısını beklemek gibi duruyor..
ben bir Gaspar hayranıyım tüm filmlerine ulaştım ve seyrettim... o kadar güzel anlatmışsın ki saygıyla eğiliyorum gerçekten...
Enter the void in beklenen altyazısı divxplanet e düştü ben müjdeyi vereyim dedim, bende en kısa zamanda Gaspar ın dünyasına bırakacağım kendimi ve mükemmelliğine boyun eğeceğim...
sevindim beğendiğinize.. altyazıdan haberim var.. film de altyazı da masaüstümde hazır bekliyor şu an.. müsait bir anda göz atacağım yeniden.. teşekkürler..
Yorum Gönder