
Semir Aslanyürek'ten memleketi Antakya'daki inanılmaz kültür mozaiği temel alınarak yapılmış bir film isimden de anlaşılabileceği üzere.. Kısa süre önce çekimlerin yapıldığı yerleri gezmiş biri olarak oraların müthiş bir kaynak olduğunu söyleyebilirim.. Doğru yaklaşımlarla ve ayakları yere sağlam basan prodüksiyonlarla harika filmler yaratılabilir..
Semir Aslanyürek'in tarzıysa daha çok kişisel tatmine yönelik gibi geliyor bana.. İzleyicilerin beğenisini kazanmayı amaçlayan bir seyirlik değil de karakterleri kendi ağzından konuşturarak kendini ifade etme, mesaj verme, mutlu olma gibi bir amacı var sanki.. Eve Giden Yol adındaki, tek başına çok sayıda başarılı sahne barındıran fakat bir bütün olarak bence rahatlıkla çok çok kötü olarak değerlendirilebilecek, bana kalan tek olumlu yanı İrem Altuğ'un muhteşemliği olan filmden sonra çok da bayılacağımı düşünmüyordum zaten 7 Avlu'ya.. Öyle de oldu..
7 Avlu, şehirde içiçe geçmiş olan farklı dinlere mensup, farklı kültürlerle yetişmiş farklı ırklardaki insanların mahremiyetlerine kimi zaman komik kimi zaman hüzünlü bir bakış açısıyla iniyor ve yine tek başına çok güzel sahneler barındırmasına rağmen izleyiciye bir bütünlük sunamıyor.. Semir Aslanyürek'in bu filmi sponsor ve yapımcı sıkıntısından dolayı tek başına çekmek zorunda kalması ve de pek çok zorlukla baş etmeye çalışması, ortaya birşeyler çıkarabilme çabası elbette takdire şayan.. Ama kendisini yeterince ifade edememediğini düşünüyorum ben Aslanyürek'in.. Birşeyler eksik.. Bence tabi..
Antakya'nın eski zaman evleri ve sokakları cidden muhteşem.. 100 m2 içerisinde üç dinin ibadethanelerini görmek mümkün.. Çeşit çeşit insanlar, her yerden fışkıran buram buram tarih.. Din diyanet işlerini anlamsız bulanları dahi etkileyebilecek bir mozaik mevcut kentte.. Fırsat olursa, denk gelirse kesinlikle görülmeli..
Film beni tatmin etmedi sonuç olarak.. Hafızamda yer edeceklerin en önemlisi ise çok değişik ve büyüleyici bir havası olan, filmografisiyle de dikkat çeken Labina Mitevska..
4
0 Kişi Üşenmedi:
Yorum Gönder