20 Mart 2010 Cumartesi

Veda


Atatürk'ün yaşamının son saatlerinde onunla beraber ölüme gitmeye karar veren Salih Bozok'un bu kararını oğluna açıklamak amacıyla yazdığı mektuba odaklanıyor film. Atatürk'ün hayatını anlatmak için böyle bir yol seçilmiş yani.

Filmin başlarında bu dostluk üzerine birkaç sahne izlesek de süre ilerledikçe bu konudan kopuluyor ve Atatürk'ün hayatına yöneliyoruz sırf. Durum böyle olunca ekstra şeyler izlemek istiyor insan, bilmediği görmediği şeyler. Fakat yıllardır bize öğretilen bilgiler haricinde pek bir şey sunmuyor film.

Sinan Tuzcu'yu Atatürk'e benzetmek için çokça makyaj malzemesi kullanıldığı haberleri dolaşıyor sürekli, ne yazık ki pek fazla başarılı olduğunu söylemek mümkün değil. Filmin oyunculuk konusundaki eksiği ise Atatürk'ün 13-14 yaşlarını canlandıran oyuncu. Benzetmek adına böyle bir seçim yapmışlar belli ki, fakat olay sadece bununla bitmiyor.

Yukarıda bahsettiğim oyunculuk zaafı, Atatürk'ü film boyunca dört kişinin canlandırması, tüm hayatın anlatılma çabası ve bu sayede oluşan detaysızlık gibi nedenler daha farklı bir filmin başarıya çok daha yakın olacağını gösteriyor. Mümkün olduğunca belli bir döneme odaklanılan, Atatürk'ü tek kişinin canlandırdığı, dolayısıyla verilen detaylarla izleyicinin doyurulduğu bir film. Geçen senelerde çekilen Haluk Bilginer'li Atatürk reklamını düşündükçe bu fikrim daha da güçleniyor, o şekilde Cumhuriyet ilanı ve sonrası dönemin anlatıldığı bir film çok daha iyi olabilirdi.

Veda'nın olumlu yönleri ise gelecekte çekilecek daha başarılı Atatürk filmlerine yol gösterecek olması ve tabii ki Zülfü Livaneli'nin elinden çıkan şahane müzikleri.

6,5

0 Kişi Üşenmedi:

Related Posts with Thumbnails