
Blogu açtık açalı hiç aşırı underrated(türkiye'de) dizi The Mentalist'ten bahsetmedik.. Diziyi tanıtma amaçlı bir postu ileride hazırlayacağız illa ki ama önce, duyduğum sevgi konusunda Dexter'a rakip olabilecek yegane isim Patrick Jane (Simon Baker)konusunda birşeyler karalamak geldi içimden..

Patrick Jane'i dizinin ilk bölümündeki flashback sahnelerinde, ölülerin ruhlarıyla konuşabilen birisi olarak gördük.. Stüdyodaki kişileri, kaybettikleri yakınlarıyla o anda kurduğu diyalogları kelimelere dökerek şoka uğratan, en sonunda da bu ana hem orada hem de tv başında tanık olan herkesi kendisine hayran bırakarak, kazanacağı paralara zemin oluşturan bir aile babasıydı..

Yaptığı işler elbette ki basit aldatmacalardı sadece kendisinin de sonradan açıkladığı üzere.. Fakat kimselerle karşılaştırılamayacak (şimdilik tek kişi hariç) düzeydeki zekası sayesinde insanları manipüle ederek kazandığı para doğal olarak tatlı geliyordu ve showbiz'i sömürmeye devam ediyordu.. Bu süreç esnasında da o zamana dek 8 kadını hunharca öldürerek yüreklere korku salmış fakat bir türlü izine rastlanamamış psikopat katil Red John'ın yakalanması için emniyet birimlerine yardım etmeye ve de programlarda Red John hakkında medya önünde konuşmaya başlamıştı..

Yine bir program sonrası evine döndüğündeyse o'nu karşılayan Red John'ın notuydu..



Korktuğunun başına gelmemesi ümidiyle açtığı kapının ardından görünen ilk şeyse Red John'ın dehşet verici imzasıydı..

Patrick Jane'in hayatı o dakika itibarıyla anlamsızlaşmış olup artık hayattaki tek amacı karısının ve kızının katili Red John'u bulmaktı.. Bundan sonra hem Red John'a daha yakın olabilmek, hem de işlediği günahların bedelini bir nebze olsun ödeyebilmek için CBI bünyesindeki (California Bureau of Investigation) bir cinayet masası ekibinde danışman olarak çalışmaya başlar..


Dizinin ana konusunu oluşturan süreçte ise, yeni yaşantısında, yakınlarını kaybetmiş, hayatı kararmış insanların acısını biraz olsun dindirebilmek için faili meçhul cinayetleri çözmeye kendini adamış olan Jane'in, yaşadığı ağır travmaya rağmen yüksek yaşam enerjisiyle ayakta durmaya çalışması yansıtılıyor.. Kimi zaman sahilde çocukların yanında kumdan kaleler(resimdekine kale denir mi bilemem :) ) yaparken kimi zaman da küçücük bir kız çocuğuyla arkadaşıymış gibi muhabbet edebiliyor.. Katillerce dolaylı ya da dolaysız yoldan zarar verilmiş masum kişilere elinden geldiğince faydalı olmaya, bazen eğlendirmeye, bazen derdine derman olmaya çalışıyor..

Tv tarihinde görüp görülebilecek en sıradışı adamlardan birisi olan Patrick Jane, o'nun ennihayetinde bir karakter olduğunun farkında olunmasına rağmen adeta bir abi, kardeş, baba vs derecesinde sevilebilecek seviyeye ulaşmış birisidir gözümde neredeyse :) Daha nasıl tarif edilir ki zaten.. Edilir de aslında tek postta tüketmeye kıyamam kesinlikle.. İçinde, acıların en büyüğü hiç yok olmayacak şekilde barınmasına rağmen.. Red John'a hem çok yakın hem de çok uzak olduğu gerçeğinin farkında olmasına rağmen..Bir daha asla gerçek mutluluğa sahip olmayacağını bilmesine rağmen yüzündeki o muhteşem gülümsemeyi korumayı başarabilen efsane bir karakterdir Patrick Jane..
Seni Seviyorum Patrick Jane..
İzle, izlet..
dizi analizi, Red John, yan karakterler, diziden geyik sahneler, bu postun devamı vs ileriki zamanlarda sunulacaktır.. saygılar..
3 Kişi Üşenmedi:
Son Golden Globe'da rakibi Michael Hall olmasa ölümüne desteklerdim. Jane'in hareketleri, tavırları, mimikleri... Müthiş. Senaristler kusursuz kahraman yaratma çabasında olmayınca böyle harika karakterler çıkabiliyor işte, gerektiğinde olay yerinden topuklayan da bir adam Jane.:) Dexter da bu tarz mükemmel olmayan bir karakter olduğundan çok seviyoruz zaten biraz da.
Dizide de özellikle Red John'a yoğunlaşılan bölümler inanılmaz oluyor.
Sonunda biri ondan bahsetmis, benim duygularimi cok guzel dile getirmis. Oyle seviyorum ki Patrik Jane'i. Hem insani gulumseten hem de cok huzunlendiren bir karakter. En sevdigim halleri, yakinlarini kaybeden, gercekten cok uzulen birini gordugunde, onu anladigini gosteren bakislari ve yetenegini kullanarak onlarin acisini azaltmaya calismasi. Dayanamadim yazdim. Tesadufen blogunuzu buldum, artik hep gelirim :)
hiç tanımadığımız kişilere bu tür postlarla bir şekilde dokunabilmiş olmak da ayrı bir güzellik tabii.. nice dayanamamalarınıza :)
Yorum Gönder