Küçüklükten beri sinirimizi en çok bozan şey değil midir maruz kalınan aile kaynaklı eleştirilerde başvurulan ilk silahın, başkalarını örnek göstermek olması..?
Daha bebeklikten başlar bu süreç.. 5-6 yaşlarındayken, bir topluluk ortamında önünüze konan yemeğe burun kıvırırsanız ebeveynlerinizden gelen ilk saldırı "aa bak Dorukcan ne güzel yiyor karnıbaharı" şeklinde olur.. O taciz ortamında elbette ki yememe ısrarı devam eder Dorukcan kozunu bertaraf etmek için.. Ardından gelen "sen yemezsen ben yerim, hamm, oh çok da güzel, hıhh" çırpınışları da faydasızdır.. Kollar göğüste kavuşturulur, kafa aşağı eğilir ve omuzlar seri bir şekilde yukarı-aşağı hareket ettirilerek "bananebanane" tepkisi ağız açılmadan verilir. Dorukcan ve annesinin galip komutan edasıyla sergiledikleri dik ve aşağılar duruşa karşın ilk tepkiden ödün verilmemiş, keçi inadı başarıya ulaşmıştır ebeveyn taarruzlarına rağmen.. Orospu çocuğu Dorukcan..
9-10 yaş vakitlerinde sürüyle çocuğun biraraya geldiği düğün, sünnet, kutlama vb ortamlarda enerji patlaması yaşayan heyecan dolu vücut, bu enerjiyi boşaltmak için yaşıtlarıyla beraber hayvanlar gibi koşmaya, tepinmeye, çıldırmaya başlar. Ancak bu sinerjiyi bozan bir Ethemcan vardır mutlaka, ailesinin yanında olgun olgun oturan.. Koşuşturmaktan yorulan bünye, enerjiyi düşürmemek, sabit tutmak amacıyla masasındaki yemeklere yol alır ve tam bu sırada annesinin "oğlum yeter artık, çok oynadınız, otur dinlen biraz, bak Ethemcan ne güzel efendi efendi oturuyor orada" babında konuşarak çiğnenmesi yeni bitmiş yaprak sarmasını boğaza dizer.. Ethemcan'dan daha o anda nefret etmiş çocuk tabii ki kulak asmaz bu telkinlere ve bağırıp, çağırıp, koşup, zıplamaya devam etmek üzere diğer elemanların yanına uzar.. Fakat kulaklardan gitmeyen anne cümlesi şevkin kırılmasına ve vitesin 5'ten 2'ye düşmesine yetmiştir bile.. Orospu çocuğu Ethemcan..
11-12 yaşlarına gelindiğindeyse ilkokul karnelerindeki 5'ler, yerlerini ortaokul karnelerindeki 4'lere 3'lere 2'lere 1'lere bırakmıştır, ders çalışmak yerine sporcu kartlarıyla kadrolar kurmanın, Muñeca brava'da Natalia Oreiro'nun dehşetengiz mal varlıklarına odaklanmanın, amiga 500'de sensible soccer oynamanın tercih edilmesinden ötürü.. Bu düşüş, nihayetinde aile meclisinin dikkatini çekmiştir doğal olarak.. Veli toplantısı vakti geldiğinde vücudu saran stres, toplantı sonrasında yerini salt sinire bırakır.. Veli tarafından, sorumlu insanı hesabı, hocaların ağzından çıkan her kelime, okunan her sınav notu(diğer öğrencilerinkiler de dahil olmak üzere) uzuv kadar bir kağıda karınca duası modunda kaydedilmiştir..Matematik dersinden alınan 63 puan, 85 alan Sine'nin, 91 alan Alican'ın, 100 alan Uğurcan'ın gölgesinde kalmış olduğundan, bu kişiler örnek gösterilerek delici bakışlarla hesap sorulur.. Yapılan minnacık bir haylazlık, diğer harbi yaramaz ve serseri çocukların tonla vukuatıyla bir tutularak "böyle böyle yapmışsın, yakışıyor mu sana..?" şeklinde yüze vurulup konuşmanın en gergin anlarına imza atılır.. Hıkla, mıkla, isyanla, hırla, gürle bu stres ve sinir dolu anlar geride bırakılmıştır fakat kalpteki kalıntıları, içte biriken tonla derde bir ek olmayı başarmıştır.. İbne Alican, orospu Sine, orospu çocuğu Uğurcan..
Lise dönemlerinde, hele de lise giriş sınavlarında yüksek bir puan alınıp bir dolu ineğin arasına düşüldüyse, toplantıların zaten daha o yaşta yorulmuş bünyeye gark ettiği olumsuzluklar da kat kat artar.. Müdür yardımcısının ve rehber öğretmeninin ota boka eve açtığı telefonlar, aslında ortada bir mesele dahi olmamasına rağmen bir utanç tablosu olarak yüze vurulur.. İşin içine bir de öss hazırlık aşaması -yani dersaneler- girdiği zaman tacizlerin içeriği "nasıl para kazanacaksın sen, nasıl saygı göreceksin, nasıl evleneceksin" tarzı gelecek kaygılarıyla dolar.. Denemelerde Onurcan gibi 290.585 puan alınamadığında, okulda not ortalaması Sima'nınki gibi 4,93 olmadığında uyuz uyuz söylenmelere maruz kalınır.. Ergenliğin getirdiği sıkıntılar, gerginlik, boşluk hissi falan zerre iplenmez her şeyi en iyi bildiğini sanan aile anlayışının gereğince.. Orospu Sima, orospu çocuğu Onurcan..
Rejenerasyon idmanındaki düz koşu temposuyla kapağın atılmış olduğu üniversitedeki hayatın daha ilk bir iki senesinde üstten ders alan eloğullarının da bu dünya üzerinde yaşıyor oldukları çalınır kulağa.. Sinancan'ın work and travel'la Amerika'ya, Emrecan'ın erasmus'la Çek Cumhuriyeti'ne, Ahmetcan'ın ise yazın dil öğrenmek üzere İngiltere'ye gideceği haberleri de sağlı sollu çakılır surata.. Bu sırada Türkiye'de kalmayı tercih etmiş Feritcan ve Buğracan da yaptıkları türlü yalakalıklarla kazandıkları mevki, sosyal statü ve imajla birlikte, eğitimle olmasa da bir şekilde örnek olarak karşımıza çıkabilirler.. Aynı anda hem okuyup, hem dil kursuna gidip, hem staj yapıp, hem sertifikalar alıp, hem toefl'a ales'e girip, hem uçan, hem kaçan azimli! gençlerin haberleri de aile, eş, dost, akraba gibi tüm insanlığı içeren devasa bir güruh tarafından beyne sokulduğu gibi, en ufak bilgi sahibi olunmadığı özel hayattaki yıkımlar, sorunlar, acılar vs gözardı edilerek kişisel saldırılara zemin hazırlar.. Sinancan, Emrecan, Ahmetcan, Feritcan, Buğracan vs.. Sizler de orospu çocuğusunuz..
A evlenmiş, B işe girmiş, C şu ülkeye gitmiş, D 2.5 milyar maaş alıyormuş, E'ye özel araba tahsis etmişler, F terfi etmiş, G'nin sigortası varmış, H çocuk yapmış, İ Amerika'ya yerleşmiş, J doktora yapıyormuş, K nişanlanmış, L'ye bir maaş ikramiye vermişler, M'nin cv'si bir sayfaya sığmıyormuş, N 20 yaşında iş hayatına atılmış, O şimdi asker, P müdür olmuş, R'yi şirket toplantı için Dubai'ye yollamış, S orospu, Ş Levent plazalarının aranan elemanıymış, T 7 dil biliyormuş, U si i o olmuş, Ü ev alıp kiraya vererek geleceğe yatırım yapmış, V'nin not ortalaması 3.89'muş, Y aslanmış, Z de kaplanmış..
imza: Oturduğu yerden millete söven Barakuda..
12 Kişi Üşenmedi:
orospu sine yi ısrarla başka türlü okumam algıda seçicilik değil de nedir :))
süper post keyifle okudum.. bi yandan da acı. alfabedeki tüm harfler bi yere varmışlar, önce beyaz kirlenmiş. pardon bu böyle değildi bizden bi bok olmadı, olmaz diye düzeltiyorum.
Son paragraf Natalia Oreiro'nun mal varlığı kadar dehşetengiz olmuş. Tebrikler.
bir daha bu tarz postlar atmamamız, yani çok laylaylom ruh hallerine sahip olmamız dileğiyle.. (nah)
+repler için teşekkürler arkadaşlar..
çok keyifli ve bi o kadar da gerçekçi bi post olmuş.Ellerine sağlık.
teşekkür ederiz..
yine mikemmel tespitler. harika bir yazı.
bir de emrecan,ahmetcan,sinancan bu yurtdışı gezilerinin fotoğraflarını facebooka koymuyolar mı ne güzel gezdik empire state e çıktık niyagarada yıkandık publarda kafa yaptık diye hepsi adi bunların...
koysunlar koysunlar da güneş gözlüklü yaka bağır açık vs olmasın mümkünse =)
Yine nefis bi post.Takipteyim haberin ola=))).
Bi de bu türler dediğin gibi sürekli Can'la biten isimlere sahipler.Utanmasa çocuğunun adını Patlıcan koyacak bir aile bir gün=))).
teşekkürler.. Sercan, Korcan, Engincan, Kılcan, Yüncan diye gidiyor bunlar durduramıyoruz..
özcan, sercan, tercan gibi isimler bu sınıfa girmez ya hopp :D onlar kendi başına isim ümitcan, hasancan gibi değiller :D
o değil de bnm boyumu bile kıyaslarlardı lan, çok akraba çocuğuyla "siz bi yan yana durun bakayım" vaziyeti yaşadım. 1 kişi hariç alayına ehehe :)
sırım gibi bir yiğitken hala bu bloglarda vakit öldürmen çok üzücü gerçekten yahu.. üzüldüm şimdi.. bengü senin tostunu yesin bee..
Yorum Gönder