
Alper Çağlar'ın, senaryosunu Bahadır Boysal'la birlikte yazıp aynı zamanda da yönettiği film, Bahadır Boysal'ın yarattığı çizgi karakter türbanlı Büşra'nın hikayesini anlatıyor..
Filmin, daha bırakın fragmanının çıkmasını, konusu belli olduğunda ve çekimlere başlandığında dahi aşırı derecede önyargılı eleştirilerle vurulduğunu belirtmek gerekiyor öncelikle.. Fragman çıktığında da zaten insanların filmi izlemiş gibi yerden yere vurmaları, belaltı çalışmaları, aşağılamaları ekşisözlük'te 2-3 dakika harcanarak görülebilir spoiler görmeden.. Spoiler görmeden diyorum çünkü ilk 3 sayfa sadece fragmanı izleyip de filme sövenlerle dolu.. Anlayın yani olayın vahametini..
İşte böyle baskı ve acımasızlıkla dolu bir süreçten sonra vizyona girebilmiş bir film Büşra.. Eleştirilerin(çoğu film izlenmeden yapılmış olanları zaten) genel olarak filmin siyasi yapısıyla ilgili olduğunu söyleyebilirim.. Eleştiriler bu yönde ancak filmin en ufak bir siyasi yönü yok aslında.. Türban kelimesini duyan herkes bir anda asıl anlatılmak istenen şeyleri yoksayıp başlıyorlar sövmeye ki bu resmen filmi yaratanlara ve amaçlarına hakaret.. Film, birbirlerinden çok farklı iki birey olan Büşra ve Yaman'ın yolunun kesişmesini ve bu süreçte yaşanan zıtlaşmaları, yakınlaşmaları, diğer yan öğelere yansımalarıyla beraber anlatmayı amaçlıyor ki bunun üzerine halen siyaset katmak bence paranoyaklıktan başka birşey değil..
Topluma mesaj verme kaygısıyla çekilmiş filmlere uyuz olmuşumdur hep.. Eğreti diyaloglar ve sahnelerle donatıp da kendinden tiksindiren sürüyle film var piyasada.. Kolay yolu seçenler yani.. Büşra'nın böyle bir derdi yok kesinlikle.. Olabildiğinde naif bir anlatıma sahip, öyle çok uç noktalarda duygular vaadetmeyen, kendi halinde..
İçerik olarak gönül rahatlığıyla beğendiğimi söylesem de teknik olarak bakıldığında elbette ki bazı amatörlükler göze çarpıyor.. Fakat her zaman bahsettiğim gibi bu tür ilk filmlere, deneme filmlerine, farklı filmlere her zaman toleranslı olunmasından yanayım.. Ve tabi ki gişede daha fazla şans verilmesinden.. ilk 3 gün rakamının 9.500'lerde olması içimi acıtıyor.. 9.500 diyince de Hayat Var'ın gişesi aklıma geldi şimdi bir de.. Yazık yani.. Ha bu da demek değildir ki her gişe yapan film kötüdür.. Ülkemizde 2.5 milyon gişe yapmış Nefes'i Kurtlar Vadisi-Irak'la bir tutanlar olduğu sürece.. Neyse..
Başroldeki Mine Kılıç öyle aman aman oynamamışsa da kesinlikle de sırıtmamış.. Başarılı sayılabilir.. Tayanç Ayaydın bohem, agresif, yalnız yazar Yaman rolüne çok iyi oturmuş.. Çok ısındığım, kimi zaman iç çektiren kimi zaman keşke dedirten bir karakterdi Yaman.. Yeniden: "aah ah".. Büşra'nın sözlüsü rolündeki Coşku Cem Akkaya ileride adından çokça söz ettirebilecek bir isim.. Ciddi bir yıldız kumaşı var ki filmin en değişik karakteri aslında.. Yaman'a çekilen ahlar yetmiyor, on katını Büşra'nın tiki kankası Selen(Enise Ütük) çektiriyor.. Murat Prosçiler de çok yetenekli bir oyuncu aslında.. Daha çok yapımda görmek isterdim kendisini..
Büşra kesinlikle şans verilmesi gereken, kendi içinde tutarlı, türban vs geyiklerine yem edilmeyi hak etmeyen, gayet izlenesi bir film diyerekten bitireyim..
7
0 Kişi Üşenmedi:
Yorum Gönder