Nefes afişiyle açılışı yaptım çünkü bu filmin Türkiye'nin adayı olarak gösterilmemesini kabul edemiyorum bir türlü. Her yerde senenin en iyi filmi olarak yorumlanan bu filmin yerine Güneşi Gördüm gönderildi, onlar da gösterdiler güneşi. En basitinden dünyanın en önemli sinema sitesi olarak kabul edilen imdb'nin top 250 listesinde kendisini göstermiş bir film bu. Kalıcı olamadı, kolay da değil zaten bu ama yeterli sebepti tek başına adaylık için. Büyük ihtimalle geçen senelerde Mahsun Kırmızıgül'ün ABD'de aldığı bir ödülün kaymağını yemek niyetindeydiler, geri tepti. Olan Nefes'e oldu, izlediğim üç aday filmin yanında adı yazılsa kesinlikle sırıtmazdı, hatta bence üçünden de daha iyi. Olayın bir de popülerlik tarafı var, bu aday filmler dünya genelinde isimlerini Oscar adaylıkları sayesinde duyurdular festivallerde izleyen kesimi ayrı tutacak olursak. Nefes ödülü alamasa bile sadece adaylıkta isminin geçmesiyle belki de imdb top 250'de sağlam bir yer edinecekti kendisine izleyen sayısının artması sebebiyle. Çok yazık oldu.

Arjantin adayı El Secreto de sus Ojos izlediğim üç film arasında en beğendiğim film oldu. Ana karakterin yıllar önce yaşadığı bir olayı kitaba dökmeye karar vermesiyle başlıyor film. Bu sayede bir geçmişi bir şimdiki zamanı göstererek güzel bir kurguda ilerliyor. Temposu çok yüksek olmasa da merak unsurunu kullanarak sürekli tetikte tutuyor izleyiciyi. Ana tema olarak da adalet kavramının sorgulanması etkileyici bir film ortaya çıkarıyor, finalin de bu etkileyicilik üzerinde büyük etkisi var tabii.
8,5

Un Prophete Fransızların adayı. Ülkede azınlık sınıfında bulunan Malik'in Araplar ve Korsikalıların çoğunlukta olduğu hapishanede yaşadıklarını anlatıyor. Hapse girdiğinde okuma yazma bile bilmeyen, içeriden kimseyi tanımayan ve dolayısıyla güçlülerden kimsenin yanında olmadığı bir durumdan yavaş yavaş yükselmesinin hikayesi. Fransa'nın etnik yapısı, hapishanedeki güç dengeleri ve hapishanelerin durumu gibi önemli unsurlara değiniyor. Süresi biraz daha kısa tutulsa fena olmazdı sanki. Üzerinde detaylıca durulmayan birkaç nokta da olmasa daha iyi bir film ortaya çıkabilirdi.
7,5

Almanlar Haneke yönetmenliğiyle Das weiss Band filmini aday göstermişler ki birçok yerde ödüle en yakın film olarak gösteriliyor. Birinci Dünya Savaşı öncesinde bir köye odaklanıyor film, köyde olan tuhaf kazalar ve olaylar üzerinde duruluyor. Ağır tempolu bir film olsa da o gerilim çok iyi yansıtılmış müthiş atmosfer sayesinde. Filmin siyah beyaz olması da bu sebeple iyi bir tercih olmuş. Çocuk oyuncuların performansları da çok başarılı. Finalde olaylar ve sonuçları hakkında önemli ipuçları verilse de açık yerlerin bırakılması negatif taraf benim açımdan.
7,5
Ödüle en yakın üç filmi izlemiş bulunuyorum bu sayede. Okuduğum, dinlediğim yorumlarda Das weiss Band ve Un Prophete ödüle daha yakın görülse de gönlüm Arjantinliden yana.

0 Kişi Üşenmedi:
Yorum Gönder