
Ülkemizin toplumun her kesiminden saygı gören bir sinema ödülleri töreninin olması hepimizin hayali elbette ancak bu Yeşilçam Ödülleri'nin de o çok söylenen "oscarlar"ın yanından dahi geçemeyeceği çok açık.. Hele de bu kadar çok ödül törenine sahipken aralarından birinin çıkıp yücelmesi pek kolay değil.. Altın Portakal, Altın Koza, İstanbul Film Festivali, Siyad vs diyerek gitgide uzar bu liste..
Ayrım yapmaksızın halen her ödül töreninde bazı önyargıların gerçek başarının takdir edilmesine engel olduğunu görebiliyoruz mesela.. Şimdi aklımda geldi.. Sene 2008'di galiba.. Hangi ödüller olduğunu hatırlamıyorum, en iyi erkek oyuncu dalında Kenan İmirzalıoğlu, Yetkin Dikinciler ve bir kişi daha adaydı.. Aday sayısı 3'tü yani.. Ödülü, adını hatırlamadığım kişi ve Yetkin Dikinciler beraber kazanmıştı.. Kabadayı'da bariz şekilde Şener Şen'i dahi sollamış bir performansı aşağılama yarışması yapılsa en etkili yol bu olurdu kesinlikle.. 3 aday göster, 2'sini seç, diğeri mal gibi kalsın.. Neden..? Önyargılar işte.. Kendisinin bugüne dek tek bir ödül alamamasını düşündükçe bu camianın da yapısını bizim, kulübü kendi ellerinde tutmak ve dışa kapatmak isteyen Galatasaray Lisesi zihniyetine benzetmem yanlış olmaz kesinlikle.. Sayısız örnekle de çoğaltılabilir bu adaletsizlik.. Ara ara, bugünkü Nefes'in başarısı gibi durumlar türer ama istisnalar kaideyi bozmuyor sonuçta..
Vavien'i ve İki Dil Bir Bavul'u izleyemedim ama Nefes'in bu ödülü almasını çok istiyordum, iyi ki de aldı.. İnsanlar hastalıklı beyinlerinin gerektirdiği şekilde bu filmi milliyetçi, militarist, ağlak vs olarak değerlendirip topa tutsa bile, objektif gözler ortada nasıl bir başyapıta sahip olduğumuzu görecektir.. Akademi The Hurt Locker rezaletini taçlandıradursun, Nefes, o filmden 9492829 kat daha kaliteli ve dürüst bir film olarak kalbimdeki özel yerinde sapasağlam durmaktadır.. Asıl saçma noktaysa bu aralarındaki en önemlisi sayılan ödüllerde en iyi film ödülünün Nefes'e verilip Akademi'yeyse Güneşi Gördüm'ün yollanmasıdır.. Bu noktada VendettA'nın Oscar öncesi En iyi yabancı dilde film dalıyla ilgili yazısına bir göz atmalı herkes.. Niye yabancılar gibi film yapamıyoruz diye çok kez dövünüyoruz ama kendi eserlerimizi bu denli yoksayarsak daha da çok dövünürüz..
Hayat Var öyle değişik bir eser ki bünyeye verdiği "film zevki"nden ziyade anlatmak istedikleriyle, yönetmeninin hayal dünyasıyla, oyunculuklarıyla beraber çok başka etmenler ışığında değerlendirmesi gerekir.. Tıpkı Sonbahar gibi.. Sadece şunlar iyiydi, şunlar kötüydü, aha da puanı şudur diye değerlendirmek çok sığ bir yaklaşım olacaktır.. Hayat'ın büyülü dünyası kendi içinde muhteşem yansıtılmış gerçekten ki burada Reha Erdem'in becerisi filmin her noktasında buram buram hissediliyor.. En iyi yönetmen ödülünü hakettiğini düşünüyorum..
En iyi erkek oyuncu adaylığında en şanslı isimler Mert Fırat ve Mete Horozoğlu idi.. Kalbim, beynim, mantığım, böbreğim, dalağım piyasada ne kadar erkek oyuncu ödülü varsa hepsini Mete Horozoğlu'nun kazanmasını diliyordu.. Olmadı ne yazık ki.. Bu demek değildir ki Mert Fırat başarısız.. Kendisi ezber bozacak çok zor bir role muhteşem şekilde hayat vermişti, büyülemişti.. Fakat Mete Horozoğlu'nun dünyada dahi eşine zor rastlanılacak performansının yanında çok gerideydi.. Ben şu satırları yazarken bile filmdeki sahneleri aklımı benden alıp bedenimi ürpertiyorsa iş orada bitmiştir zaten.. O oyunculuğu tam anlamıyla tanımlayacak yeteneğim yok benim yahu.. Bu adam tüm dünyanın canlı izlediği bir törenle falan onurlandırılmalı ve 6-7 milyar insan da bu performansı izlemelidir.. Ancak böylesine fantezilerle bezeli bir takdir yaraşır kendisine..
Hayat Var'da büyüsüyle, duruluğuyla, güzelliğiyle, hüznüyle herkesi büyüleyen Elit İşcan'ın en iyi genç yetenek seçilmesine çok sevindim.. Kendisini Beş Vakit'te hala izlememiş olmamsa benim ayıbımdır..
Bunca ünlü ismin, yetenekli oyuncunun ödül kazandıkları zaman konuşmalarında iki kelimeyi bir araya getirememesini bana kimse heyecanla açıklayamaz.. Uyuz oluyorum bu duruma.. Ödül verenler zaten bir garip, onları geçelim, ancak ödül alanlar da öeh dedirtince olmuyor işte.. Bir Cemal Toktaş vardı adam gibi iki kelam eden.. Cumbul da ne yaptığını bilmiyordu.. Vurguları olsun, laf kesişleri olsun, söze girişleri olsun.. Adayların tanıtımda kullanılan kısa görüntüler de ancak bu kadar saçmaca seçilebilirdi.. Tebrikler..
Reha Erdem'in kısa konuşması gecenin en önemli anıydı belki de.. Konuşmasında "bu ödül sanırım 2500küsür kişilik bir jürinin takdiri.. çok güzel.. neredeyse filmin gişesi kadar.. teşekkürler.." gibi bir cümle döküldü ki ağzından ilk anda herkes kopsa da gerçek çok acıydı aslında..
Töreni genel olarak pek kimsenin sallamamasıysa üzücü elbette ki.. Kimisi mecburen dizi setinde, kimisi oyununda, kimisinin bahanesi belli değil.. Türkiye'nin Oscarları deniyor ama işte hikaye nihayetinde..
En İyi Film : Nefes: Vatan Sağolsun
En iyi Yönetmen : Reha Erdem / Hayat Var
En iyi Kadın Oyuncu : Binnur Kaya / Vavien
En iyi Erkek Oyuncu : Mert Fırat / Başka Dilde Aşk
En iyi Yardımcı Kadın Oyuncu : Derya Alabora / Pandora'nın Kutusu
En iyi Yardımcı Erkek Oyuncu : Cemal Toktaş / Güneşi Gördüm
En iyi Görüntü Yönetmeni : Soykut Turan / Güneşi Gördüm
En iyi Senaryo : Engin Günaydın / Vavien
En iyi Müzik : Atilla Özdemiroğlu / Vavien
En iyi Genç Yetenek : Elit İşcan / Hayat Var
Turkcell İlk Film : Nefes: Vatan Sağolsun
En iyi Yönetmen : Reha Erdem / Hayat Var
En iyi Kadın Oyuncu : Binnur Kaya / Vavien
En iyi Erkek Oyuncu : Mert Fırat / Başka Dilde Aşk
En iyi Yardımcı Kadın Oyuncu : Derya Alabora / Pandora'nın Kutusu
En iyi Yardımcı Erkek Oyuncu : Cemal Toktaş / Güneşi Gördüm
En iyi Görüntü Yönetmeni : Soykut Turan / Güneşi Gördüm
En iyi Senaryo : Engin Günaydın / Vavien
En iyi Müzik : Atilla Özdemiroğlu / Vavien
En iyi Genç Yetenek : Elit İşcan / Hayat Var
Turkcell İlk Film : Nefes: Vatan Sağolsun

Elit..
1 Kişi Üşenmedi:
dur yaa daha küçük bu kız yaş sınırını geçsin o zaman gideri olur. :)
nefes filmi bu ödülü sonuna kadar hak etmiştir. ona laf edenlerin filmi izleyip izlemedikleri bile şüpheli. günümüzde demokratik olmanın baş şartı anlamadan dinlemeden bilmeden askerlere ve askerlerle ilgili her şeye sövmek, pkk savunucusu ya da kürt ülkücüsü olmak, taraf okumak, liboş olmak falan olduğu için nefes e çok tepki gelecektir, gelmiş bile hatta. bu sanat anlayışına sıçılası önyargı denizinde boğulası insanları fazla kaale almadan it ürür kervan yürür der ve jüriye entel dantellik yapmayıp hak eden filme ödülü verdiği için selamlarımı yollarım..
mert fırat ın süper ötesi oyunculuğuna asla lafım olamaz ama bence de mete horozoğlu efsaneydi..
Yorum Gönder